Kelimeler arşivi içinde; başında "kuru" olan, toplam 173 adet kelime bulunmaktadır. kuru ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kuru ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kuru olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KURUMSALLAŞTIRMAK
KURUMSALLAŞTIRMA
KURUMLANABİLMEK
KURULAYABİLMEK, KURUMLANABİLME, KURUMLAŞTIRMAK, KURUMLUPERVANE, KURUMSALLAŞMAK, KURUŞLANDIRMAK, KURUTULABİLMEK
KURULAYABİLME, KURUMLAŞTIRMA, KURUMSALLAŞMA, KURUNTUSUZLUK, KURUŞLANDIRMA, KURUTULABİLME
KURUDEĞİRMEN, KURULABİLMEK, KURULUŞÇULUK, KURUMSURAMAK, KURUNTULULUK, KURUTABİLMEK, KURUTAKIRDAK, KURUTUVERMEK, KURUYABİLMEK, KURUYAKALMAK, KURUYUVERMEK
KURUCAHÜYÜK, KURULABİLME, KURUMLANMAK, KURUMLAŞMAK, KURUMSUZLUK, KURUTABİLME, KURUTLUTEPE, KURUTUVERME, KURUYABİLME, KURUYUVERME
KURUCAABAT, KURUCAOLUK, KURUCAÖREN, KURUCAŞİLE, KURUKAĞŞAK, KURUKAYMAK, KURULANMAK, KURULAŞMAK, KURUMCULUK, KURUMLANIŞ, KURUMLANMA, KURUMLAŞMA, KURUMLULUK, KURUMSAMAK, KURUNTULUK, KURUNTUSUZ, KURUŞAKŞAK, KURUTMALIK, KURUTULMAK, KURUVERMEK, KURUYASICA
KURUAKSAK, KURUBACAK, KURUCABEL, KURUCAOVA, KURUCULAR, KURUCULUK, KURUÇEŞME, KURUDEZEN, KURUGERİŞ, KURUGİCİK, KURUGÖKÇE, KURUGÜNEY, KURUHÜYÜK, KURUKAVAK, KURUKAYIŞ, KURUKÖPRÜ, KURULAMAK, KURULANIŞ, KURULANMA, KURULAŞMA, KURULAYIŞ, KURUMATAN, KURUNTUCU, KURUNTULU, KURUPELİT, KURUPINAR, KURUSARAY, KURUŞTAŞI, KURUTELEK, KURUTMALI, Devamını Oku »»
KURUAĞAÇ, KURUAĞIL, KURUAYŞE, KURUBAKI, KURUBURU, KURUCALI, KURUÇALI, KURUDERE, KURUKAFA, KURULAMA, KURULGAN, KURULĞAN, KURULKAN, KURULMAK, KURULTAY, KURUMEŞE, KURUMSAK, KURUMSAL, KURUMSUZ, KURUPARA, KURUSARI, KURUSEKİ, KURUSIKI, KURUŞLUK, KURUTEPE, KURUTĞAN, KURUTMAÇ, KURUTMAK, KURUTTAŞ, KURUTUCU, Devamını Oku »»
KURUALİ, KURUBAŞ, KURUCAN, KURUCUK, KURUÇAM, KURUÇAY, KURUDAN, KURUDİL, KURUGAN, KURUGAZ, KURUGÖL, KURUKAN, KURUKOL, KURUKÖY, KURUKUR, KURULMA, KURULTU, KURULUK, KURULUŞ, KURUMAK, KURUMCU, KURUMLU, KURUMSU, KURUMUT, KURUNAZ, KURUNTU, KURUOBA, KURURAK, KURUTAÇ, KURUTAN, Devamını Oku »»
KURUCA, KURUCU, KURULE, KURULU, KURUMA, KURUTU
KURUK, KURUL, KURUM, KURUN, KURUŞ, KURUT
KURU
KURU
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.
KURUMSALLAŞTIRMA
Kurumsallaştırmak işi.
KURUTULABİLMEK
Kurutulması imkânı veya olasılığı bulunmak.
KURUMLAŞTIRMAK
Kurum durumuna getirmek.
KURUMLAŞTIRMA
Kurumlaştırmak işi.
KURULAYABİLME
Kurulayabilmek işi.
KURUMLUPERVANE
Vidalayı işlemek için kullanılan pervaneli araç. (Bor Niğde).
KURUŞLANDIRMAK
Bir listede yer alan her maddenin fiyat tutarını hesap edip belirtmek.
KURUNTUSUZLUK
Kuruntusuz olma durumu, evhamsızlık.
KURUMLANABİLMEK
Kurumlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KURUŞLANDIRMA
Kuruşlandırmak işi.
KURUMLANABİLME
Kurumlanabilmek işi.
KURUMSALLAŞTIRMAK
Kurumlaşmasını sağlamak.
KURUMSALLAŞMA
Kurumsallaşmak durumu.
KURUMSALLAŞMAK
Kurumsal duruma gelmek. Örgütlü duruma gelmek. Süreklilik kazanmak.
KURULAYABİLMEK
Kurulama imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KURU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AKAÇLAMAK
Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
AKBAKLA
Kuru fasulye.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.