Sonu KUNAR ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kunar" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kunar ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kunar olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kunar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KUNAR

Çamfıstığı.

SAKUNAR

Ambarda tahılların konulduğu bölüm. Değirmende öğütülen unun döküldüğü yer.

  -   -   -  

Anlamında KUNAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KUNAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FREMİTUS

Damar çeperinden ancak dokunarak hissedilebilen titreme. Nabız vurumu ve kalp sistoluyla aynı zamanlı olarak oluşan kalp ve atardamarlardaki dairevi dönüş hareketlerinin parmak uçlarıyla vızlama biçiminde hissedilmesi. Damar boşluğunun kan pıhtısıyla daraldığı durumlarda veya gebe hayvanlarda a. uterinea'da aşırı akım hâlinde bulunur. Yüksek ses, gürültü veya hırıltı.

SIYIRMAK

Hızla sürtünerek bir şeyin yüzünden bir parça soymak, koparmak veya üzerini hafifçe yırtmak. Çekip kurtarmak. Çekerek çıkarmak. Hafifçe dokunarak geçmek. Akıl sağlığını kaybetmiş olmak. Sürtünerek veya çekerek bir şeyi yerinden almak, kaldırmak. Bir şeyin üstündeki örtüyü çekerek almak veya açmak. Kazıyarak, silerek üzerinde veya içinde hiçbir şey bırakmamak.

LEMİS

El ile dokunarak duyma, bir şeye el ile dokunma.

DOKUMA

Dokumak işi, tekstil. Tezgâhta dokunarak elde edilen (kumaş). Kumaş olabilen, kumaş yapılabilen. Yapı, oluşum. Minder örtüsü, yatak kılıfı vb. için kullanılan ve boyalı pamuk ipliğinden dokunan bez.

YALAMAK

Bir şeyin üzerinden dilini sürüp geçirmek. Dilini gezdirerek bir şeyin üzerindekini almak. Sıyırarak, dokunarak geçmek. Dalgalar geminin içine girmeyip yalnız bordasını sıyırarak geçmek.

ÇEPUK

Meyve konulan sepet. Küçük sepet. Çam ağacından dokunarak yapılan ve elde taşınan bir tür sepet.

KIĞIŞDAMAK

Dere suyu, çakıllar arasından akarken ses çıkarmak. Kuru yapraklar ve sert cisimler birbirine dokunarak ses çıkarmak. Yerli yersiz konuşmak: Soğan kabuğundan kaynana olsa kığıştar. Yel estikçe kuru yapraklar sürtünerek ses çıkarmak, hışırdamak.

UÇKUNMAK

Bir şeyi çok isteyerek, sevinerek yapmak, yapmaya ivmek: Okula uçkunarak gidiyor. Korkmak, ürkmek: Çocuk öyle uçkunmuş ki ak pak olmuş. Kıskanmak. Bir işe, bir şeye aşırı istek duymak. Esirgemek, vermemek için geri çekmek.

CIPCIP

Alkış. İki çocuğun karşılıklı, ellerini birbirine vurup, yüzlerine dokunarak oynadıkları oyun. Çırpınarak yıkanmayı anlatır.

DALAMAK

Köpek, kurt vb. hayvanlar dişlemek, ısırmak. Zehirli böcek, ısırgan otu, sert kumaş dokunarak teni acıtmak veya kaşındırmak.

YAMÇI

Bir yüzü uzun tüylü, kalın yünden dokunarak yapılmış yağmurluk.

YALAZIMAK

Alev dokunarak, yalayarak geçmek. Ateşte tüy ve benzerleri yakmak. Herhangi bir şeyi ateşin alevi ile dağlamak.

LAKUNA

Aralık, delik, su dolu çukur, açıklık. Kıkırdak ve kemik dokuda hücrelerin doldurduğu boşluklar. Akantosefalalarda lakunar sistemi oluşturan kanallar. Böceklerin gelişen kanatlarında sinir, trake ve hemolenf içeren kanallar.

MASTÜRBASYON

Cinsel bölgelere dokunarak orgazm sağlama, istimna, onanizm.

YOKLAMAK

Dokunarak incelemek. Durum, bilgi, niyet vb.ni belirlemeye veya anlamaya çalışmak. Ziyaret veya sağlığını sormak amacıyla birine gitmek. Aramak, araştırmak. Bakmak, gözden geçirmek, kontrol etmek. Ara sıra etkisini göstermek.

KIĞIŞTAMAK

Kuru yapraklar ve sert cisimler birbirine dokunarak ses çıkarmak.

ARKAÇLIK

Hamal semeri, sırta yük alınacağı zaman konulan çul, çuval, keçe parçası, altlık. Dokumada argaç olmaya elverişli ip. Kıl veya yünden dokunarak su tuluğuna sarılan veya ocak kenarlarına serilen küçük kilim.

GIDIKLAMAK

Vücudun bazı yerlerine dokunarak ürperme veya gülerek kaçınma ile beliren bir sinir tepkisi uyandırmak. Eğlendirici, hoşa giden sözler söylemek.