KUN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kun" olan, toplam 85 adet kelime bulunmaktadır. kun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KUNEKUNEDOMUZU

12 harfli kelimeler

KUNDURACILIK, KUNDUZGİLLER, KUNDAKLATMAK, KUNDAKLANMAK

11 harfli kelimeler

KUNDUZAĞILI, KUNKULLAMAK, KUNDAKLAYIŞ, KUNDAKLATMA, KUNDAKÇILIK, KUNDAKLAMAK, KUNDAKLANIŞ, KUNDAKLANMA

10 harfli kelimeler

KUNDAKLAMA

9 harfli kelimeler

KUNDAKSIZ, KUNDURACI, KUNNUYUCU, KUNTUKMAK

8 harfli kelimeler

KUNDAKÇI, KUNDAKLI, KUNNEMEK, KUNLAMAK, KUNNAMAK, KUNDUZLU, KUNDULLU, KUNDURYA

7 harfli kelimeler

KUNDÜME, KUNDURA, KUNDUME, KUNDULU, KUNDURU, KUNGGLU, KUNGULU, KUNDİYE, KUNKULA, KUNTURA, KUNLACI, KUNDALA, KUNNACI

6 harfli kelimeler

KUNEAT, KUNKUR, KUNEUS, KUNGFU, KUNPİR, KUNKUL, KUNNUK, KUNNAÇ, KUNNUS, KUNDUR, KUNCİK, KUNDAH, KUNDAK, KUNDAŞ, KUNTUK, KUNDEZ, KUNTIÇ, KUNDİK, KUNDİM, KUNTAK, KUNDUH, KUNDUK, KUNDUL, KUNDUZ

5 harfli kelimeler

KUNYE, KUNZU, KUNYA, KUNUT, KUNTİ, KUNSİ, KUNNU, KUNNA, KUNKA, KUNER, KUNDU, KUNDİ, KUNDI, KUNDE, KUNDA, KUNÇI, KUNCİ, KUNAR

4 harfli kelimeler

KUNT, KUNU, KUNA

3 harfli kelimeler

KUN

Bazı kelimelerin anlamları

KUN

Koyun.

KUNDAKLANMA

Kundaklanmak işi.

KUNDAKLATMAK

Kundaklama işini yaptırmak.

KUNDAKLANIŞ

Kundaklanma işi.

KUNDAKLATMA

Kundaklatmak işi.

KUNDAKLAMAK

Bebeği kundağa sarmak. Bir yeri kundakla yakmak. Ara bozmak, aldatmak. Tüfek namlusunu kundağa bağlamak. Saçları yemeninin içine toplayarak bağlamak.

KUNDAKÇILIK

Kundakçının yaptığı iş. Ara bozuculuk.

KUNDAKLANMAK

Kundaklama işi yapılmak veya kundaklama işine konu olmak.

KUNDUZAĞILI

Tokat şehrinde, Artova belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KUNDURACILIK

Kunduracının yaptığı iş.

KUNDAKSIZ

Kundağı olmayan.

KUNDAKLAYIŞ

Kundaklama işi.

KUNKULLAMAK

İki omuz arasına almak, sırtlamak : Şu çocuğu kunkulla.

KUNEKUNEDOMUZU

Diğer domuz ırklarından oldukça küçük olan, bacakları kısa ve vücutları yuvarlak kısa formda, tüy rengi ise değişik olup siyah, siyah-beyaz, sarı ve kahverengi olabilen, dişileri 5 aylık yaşta gebe kalabilme yeteneği gösteren domuz ırkı.

KUNDAKLAMA

Kundaklamak işi.

KUNDUZGİLLER

Kemiriciler (Rodentia) takımının, yalın dişligiller (Simplicidentata) alt takımının, sincabımsılar (Sciuromorpha) bölümünden, geniş, yassı ve ucu pullu bir kuyrukları olan, art ayak parmaklarının arası perdeli, büyük ve tıknaz, toplu hâlde su kenarlarında kemirerek devirdikleri kütüklerden köy fırınına benzer yuvalar yapan, iyi yüzen, kastor adı verilen çok değerli postları olan bir familya. Kunduz (Castor fiber), Kanada kunduzu (C.canadensis) türleri iyi bilinir. (Castoridae),iyi bilinen türleridir (bk).

  -   -   -  

Anlamında KUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHTAPOT

Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.

ALPAKA

Çift parmaklılar takımının devegiller sınıfından, Güney Amerika'da yaşayan, uzun tüylü, memeli bir hayvan (Lama glama pacos). Bu yünden dokunan kumaş. Alman gümüşü. Bu hayvanın yumuşak, hafif, dayanıklı ve parlak olan yünü.

ACIMSI

Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.

AKICI

Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.

ATEŞ

Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

AKROSTİŞ

Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

ARBALET

Kundaklı, tetikli yay.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

AĞITLAMA

Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.

ANGORA

Ankara keçisinin kılından veya tavşanının tüyünden elde edilen iplikle dokunan (giysi).

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

ANESTEZİ

Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.

APPASSİONATO

Coşkun bir biçimde.

ABANİ

Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ALGIN

Cılız, zayıf, hastalıklı. Birine gönül vermiş, tutkun, vurgun.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.