Kelimeler arşivi içinde; başında "kulak" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. kulak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kulak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kulak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KULAKSIZLIK, KULAKSIZLAR, KULAKLAŞMAK, KULAKDAVULU
KULAKSAMAK, KULAKPINAR
KULAKTOZU, KULAKLAMA, KULAKAÇAN
KULAKKÖY, KULAKÇIK, KULAKLIK, KULAKÇAK, KULAKSIZ, KULAKAŞI, KULAKTAN
KULAKLI, KULAKÇI
KULAK
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
KULAKSAMAK
Dinlemek, kulak vermek, önem vermek.
KULAKLAMA
Bir ucu sivri, diğer ucu çatallı biçimde kesilmiş odun.
KULAKAŞI
İçi peynirle doldurulmuş muska biçiminde hamur aşı. (Tavşanlı Kütahya).
KULAKSIZ
Kulak kepçesi olmayan.
KULAKDAVULU
Kulak zarı.
KULAKTOZU
Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü.
KULAKAÇAN
İnce, uzun kahverenkli bir böcek.
KULAKÇIK
Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı.
KULAKÇAK
Küpe. Kulaklık: Hava soğuk kulakçağını dak ta öyle git.
KULAKLAŞMAK
Birbirinin kulağına fısıldamak.
KULAKKÖY
Balıkesir kenti, Manyas ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ordu şehrinde, Fatsa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KULAKLIK
Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.
KULAKSIZLAR
Manisa şehri, Akhisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KULAKSIZLIK
Kulaksız olma durumu.
KULAKPINAR
Bursa şehrinde, Karacabey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Bu bölümde tanımı içerisinde KULAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARSAK
Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılmış olan bir tür memeli (Vulpes corsac).
BAYKUŞ
Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı.
KAMIŞKULAK
Kulakları ince, düzgün ve dik at.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
KOÇBOYNUZU
Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel. Elibelinde.
KEMİRCİK
Burun, kulak vb.nde bulunan küçük kıkırdak.
KABAŞİŞ
Kabakulak.
KARAKAŞ
Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun.
DİYASTOL
Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
DOLAMBAÇ
Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı. Başlık. İç kulak.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
GACIRDAMAK
"Gacır" diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak.
DALIZ
İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.
İŞİTMEK
Kulakla algılamak, duymak. Haber almak.
KAFA
İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.
HABERCİ
Haber getiren kimse, ulak. Karakulak. Bir durumun, bir olayın belirtisi. Muhbir, ihbar eden kimse. Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse.
KABAKULAK
Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık, kabaşiş, yazma (I).
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
EŞEK
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.