KULAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kulak" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. kulak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kulak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kulak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

KULAKSIZLIK, KULAKSIZLAR, KULAKLAŞMAK, KULAKDAVULU

10 harfli kelimeler

KULAKSAMAK, KULAKPINAR

9 harfli kelimeler

KULAKTOZU, KULAKLAMA, KULAKAÇAN

8 harfli kelimeler

KULAKKÖY, KULAKÇIK, KULAKLIK, KULAKÇAK, KULAKSIZ, KULAKAŞI, KULAKTAN

7 harfli kelimeler

KULAKLI, KULAKÇI

5 harfli kelimeler

KULAK

Bazı kelimelerin anlamları

KULAK

Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.

KULAKSAMAK

Dinlemek, kulak vermek, önem vermek.

KULAKLAMA

Bir ucu sivri, diğer ucu çatallı biçimde kesilmiş odun.

KULAKAŞI

İçi peynirle doldurulmuş muska biçiminde hamur aşı. (Tavşanlı Kütahya).

KULAKSIZ

Kulak kepçesi olmayan.

KULAKDAVULU

Kulak zarı.

KULAKTOZU

Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü.

KULAKAÇAN

İnce, uzun kahverenkli bir böcek.

KULAKÇIK

Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı.

KULAKÇAK

Küpe. Kulaklık: Hava soğuk kulakçağını dak ta öyle git.

KULAKLAŞMAK

Birbirinin kulağına fısıldamak.

KULAKKÖY

Balıkesir kenti, Manyas ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir bölge. Ordu şehrinde, Fatsa ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KULAKLIK

Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç.

KULAKSIZLAR

Manisa şehri, Akhisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KULAKSIZLIK

Kulaksız olma durumu.

KULAKPINAR

Bursa şehrinde, Karacabey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

  -   -   -  

Anlamında KULAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KULAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KARSAK

Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılmış olan bir tür memeli (Vulpes corsac).

BAYKUŞ

Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı.

KAMIŞKULAK

Kulakları ince, düzgün ve dik at.

AKKARAMAN

Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.

KOÇBOYNUZU

Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel. Elibelinde.

KEMİRCİK

Burun, kulak vb.nde bulunan küçük kıkırdak.

KABAŞİŞ

Kabakulak.

KARAKAŞ

Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun.

DİYASTOL

Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.

AMPÜTASYON

Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.

DOLAMBAÇ

Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı. Başlık. İç kulak.

DİNLEMEK

İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.

GACIRDAMAK

"Gacır" diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak.

DALIZ

İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.

İŞİTMEK

Kulakla algılamak, duymak. Haber almak.

KAFA

İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.

HABERCİ

Haber getiren kimse, ulak. Karakulak. Bir durumun, bir olayın belirtisi. Muhbir, ihbar eden kimse. Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse.

KABAKULAK

Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık, kabaşiş, yazma (I).

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

EŞEK

Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.