Kelimeler arşivinde; içinde "kulak" olan, toplam 48 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kulak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kulak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kulak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YARIMKABAKULAK
KULAKSIZLAR, KULAKLAŞMAK, KULAKDAVULU, KULAKSIZLIK
SAĞIRKULAK, MÜHÜRKULAK, KULAKSAMAK, YAPRIKULAK, KULAKPINAR, KAMIŞKULAK, KIZILKULAK
TERSKULAK, SARIKULAK, YABAKULAK, GARAKULAK, KULAKLAMA, KULAKAÇAN, EKŞİKULAK, EĞŞİKULAK, KABAKULAK, KARAKULAK, KULAKTOZU
KULAKTAN, YANKULAK, KULAKÇIK, PAVKULAK, KULAKLIK, KULAKSIZ, DİLKULAK, ACIKULAK, DİKKULAK, KULAKKÖY, KULAKÇAK, KULAKAŞI, BOZKULAK, FASKULAK, FOSKULAK
SAKULAK, ÜÇKULAK, UÇKULAK, KULAKÇI, ÇUKULAK, AKKULAK, KULAKLI, CUKULAK, ATKULAK
KULAK
KULAK
Başın her iki yanında bulunan işitme organı. Saban kulağı. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri. Varlıklı Rus köylüsü. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği.
YABAKULAK
Büyük, biçimsiz kulaklı kişi.
KIZILKULAK
Bir çeşit balık, çipura.
YAPRIKULAK
Aşağı doğru sarkık, büyük kulak.
TERSKULAK
Bir çeşit mantar.
MÜHÜRKULAK
Sivas ili, Kuşkayası nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KULAKLAŞMAK
Birbirinin kulağına fısıldamak.
KULAKSAMAK
Dinlemek, kulak vermek, önem vermek.
SARIKULAK
Kefal yavrusu. Yakınının kötü yolda olmasına göz yuman kimse.
KULAKSIZLIK
Kulaksız olma durumu.
SAĞIRKULAK
Tarlalarda ekin arasında biten, yaprağı kavak yaprağına benzeyen bir çeşit ot.
YARIMKABAKULAK
Tütünde görülen bir hastalık.
KULAKPINAR
Bursa şehrinde, Karacabey belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KAMIŞKULAK
Kulakları ince, düzgün ve dik at.
KULAKDAVULU
Kulak zarı.
KULAKSIZLAR
Manisa şehri, Akhisar ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Bu bölümde tanımı içerisinde KULAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
HABERCİ
Haber getiren kimse, ulak. Karakulak. Bir durumun, bir olayın belirtisi. Muhbir, ihbar eden kimse. Bir haberi usulünce hazırlayan ve yayın organlarında yayımlayan kimse.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
KARAKAŞ
Genellikle Güneydoğu Anadolu'da yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve tırnakları siyah, yağlı kuyruğunun uç kısmı fazla sarkık bir tür koyun.
KABAŞİŞ
Kabakulak.
KEMİRCİK
Burun, kulak vb.nde bulunan küçük kıkırdak.
KOÇBOYNUZU
Üzerine ip iliştirmeye yarayan, iki kulaklı ağaç veya metal çengel. Elibelinde.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
KARSAK
Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılmış olan bir tür memeli (Vulpes corsac).
KABAKULAK
Tükürük bezlerinin, özellikle kulak altı bezlerinin iltihaplanmasıyla beliren bulaşıcı, salgın ve ateşli bir hastalık, kabaşiş, yazma (I).
KOMA
Bazı hastalıklar, yaralanmalar, zehirlenmeler sırasında görülen anlama, duyma ve hareketin büsbütün veya az çok kaybolmasıyla beliren bilinç kaybı durumu. Eski Yunanlarda, eşit olmayan iki ses arasında kulakla seçilebilecek en küçük aralık.
DALIZ
İç kulaktaki kemik dolambacın orta bölümü.
EŞEK
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı, merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus). Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa.
BAYKUŞ
Başında, kulak yerinde iki sorgucu bulunan, yırtıcı gece kuşlarının genel adı.
DİYASTOL
Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.
KAFA
İnsan başı, ser. Kavrama ve anlama yeteneği, zekâ, zihin, bellek. Hayvanlarda genellikle ağız, göz, burun, kulak vb. organların bulunduğu vücudun en ön bölümü. Görüş ve inançların etkisi altında beliren düşünme ve yargılama yolu, zihniyet. Çocuk oyunlarında kullanılan zıpzıp taşının veya cevizin büyük boyu. Mekanik bir bütünün parçası.
DOLAMBAÇ
Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı. Başlık. İç kulak.
GACIRDAMAK
"Gacır" diye kulak tırmalayıcı ve düzensiz ses çıkarmak.
AKKARAMAN
Orta ve Doğu Anadolu'nun batı kesimlerinde yaygın olarak yetiştirilen, vücudu beyaz, ağız, burun, göz etrafı, kulak ve ayaklarında siyah lekeler bulunabilen, kaba karışık yapağılı, yerli bir tür koyun.
DİNLEMEK
İşitmek için kulak vermek. Uymak, baş eğmek, itaat etmek. Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak. Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek.
İŞİTMEK
Kulakla algılamak, duymak. Haber almak.