Kelimeler arşivi içinde; başında "kov" olan, toplam 116 adet kelime bulunmaktadır. kov ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kov ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kov olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOVALAYABİLMEK, KOVUŞTURMAZLIK
KOVALAYABİLME, KOVDURABİLMEK
KOVDURABİLME
KOVALIPINAR, KOVAŞTIRMAK, KOVBOYCULUK, KOVDRİYOZİS, KOVUŞTURMAK
KOVABİLMEK, KOVAÇLAMAK, KOVALAMACA, KOVALANMAK, KOVALAŞMAK, KOVALATMAK, KOVANCILAR, KOVANLAMAK, KOVANPINAR, KOVAŞLAMAK, KOVDURTMAK, KOVUKÇINAR, KOVUKLAŞMA, KOVUKPELİT, KOVUŞTURMA
KOVABİLME, KOVAÇAYIR, KOVALAMAK, KOVALANIŞ, KOVALANMA, KOVALATMA, KOVALAYIŞ, KOVALTMAK, KOVANAĞZI, KOVANCILI, KOVANKAYA, KOVANOLUK, KOVANÖREN, KOVARYANS, KOVBOYLUK, KOVDURMAK, KOVDURTMA, KOVİYELLO, KOVLANGOZ, KOVLAŞMAK, KOVUKYURT, KOVURTMAK
KOVALAMA, KOVALICA, KOVALKAN, KOVALMAK, KOVALTAK, KOVALTAZ, KOVANCIK, KOVANLIK, KOVANOTU, KOVCULUK, KOVDURMA, KOVERMEK, KOVLAMAK, KOVRAMAK, KOVŞALAK, KOVŞAMAK, KOVULMAK, KOVUNMAK, KOVURGEÇ, KOVURMAK, KOVUŞMAK, KOVZALAK, KOVZAMAK
KOVAÇKA, KOVALAK, KOVALIK, KOVALTI, KOVANCA, KOVANCI, KOVANLI, KOVİRÜS, KOVLAMA, KOVUCAK, KOVUCUK, KOVUKLU, KOVULMA, KOVULUŞ, KOVUNTU, KOVURMA
KOVALI, KOVANK, KOVATA, KOVBOY, KOVÇAK, KOVLAN, KOVMAK, KOVNAZ, KOVSAK, KOVSUK, KOVŞAK, KOVUCU, KOVZAK, KOVZAT
KOVAK, KOVAN, KOVAR, KOVCU, KOVEN, KOVER, KOVMA, KOVOZ, KOVUH, KOVUK, KOVUŞ, KOVUZ, KOVÜK
KOVA, KOVU
KOV
KOV
Dedikodu. Sivrisinek vb. hayvanların ısırmasından korunmak için vücuda sürülen özel sıvı.
KOVALAMACA
Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu. Arkasından koşma, peşinden gitme.
KOVALAŞMAK
Bir kaç kişi bir olup birini çekiştirmek.
KOVUŞTURMAK
Suçlu olduğu ileri sürülen biri için gerekli araştırma ve soruşturmayı yapmak, takip etmek.
KOVALANMAK
Kovalama işine konu olmak.
KOVABİLMEK
Kovma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOVAÇLAMAK
Kovalamak.
KOVALAYABİLME
Kovalayabilmek işi.
KOVUŞTURMAZLIK
(Söz sanatı terimi) Cümlede, başlanmış bulunan bir kuruluşu bırakıp sözü başka bir kuruluşla bitirme çalımı. "O sana bu kadar iyilik etsin, sonra da ondan en ufak bir yardımı esirgemek!" gibi ki baştaki cümleye göre son parça sonra da sen ondan en ufak bir yardımı esirge! şeklinde olmalı idi.
KOVALAYABİLMEK
Kovalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOVBOYCULUK
Kendilerini kovboya benzeterek oynanan bir çocuk oyunu.
KOVDURABİLME
Kovdurabilmek işi.
KOVAŞTIRMAK
Kovalamak.
KOVALIPINAR
Van şehri, Başkale belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KOVDURABİLMEK
Kovdurma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOVDRİYOZİS
Sahra Çölü'nün güneyinde ve kimi Hint Okyanusu adalarında görülen, geviş getiren hayvanlara Amblyomma hebraeum ve A. variegata türü kenelerle taşınan, Cowdria ruminantium türü riketsiyaların neden olduğu, plöra, perikart ve plöral boşlukta sıvı toplanmasıyla belirgin öldürücü hastalık, sulu kalp.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOV geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEFETMEK
Kovmak. Savmak, savuşturmak.
ÇIKRIK
Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç. Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir. İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap.
DEHLEMEK
Hayvanı "deh" diyerek yürütmek. Kovmak.
DEDİKODU
Başkalarını çekiştirmek ve kınamak üzere yapılmış olan konuşma, kov, gıybet, kılükal.
ADESE
Mercek. Kovucuk.
DEDİKODUCU
Çok dedikodu yapan, kovcu, gıybetçi, dillek.
BAKRAÇ
Çoğunlukla bakırdan yapılmış olan küçük kova. Bu kovanın alabildiği miktarda olan.
AKAĞAÇ
Gürgengillerin, kerestesinden yararlanılan beyaz kabuklu bir türü (Zelkova carpinifolia).
DALDIZ
Marangozların kullandığı ağaç oymaya yarayan oluklu demir alet. Ağaçtan oyulmuş arı kovanı. Ağaçtan oyulmuş yayık. Petekten bal almak için kullanılan demir kepçe, demir bıçak.
AFOROZLAMAK
Aforoz etmek, kovmak.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
DOLGU
Bir oyuğun, bir kovuğun içine doldurulan madde. Toprak doldurma işlemi. Bu işlemin sonucu. Cevher alınmasından sonra oluşan boşlukların doldurulma işleminde kullanılan taş, toprak vb. malzeme.
BALIK
Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı. Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
AFOROZLU
Aforoz edilmiş, kovulmuş, uzaklaştırılmış.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
DEDİKODUCULUK
Dedikoducu olma durumu, kovculuk, gıybetçilik, dilleklik.
ARILIK
Temizlik, saffet, sililik. Günahsızlık. Kovanların konulduğu yer, kovanlık.