KORUN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "korun" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. korun ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu korun ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde korun olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KORUNULABİLMEK

13 harfli kelimeler

KORUNULABİLME, KORUNAKSIZLIK

12 harfli kelimeler

KORUNABİLMEK, KORUNAKLILIK

11 harfli kelimeler

KORUNABİLME, KORUNAKLAMA

10 harfli kelimeler

KORUNGALIK, KORUNULMAK, KORUNAKSIZ

9 harfli kelimeler

KORUNAKLI, KORUNULMA, KORUNUMLU

8 harfli kelimeler

KORUNCAK, KORUNMAK

7 harfli kelimeler

KORUNGA, KORUNMA, KORUNTU, KORUNUK, KORUNAK, KORUNUM

6 harfli kelimeler

KORUNÇ, KORUNU

5 harfli kelimeler

KORUN

Bazı kelimelerin anlamları

KORUN

Üst derinin en dış tabakası.

KORUNULABİLMEK

Korunulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KORUNAKLI

Korunağı olan.

KORUNMAK

Kendini korumak, sığınmak, sakınmak. Koruma işine konu olmak.

KORUNUMLU

Mekanik enerjisini değişmez kılan (sistem).

KORUNULMA

Korunulmak işi.

KORUNAKLAMA

Filmlerin kısa ya da uzun sürede korunması, saklanması amacıyla, gerekli koşullara uygun yerlerde, özellikle korunaklarda bulundurulması, sınıflandırılması.

KORUNULABİLME

Korunulabilmek işi.

KORUNAKSIZ

Korunağı olmayan.

KORUNAKLILIK

Korunaklı olma durumu.

KORUNULMAK

Korunma işi yapılmak.

KORUNABİLMEK

Korunma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KORUNGALIK

Tirfil tarlası.

KORUNABİLME

Korunabilmek işi.

KORUNCAK

Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme, mahfaza.

KORUNAKSIZLIK

Korunaksız olma durumu.

  -   -   -  

Anlamında KORUN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KORUN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

GARD

Eskrim, boks vb. oyunlarda korunmak için alınan durum.

DEPO

Korunmak, saklanmak veya gerektiğinde kullanılmak için bir şeyin konulduğu yer, ardiye. Ordu mallarının saklandığı, bakımlarının yapıldığı yer, debboy. Bir malın toptan satıldığı ve çokça bulunduğu yer.

DEHALET

Sığınma, korunma.

BOYNUZ

Bazı hayvanların başında bulunan, tırnaksı bir maddeden, uzun, kıvrık veya çatallı korunma organı. Bu organdan yapılmış. Kurşun borudan kol alma işleminde kullanılan demirden yapılmış alet.

BÖRKENEK

Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü. Yağmurdan veya soğuktan korunmak için giyilen ucu sivri boşluk, külah.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

ANTREPO

Gümrüklere gelen ticari eşyanın konulduğu, korunduğu yer.

DEVELİK

Özellikle Güneydoğu Anadolu'daki evlerin alt katında bulunan, develerin korunduğu veya bağlandığı bölüm. Defne.

DAĞILMA

Dağılmak işi. Bir hedefe aynı silahla atılan mermilerin, barut haklarının ve başka şartların değişmesi yüzünden ayrı ayrı noktalara vurması. Sınırlı bölgelere toplanmış birlik, gereç ve kuruluşların düşman saldırısına karşı daha iyi korunmalarını sağlamak amacıyla birbirlerinden uzaklaştırılmaları.

GİYMEK

Örtünüp korunmak için bir şeyi vücuduna geçirmek. Ağır söz veya hakareti, küçültücü davranışı ses çıkarmadan dinlemek.

GÖLGE

Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

BOSTANCI

Bostan işleriyle uğraşan kimse. Osmanlılarda sarayın korunmasına ve şehrin güvenliğine bakmakla görevli olan erlerden her biri.

BAKIMEVİ

Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.

CİBİNLİK

Sivrisinekten ve başka böceklerden korunmak için yatağın üstüne ve yanlarına gerilen çadır biçiminde tül.

DAMACANA

Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe.

EMANET

Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia. Can, ruh. Bir kimse ile birine gönderilen şey. Eşyanın ücret karşılığı geçici bir süre bırakıldığı yer.

DAVA

Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma. Sorun. Sav. Ülkü. Sevgili.

DOKUNULMAZ

İlişilmez, el sürülmez, taarruzdan korunmuş. Hiçbir biçimde eleştirilemez.