KONU ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "konu" olan, toplam 100 adet kelime bulunmaktadır. konu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu konu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde konu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KONUŞTURABİLMEK

14 harfli kelimeler

KONUMLANDIRMAK, KONURHACIOBASI, KONUŞLANDIRMAK, KONUŞTURABİLME

13 harfli kelimeler

KONUŞLANDIRMA, KONUMLANDIRMA, KONUKSEVERLİK

12 harfli kelimeler

KONUŞTURTMAK, KONULUVERMEK, KONUŞMACILIK, KONUŞUVERMEK, KONULABİLMEK, KONUŞABİLMEK

11 harfli kelimeler

KONULABİLME, KONUŞUVERME, KONUMLANMAK, KONUTLANMAK, KONULUVERME, KONURLANMAK, KONUŞABİLME, KONUŞTURMAK, KONUKBEKLER, KONUŞKANLIK, KONUŞLANMAK, KONUKLANMAK, KONUŞTURTMA

10 harfli kelimeler

KONUVERMEK, KONUŞUKLUK, KONUŞLANMA, KONUŞULMAK, KONUTLANMA, KONUŞMALIK, KONUMTASAR, KONUMLANMA, KONUŞUMLUK, KONUŞTURMA, KONUMLAMAK, KONUKÇULUK, KONUKLAMAK, KONUKSAYAR, KONUKSEVEN, KONUKSEVER

9 harfli kelimeler

KONUMLAMA, KONUVERME, KONUŞULMA, KONUKLAMA, KONUŞMALI, KONUŞMACI, KONUŞAKLI, KONUKTEPE, KONURTEPE, KONURÖREN, KONURALAN, KONURKALE

8 harfli kelimeler

KONURLAR, KONUKLAR, KONURATA, KONUŞMAK, KONURALP, KONUKEVİ, KONUKLUK, KONUKMAK, KONURBEY, KONURCAK, KONUŞKAN, KONUŞUCU, KONULMAK, KONURTAY, KONUMDAŞ, KONUDIŞI

7 harfli kelimeler

KONUKÇA, KONUKÇU, KONUŞUK, KONUKCU, KONULUK, KONUŞUŞ, KONURAY, KONURAT, KONUKLU, KONURLU, KONUŞMA, KONURCA, KONULGA, KONULMA, KONUSUZ, KONURSU, KONURSA, KONURÖZ

6 harfli kelimeler

KONULU, KONUŞU

5 harfli kelimeler

KONUT, KONUZ, KONUŞ, KONUS, KONUR, KONUM, KONUK, KONUÇ

4 harfli kelimeler

KONU

Bazı kelimelerin anlamları

KONU

Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.

KONUŞLANDIRMAK

Savaş araç ve gereçlerini stratejik bir bölgede yerleştirmek.

KONURHACIOBASI

Kırıkkale şehrinde, Keskin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KONUKSEVERLİK

Konuksever olma durumu, misafirperverlik.

KONUMLANDIRMA

Konumlandırmak işi.

KONUŞTURTMAK

Konuşturma işini yaptırmak.

KONUŞTURABİLMEK

Konuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KONULUVERMEK

Çabucak konmak.

KONUŞABİLMEK

Konuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KONUŞTURABİLME

Konuşturabilmek işi.

KONUŞMACILIK

Konuşmacı olma durumu, hatiplik, konferansçılık.

KONUŞUVERMEK

Ansızın konuşmak.

KONULABİLMEK

Konulma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KONUMLANDIRMAK

Bir ürünü veya hizmeti rakiplerinden ayırmak için pazarlama çalışması yapmak. Yerleştirmek.

KONULABİLME

Konulabilmek işi.

KONUŞLANDIRMA

Konuşlandırmak işi veya durumu.

  -   -   -  

Anlamında KONU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KONU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

AĞIRLANMAK

Ağırlama işine konu olmak.

ACILAŞMAK

Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.

ABARTILMAK

Abartma işine konu olmak.

ACINMAK

Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.

ADANMAK

Adama işine konu olmak.

AÇIKLAMAK

Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AÇIMLAMAK

Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.

ACINILMAK

Acınma işine konu olmak.

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

AFOROZ

Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇIMLANMAK

Açımlama işine konu olmak.

ACIKILMAK

Acıkma işine konu olmak.

AHLAKÇI

Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.

AÇILIM

Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.

AĞIZOTU

Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AĞIRLAMAK

Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.