Kelimeler arşivi içinde; başında "konu" olan, toplam 100 adet kelime bulunmaktadır. konu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu konu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde konu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KONUŞTURABİLMEK
KONUMLANDIRMAK, KONURHACIOBASI, KONUŞLANDIRMAK, KONUŞTURABİLME
KONUŞLANDIRMA, KONUMLANDIRMA, KONUKSEVERLİK
KONUŞTURTMAK, KONULUVERMEK, KONUŞMACILIK, KONUŞUVERMEK, KONULABİLMEK, KONUŞABİLMEK
KONULABİLME, KONUŞUVERME, KONUMLANMAK, KONUTLANMAK, KONULUVERME, KONURLANMAK, KONUŞABİLME, KONUŞTURMAK, KONUKBEKLER, KONUŞKANLIK, KONUŞLANMAK, KONUKLANMAK, KONUŞTURTMA
KONUVERMEK, KONUŞUKLUK, KONUŞLANMA, KONUŞULMAK, KONUTLANMA, KONUŞMALIK, KONUMTASAR, KONUMLANMA, KONUŞUMLUK, KONUŞTURMA, KONUMLAMAK, KONUKÇULUK, KONUKLAMAK, KONUKSAYAR, KONUKSEVEN, KONUKSEVER
KONUMLAMA, KONUVERME, KONUŞULMA, KONUKLAMA, KONUŞMALI, KONUŞMACI, KONUŞAKLI, KONUKTEPE, KONURTEPE, KONURÖREN, KONURALAN, KONURKALE
KONURLAR, KONUKLAR, KONURATA, KONUŞMAK, KONURALP, KONUKEVİ, KONUKLUK, KONUKMAK, KONURBEY, KONURCAK, KONUŞKAN, KONUŞUCU, KONULMAK, KONURTAY, KONUMDAŞ, KONUDIŞI
KONUKÇA, KONUKÇU, KONUŞUK, KONUKCU, KONULUK, KONUŞUŞ, KONURAY, KONURAT, KONUKLU, KONURLU, KONUŞMA, KONURCA, KONULGA, KONULMA, KONUSUZ, KONURSU, KONURSA, KONURÖZ
KONULU, KONUŞU
KONUT, KONUZ, KONUŞ, KONUS, KONUR, KONUM, KONUK, KONUÇ
KONU
KONU
Konuşmada, yazıda, eserde ele alınan düşünce, olay veya durum, mevzu, süje. Üzerinde konuşulan şey, bahis.
KONUŞLANDIRMAK
Savaş araç ve gereçlerini stratejik bir bölgede yerleştirmek.
KONURHACIOBASI
Kırıkkale şehrinde, Keskin belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KONUKSEVERLİK
Konuksever olma durumu, misafirperverlik.
KONUMLANDIRMA
Konumlandırmak işi.
KONUŞTURTMAK
Konuşturma işini yaptırmak.
KONUŞTURABİLMEK
Konuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KONULUVERMEK
Çabucak konmak.
KONUŞABİLMEK
Konuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KONUŞTURABİLME
Konuşturabilmek işi.
KONUŞMACILIK
Konuşmacı olma durumu, hatiplik, konferansçılık.
KONUŞUVERMEK
Ansızın konuşmak.
KONULABİLMEK
Konulma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KONUMLANDIRMAK
Bir ürünü veya hizmeti rakiplerinden ayırmak için pazarlama çalışması yapmak. Yerleştirmek.
KONULABİLME
Konulabilmek işi.
KONUŞLANDIRMA
Konuşlandırmak işi veya durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KONU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞIRLANMAK
Ağırlama işine konu olmak.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
ABARTILMAK
Abartma işine konu olmak.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ADANMAK
Adama işine konu olmak.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ACINILMAK
Acınma işine konu olmak.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇIMLANMAK
Açımlama işine konu olmak.
ACIKILMAK
Acıkma işine konu olmak.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AĞIZOTU
Topları ateşlemek için falyaya konulan ve barutun patlamasına sebep olan madde.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIRLAMAK
Konuğa saygı göstererek onun her türlü rahatını, gereksinimini sağlamak, ikram etmek, izaz etmek.