Kelimeler arşivi içinde; başında "kişi" olan, toplam 26 adet kelime bulunmaktadır. kişi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kişi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kişi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KİŞİSELLEŞTİRMEK
KİŞİSELLEŞTİRME
KİŞİLİKSİZLİK, KİŞİLEŞTİRMEK
KİŞİSELCİLİK, KİŞİLİKLİLİK, KİŞİLEŞTİRME
KİŞİFLEMEK, KİŞİLİKSİZ, KİŞİLEŞMEK, KİŞİLENMEK
KİŞİLİKLİ, KİŞİLEŞME, KİŞİLEMEK
KİŞİOĞLU, KİŞİZADE
KİŞİLİK, KİŞİRTİ, KİŞİSEL, KİŞİSİZ, KİŞİHAN
KİŞİLİ
KİŞİK, KİŞİY, KİŞİR
KİŞİ
KİŞİ
Kadın veya erkeğe verilen genel ad, şahıs, zat, nefer. Eş, koca. Çekimli fiillerde ve zamirlerde konuşan, dinleyen, sözü edilen varlık, şahıs. Erkek. Oyun, roman, hikâye vb.nde yer alan kimse.
KİŞİLİKSİZLİK
Kişiliksiz olma durumu, şahsiyetsizlik.
KİŞİFLEMEK
Sezdirmeden birinin davranışlarını izlemek, gözetlemek. Birini kötülemek, suçlamak, çekiştirmek. Bulmak. İnsan ya da hayvanı kavgaya kışkırtmak. Sezdirmeden birini izlemek, gözetlemek. Arapça kökenli keşif: Gizliden gözetlemek, sezdirmeden izlemek.
KİŞİLİKSİZ
Kişiliği olmayan, şahsiyetsiz.
KİŞİLİKLİLİK
Kişilikli olma durumu, şahsiyetlilik.
KİŞİSELCİLİK
Kişiliğin bütün gerçeklik ve değerlerin temeli olduğu görüşünü savunan felsefe kuramı. Ruhbilimde "ben"in temel bir kavram olduğu ve ona en yüksek değerin verilmesi gerektiği savını ileri süren yöntemli tutum.
KİŞİSELLEŞTİRME
Kişiselleştirmek işi.
KİŞİLEŞME
Kişileşmek işi.
KİŞİLEŞTİRME
Kişileştirmek işi. Cansız varlıkları veya hayvanları insanmış gibi gösterme, canlandırma, teşhis, teşhis ve intak.
KİŞİLEŞMEK
Kişilik kazanmak.
KİŞİSELLEŞTİRMEK
Kişiye özel duruma getirmek. Bilişim teknolojisinde kullanılan araçları kişiye özgü duruma getirmek. Bir kişiye mal etmek, bağlamak. Söz edilen konudan uzaklaşarak olumsuz yönleriyle kişiler üzerinde durmak.
KİŞİLEŞTİRMEK
kişileşme işini yaptırmak.
KİŞİOĞLU
İnsanoğlu, insan. Soylu kimse.
KİŞİLİKLİ
Kişiliği olan, şahsiyetli.
KİŞİLEMEK
Kümes hayvanlarını kovalamak. Ağırlamak, ikram ve i'zaz etmek.
KİŞİLENMEK
Öğünmek, böbürlenmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİŞİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANTROPONİM
Kişi adı.
ANIT
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı, abide. Önemi ve değeri çok olan eser veya kişi.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
AJİTASYON
Körükleme. Duygu sömürüsü yapma. Kişinin ruhsal gerginliğini dışa vurması sonucu oluşan etrafına karşı saldırganlık durumu. İnsanın zihninde ve duygu dünyasında sarsıntı yaratma. Çırpıntı.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
ARAÇ
Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AĞIRKANLI
Ağırcanlı. Hippokrates'in ortaya attığı ağırcanlılık, soğukluk, kolayca duygulanmayış gibi nitelikleri kendinde toplayan kişilik tipi.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
AMBARGO
Bir malın serbest sürümünü engellemek için konulan yasak, engelleyim. Bir ülkenin dış dünyayla ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir kişinin başka kişilerle ilişkilerini engelleme, engelleyim. Bir devletin, gemilerin kendi limanlarından ayrılmasını yasaklama buyruğu, engelleyim.
AHLATIERBAA
İnsanın kişiliğini oluşturduğuna inanılan bedendeki balgam, kan, safra ve sevda ögeleri.
AKIMCI
Belli bir akıma bağlı kişi.
ALO
Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.
ANT
Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin, kasem. Kendi kendine söz verme, ahit.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
AKADEMİCİ
Kurallara bağlı resim ve heykel çalışması yapan kişi veya sanatçı.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.