KERK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kerk" olan, toplam 25 adet kelime bulunmaktadır. kerk ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kerk ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kerk olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

KERKEKLİĞİ, KERKENINEK

9 harfli kelimeler

KERKİNMEK, KERKENCEK, KERKENMEK, KERKİTMEK

8 harfli kelimeler

KERKİNME, KERKENEK, KERKENEZ, KERKİNEK, KERKİDES

7 harfli kelimeler

KERKERE, KERKERİ, KERKMEK, KERKLUK

6 harfli kelimeler

KERKUS, KERKES, KERKÜD, KERKÜR, KERKEZ, KERKEP, KERKEL, KERKEÇ

5 harfli kelimeler

KERKİ

4 harfli kelimeler

KERK

Bazı kelimelerin anlamları

KERK

Mısır ekmeği. Ekmek kabuğu. Tarlayı dinlendirme, nadas.

KERKLUK

Koyun kırkma makası.

KERKENEK

Delice de denilen yırtıcı bir kuş. İskelet.

KERKEKLİĞİ

Bir çeşit keklik.

KERKERE

Çok zayıf ve yaşlı.

KERKİDES

Antik Yunan tiyatro yapısında seyir yerini dikine kesen basamakların arasındaki kesimler.

KERKENINEK

Sapık amaçla birinin arkasına değmek, sürtünmek.

KERKENEZ

Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 santimetre uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus).

KERKERİ

Delice de denilen yırtıcı bir kuş.

KERKİNEK

Delice de denilen yırtıcı bir kuş.

KERKENMEK

Sapık amaçla birisinin arkasına değmek, sürtünmek.

KERKENCEK

Delice de denilen yırtıcı bir kuş.

KERKİNME

Kerkinmek işi.

KERKİNMEK

Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünmek, sarkıntılık etmek. Sapık amaçla birisinin arkasına değmek, sürtünmek. Erkek hayvan dişisine karşı çiftleşme istediğini belirten hareketler yapmak. Sarmak, sarılmak. Çocuklar oyuncağa ya da sevdiklerine atılmak. Sapık amaçla birinin arkasına değmek, sürtünmek.

KERKİTMEK

Bir şeyi yerinden gevşetmek. Bir şeyi sıkılamak, oturtmak.

KERKMEK

Sapık amaçla birisinin arkasına değmek, sürtünmek.

  -   -   -  

Anlamında KERK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KERK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GARDALANDIRMAK

Büzmek: Makine dikiş dikerken gardalandırıyor.

KELYAR

Yarım metre boyunda, tadı ekşimsi bir çeşit hıyar (genellikle Kerkük'te yetişir).

KERKÜD

Kerkük.

KEKENEK

Atmacaya benzeyen bir çeşit kuş, kerkenez.

BICITMAK

Bir bitkiyi sökerken örselemek, koparmak, yaralamak. Bir işin tadını kaçırmak, çığırından çıkarmak, ciddiliğini bozmak.

BASIRMAK

Kapıyı sürgülemek, desteklemek, mandallamak. Kapamak, örtmek, bastırmak. Dikiş dikerken, yama yaparken kumaşın kenarlarını kıvırarak dikmek, bastırmak. Ekmek pişerken tandırın iyi, sürekli ve düzenli yanmasını sağlamak. Gömmek, defnetmek. Gömmek. Bastırmak, kapatmak, saklamak.

KÜPELİK

Dalyan direklerini dikerken alt ucun batmasını sağlamak için bağlanan taş veya zincir.

YÜKSÜK

Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç. Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve.

BİŞ

Atın yanına yaklaşılırken, huysuzlanmasını önlemek için kullanılan söz. Çiş (Çocuk dilinde). Halı tezgâhı. Bir şeyi verir gibi göründükten sonra geri çekerken kullanılan söz. Beş.

DİVDİV

Kerkenez kuşu. Dikenli bir bitki.

KEÇELKERGES

Atmacaya benzer bir kuş, kerkenez.

DESTUR

İzin, müsaade. (destu:r) "Yol verin, savulun, izin verin" anlamlarında kullanılan bir söz. (destu:r) Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz.

GEKOGİLLER

Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımının, kertenkeleler (Lacertilia) alt takımından, küçük vücutlu ve iri gözlü parmaklarının ucunda yapışkan safihaları olan, ses çıkaran, zararsız, sıcak memleketlerde yaşayan bir familya. (Geckonidae, Malayaca: geko= bir tip kerkentele), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia)sınıfının pullu-sürüngenler (Squamata) takımının kertenkeleler (Lacertilia) alt-takımına (bk) giren bir famlyası. Küçük vücutlu ve iri gözlüdürler. Parmaklarının uçlarında yapışma safihaları bulunur.İnsanlara zararı yoktur.Sıcak memleketlerde bol olarak bulunurlar.Ses çıkarırlar.Duvar gekosu (Tarentola mauritanica), yassı-parmaklı geko (Hemidactylus turcicus)türleri iyi bilinir (bk).

BİZ

Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.

BASTANCAK

Küçük çocukların ayakta durabilmeleri için yapılan kafes. Bağ çubuğu dikerken delik açmaya yarayan (ayakla basılarak) ağaç.

AKBABA

Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.

BUĞRUT

Çıkrıklarda tel bükerken çıkrık direğine sarılan tel yumağı.

ÇİLTE

Şemsiye teli. Çuval. Semerlerin iki tarafına yük bağlamak için takılan urgan. Urgandan ince, çarık bağından kalın ip. Abadan yapılmış geniş şalvar. Yemenilerin yüz kenarını dikerken kullanılan bir tarafı çatal ağaç. Semere yük vurmak için kullanılan ucu çatallı sopa. Mısır kuruduktan sonra koçanlarından tanelerini ayırmak için kullanılan sopa. Seyrek dokunmuş ince, beyaz astarlık bez. Şilte, minder. Şilte. Semer ipi. (Kamanlar, Çağa Güdül Ankara). Sap urganı. (Üreyil Kütahya). Minder. (Tavşanlı Kütahya; Öveçler Kırkağaç Manisa). Çapıtlardan yapılan yol sergisi. (Akçaşar Yalvaç Isparta).

HEYAMOLA

Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken "haydi çek, gayret" anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz.

GICIRAK

Şekerkamışı mengenesi.