Kelimeler arşivinde; içinde "kerk" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kerk bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kerk ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kerk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BALTACIKERKEĞİ
ÇEKERKAYIŞI, ÇEKERKAZIĞI
KERKEKLİĞİ, KERKENINEK
KERKİTMEK, KERKİNMEK, KELKERKES, KERKENMEK, KERKENCEK
ÜLKERKÖY, KERKİNME, KERKİNEK, KERKİDES, KERKENEZ, KERKENEK, ŞEKERKÖY, AKKERKES
KERKERE, KERKERİ, HEKERKE, TEKERKİ, KERKLUK, KERKMEK
KERKÜD, KERKÜR, KERKUS, TEKERK, KERKEP, KERKEZ, KERKEL, KERKEÇ, ÇEKERK, KERKES
KERK
Mısır ekmeği. Ekmek kabuğu. Tarlayı dinlendirme, nadas.
KERKİDES
Antik Yunan tiyatro yapısında seyir yerini dikine kesen basamakların arasındaki kesimler.
KERKENCEK
Delice de denilen yırtıcı bir kuş.
KERKİNEK
Delice de denilen yırtıcı bir kuş.
KERKİNMEK
Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünmek, sarkıntılık etmek. Sapık amaçla birisinin arkasına değmek, sürtünmek. Erkek hayvan dişisine karşı çiftleşme istediğini belirten hareketler yapmak. Sarmak, sarılmak. Çocuklar oyuncağa ya da sevdiklerine atılmak. Sapık amaçla birinin arkasına değmek, sürtünmek.
BALTACIKERKEĞİ
İki değirmen taşının arasında mil ödevini gören kısım.
ÇEKERKAYIŞI
Atları falakaya bağlıyan kayışlar. (Senirkent Isparta).
KERKENEZ
Kartalgillerden, leşle beslenen, 35 santimetre uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan bir kuş (Falco tinnunculus).
KERKEKLİĞİ
Bir çeşit keklik.
ÇEKERKAZIĞI
Kağnı eksenini, kağnı oku ile tilkiciğe tutturmak amacıyla çakılan ağaç ya da demir kazık. (Yenikent Aksaray Niğde; Karacaviran Seydişehir Konya).
KERKİNME
Kerkinmek işi.
KERKENINEK
Sapık amaçla birinin arkasına değmek, sürtünmek.
KELKERKES
Beyaz siyah, alaca renkli yırtıcı bir kuş, akbaba.
KERKİTMEK
Bir şeyi yerinden gevşetmek. Bir şeyi sıkılamak, oturtmak.
ÜLKERKÖY
Mardin kenti, Kızıltepe belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KERKENMEK
Sapık amaçla birisinin arkasına değmek, sürtünmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KERK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DESTUR
İzin, müsaade. (destu:r) "Yol verin, savulun, izin verin" anlamlarında kullanılan bir söz. (destu:r) Karanlık, ıssız yerlere pis veya atık su dökerken cin çarpmasın diye yüksek sesle söylenen bir söz.
KELYAR
Yarım metre boyunda, tadı ekşimsi bir çeşit hıyar (genellikle Kerkük'te yetişir).
BİZ
Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.
ÇİLTE
Şemsiye teli. Çuval. Semerlerin iki tarafına yük bağlamak için takılan urgan. Urgandan ince, çarık bağından kalın ip. Abadan yapılmış geniş şalvar. Yemenilerin yüz kenarını dikerken kullanılan bir tarafı çatal ağaç. Semere yük vurmak için kullanılan ucu çatallı sopa. Mısır kuruduktan sonra koçanlarından tanelerini ayırmak için kullanılan sopa. Seyrek dokunmuş ince, beyaz astarlık bez. Şilte, minder. Şilte. Semer ipi. (Kamanlar, Çağa Güdül Ankara). Sap urganı. (Üreyil Kütahya). Minder. (Tavşanlı Kütahya; Öveçler Kırkağaç Manisa). Çapıtlardan yapılan yol sergisi. (Akçaşar Yalvaç Isparta).
BİŞ
Atın yanına yaklaşılırken, huysuzlanmasını önlemek için kullanılan söz. Çiş (Çocuk dilinde). Halı tezgâhı. Bir şeyi verir gibi göründükten sonra geri çekerken kullanılan söz. Beş.
KEÇELKERGES
Atmacaya benzer bir kuş, kerkenez.
BICITMAK
Bir bitkiyi sökerken örselemek, koparmak, yaralamak. Bir işin tadını kaçırmak, çığırından çıkarmak, ciddiliğini bozmak.
GEKOGİLLER
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, pullu sürüngenler (Squamata) takımının, kertenkeleler (Lacertilia) alt takımından, küçük vücutlu ve iri gözlü parmaklarının ucunda yapışkan safihaları olan, ses çıkaran, zararsız, sıcak memleketlerde yaşayan bir familya. (Geckonidae, Malayaca: geko= bir tip kerkentele), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia)sınıfının pullu-sürüngenler (Squamata) takımının kertenkeleler (Lacertilia) alt-takımına (bk) giren bir famlyası. Küçük vücutlu ve iri gözlüdürler. Parmaklarının uçlarında yapışma safihaları bulunur.İnsanlara zararı yoktur.Sıcak memleketlerde bol olarak bulunurlar.Ses çıkarırlar.Duvar gekosu (Tarentola mauritanica), yassı-parmaklı geko (Hemidactylus turcicus)türleri iyi bilinir (bk).
GICIRAK
Şekerkamışı mengenesi.
KÜPELİK
Dalyan direklerini dikerken alt ucun batmasını sağlamak için bağlanan taş veya zincir.
BASTANCAK
Küçük çocukların ayakta durabilmeleri için yapılan kafes. Bağ çubuğu dikerken delik açmaya yarayan (ayakla basılarak) ağaç.
AKBABA
Akbabagillerden, başı ve boynu çıplak olan, dağlık yerlerde yaşayan, leşle beslenen, çok yüksekten uçarak keskin gözleriyle çok uzakları görebilen, iri ve yırtıcı bir kuş, kerkes (Vultur monachus). İhtiyar. Çıkarı için başkalarını sömüren.
KEKENEK
Atmacaya benzeyen bir çeşit kuş, kerkenez.
BASIRMAK
Kapıyı sürgülemek, desteklemek, mandallamak. Kapamak, örtmek, bastırmak. Dikiş dikerken, yama yaparken kumaşın kenarlarını kıvırarak dikmek, bastırmak. Ekmek pişerken tandırın iyi, sürekli ve düzenli yanmasını sağlamak. Gömmek, defnetmek. Gömmek. Bastırmak, kapatmak, saklamak.
GARDALANDIRMAK
Büzmek: Makine dikiş dikerken gardalandırıyor.
KERKÜD
Kerkük.
DİVDİV
Kerkenez kuşu. Dikenli bir bitki.
HEYAMOLA
Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken "haydi çek, gayret" anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz.
BUĞRUT
Çıkrıklarda tel bükerken çıkrık direğine sarılan tel yumağı.
YÜKSÜK
Dikiş dikerken, iğnenin batmasını önlemek için parmak ucuna takılan kesik koni biçiminde gereç. Köklerin ucunda bulunan ve kökün üretken dokusunu korumaya yarayan oluşum, kalensöve.