Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kelle" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kelle ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kelle olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kelle olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MARANKELLE
ALİKELLE, KESKELLE
BİKELLE
KELLE
KELLE
Koyun, kuzu ve keçinin pişirilmiş başı. Ekinlerde başak. Baş, kafa. Külçe biçimindeki şeker.
ALİKELLE
Van şehri, Çaldıran ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
BİKELLE
Bir kere.
MARANKELLE
Kafatası geniş ve büyük kimse.
KESKELLE
Birdirbir oyunu.
Bu bölümde tanımı içerisinde KELLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DAZKIRLAŞMAK
Doğal olaylar veya insanların etkisiyle yeryüzü bölgesi çıplaklaşmak ve kelleşmek.
AKROLİT
(Heykel) Eski Yunan'da vücut kısmı yıldızlanmış tahtadan; baş, el ve ayakları mermerden yapılmış heykellere verilen ad.
GAMGAK
Yara üstündeki kabuk. Yonga. Haşhaşın kellesi koparıldıktan sonra kalan sakı.
TUNÇLAŞTIRMAK
Bir sembolü tunçtan yapılmış bir heykelle canlandırmak. Tunç rengi kazandırmak.
EŞKİLİ
Turşu. İşkil, kuşku. Ekşi hamurdan yapılan ekmek, bazlama. Mercimek, nohut, yarma, taze kabak ve fasulye ile yapılan ve içine bolca ekşi konan bir çeşit çorba. Kaynatılmış kayısı kurusu, et ve yağ ile yapılan bir çeşit yemek. Kelle ve sirke ile yapılan yemek. Ekşili.
TEKELLEŞME
Tekelleşmek işi.
OYLUMLAMA
Oylumlamak işi. Kil, bal mumu gibi kolayca biçimlendirilebilen maddeleri, yapılacak heykellere model hazırlamak üzere hacimli olarak biçimlendirme, taslak yapma, modelaj.
FURUNKULOZ
Balıklarda Aeromonas salmonicida'nın neden olduğu, septisemi, vücudun çeşitli yerlerinde furunkeller, kanamalar, apse ve lezyonların oluşmasıyla karakterize olan bulaşıcı bakteriyel bir hastalık.
YÜKÜMLÜLÜK
Yapılması zorunlu olan iş veya bir işi yapma zorunluluğu, yükümlülük, yüküm, mükellefiyet, mecburluk, mecburiyet.
NİKELSİZ
Birleşiminde nikel bulunmayan. Nikelle kaplanmamış.
GEÇGOTİK
Gotik mimarlığında orta ve yansahınların aynı yükseklikte olduğu, alev biçimli, eni dar pencelerin yapı yan yüzlerinin yüksekliğince büyüdüğü, heykellerin abartmalı biçimler ve acılı bir yüz anlatımı gösterdiği, bütün yapının dantela gibi delik deşik bir görünüş taşıdığı son dönem.
MANGANİN
Manganezin bakır ve nikelle yaptığı alaşım.
NİKELLEME
Nikellemek işi.
ALAFLANMAK
Kızmak, öfkelenmek, telâşlanmak, heyecanlanmak. Kızışmak: Gübre alaflanmış. Koyun kelleleri için ütülenmek. (Kümbet, inönü Eskişehir).
AKYAZLIK
Kellesi dört sıra olarak olgunlaşan sarı buğday.
TEKELLEŞTİRME
Tekelleştirmek işi.
ATASOY
İlkel toplumlarda, boyları oluşturan bireylerin kendisinden türediklerine inandıkları insan, hayvan, bitki, nesne ya da doğa olayı kimliğinde olan ortak ata. (Kimi ilkellerde, boylarda saptanan bu tür atanın dışında kişisel, ailesel, cinsel ya da yerel ata akrabalar da görülmüştür.) bk. atasoyculuk. karşılığı tapıncak, büyü, cancılık. Ataları gibi soylu olan kimse.
KELLEŞME
Kelleşmek işi.
NİKELLİ
Birleşiminde nikel bulunan. Nikelle kaplanmış.
YÜKÜMLÜ
Bir şeyi yapma zorunluluğu olan, memur, mükellef.