Kelimeler arşivi içinde; sonunda "keleme" olan, toplam 11 adet kelime bulunmaktadır. Sonu keleme ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında keleme olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde keleme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
TENEKELEME, HAREKELEME
FİSKELEME, MASKELEME, PARKELEME, SİKKELEME, SİLKELEME
ÇEKELEME, KEKELEME, LEKELEME
KELEME
KELEME
Sürülmeden bırakılmış (tarla). Bakımsız bırakılmış (bağ ya da bahçe).
HAREKELEME
Harekelemek işi.
SİLKELEME
Silkelemek işi.
ÇEKELEME
Çekelemek işi.
SİKKELEME
Sikkelemek işi.
MASKELEME
Maskelemek işi.
PARKELEME
Parkelemek işi.
KEKELEME
Kekelemek işi.
FİSKELEME
Fiskelemek işi.
LEKELEME
Lekelemek işi. Namusa dokunur bir suç yükleme, iftira etme.
TENEKELEME
Tenekelemek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KELEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SİLKELENMEK
Silkeleme işine konu olmak. Ani bir hareket yaparak vücudu sarsılmak, silkinmek. Elenmek.
ERPELEME
Elleme, dokunma. Silkeleme.
KEKELEYİŞ
Kekeleme işi.
KİRLETMEK
Kirli duruma getirmek, pisletmek. Namusuna, onuruna zarar verecek bir suç yüklemek, lekelemek. Küçük veya büyük abdestini yapmak, pislemek. Kadının ırzına geçmek, namusuna zarar vermek.
GELİŞTİRİCİ
Mayayı harekete geçirmek ve şişirmeyi artırmak için una katılan nişasta ve tuz karışımı (fosfatlar). Karoten nedeniyle oluşan rengi ağartma veya maskelemek için una, katılan, beyazlatıcı veya renk giderici (persülfatlar gibi) tepkenler.
HILA
Pişirilen ekmeğin sarıldığı yaygı. Dut silkelemek için ağaçların altına serilen yaygı. Önlük. Çocuk önlüğü. Çarşaf. Mutfak önlüğü. Ekmek saklama yaygısı.
IŞKALAMAK
Meyve ağacını sallamak, silkelemek: Elmayı ıskaladım.
MASKELENMEK
Maskeleme işi yapılmak veya maskeleme işine konu olmak. Gerçek görünüşünü saklamak, gizlemek.
HİLA
Tahıl kurutmaya ya da ağaçtan meyve silkelemeye yarayan büyük çarşaf. Hile, tuzak.
MÜREKKEPLEMEK
Mürekkep sürmek, mürekkep dökerek veya damlatarak bir yüzeyi lekelemek.
EBCED
Arap elifba (abece) sının özel bir düzeni. Şöyle okunurdu: Ebced, hevvez, hutti, kelemen, sa'fes, karaşet, sahaz, dazıglen... Her harfine sırasıyla birer sayı değeri verilmişti. Bu değerler, Osmanlıca okunuşu ile şöyle idi: (...). Bundan yararlanarak divan ozanları tarih düşürürlerdi; yani savaş, doğum, ölüm., gibi önemli olayların tarihlerini sözcüklerle, dizelerle belirtirlerdi, bk. tarih düşürme.
IRGAM
Dut silkeleme mevsimi: Dut ırgamı geldi.
IŞALAMAK
Meyve ağacını sallamak, silkelemek.
ÇIRKMAK
Çamaşırı taş üstünde döverek yıkamak. Ağacı silkelemek: Bu ağaçta erik çoktur çırkta biraz dökülsün. Öfkeyle silkelemek, dövmek: Yavaş, kız çocuk o kadar çırkmaya dayanır mı?.
TEKLEMEK
Sık fideleri seyrekleştirmek. Tabanca bozulup tutukluk yapmak. Motorda pistonun biri çalışmamak. Kalp düzenli çalışmamak. Kekelemek.
SİLKELEYİŞ
Silkeleme işi.
ÇIRPMAK
Halı, kilim vb. şeyleri hızla ve kesik kesik silkelemek. Bir şeyin ucundan bir parça kesmek. Sulu yiyecekleri hızla ve sürekli olarak çatal, kaşık vb. ile karıştırmak. Güreşte rakibinin kollarını beli hizasında sımsıkı kavrayarak minderde kendi üzerinden sağa ve sola sırtüstü savurmak. İki şeyi birbirine çarpmak. Çalmak, hırsızlık etmek.
ÇIRPAKLAMAK
Hafif vurmak veya dövmek: Hoca bu çocuğu çırpakladı. Sopayla ağacı silkelemek.
KARAMAK
Hor görmek. Karalamak, kara çalmak, lekelemek. Kötülemek, yermek.
GEGELEMEK
Tavuk ses çıkarmak. Tavuk, kuş gagalamak. ötmek. Düzgün söyleyememek, kekelemek. Konuşan bir kimsenin sözünü tekrarlayarak eğlenmek.