Sonu KEFE ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kefe" olan, toplam 3 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kefe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kefe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kefe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KEFE

Terazi gözlerinden her biri. Semercilerin atların tüylerini parlatmak için kullandığı bir araç türü.

İŞKEFE

Açılmış yufka. Saçta pişirilen yufka ekmek. (Zile Tokat).

İSKEFE

Sahtiyanın dış yüzünü kazıyarak yumuşatmak için kullanılan araç.

  -   -   -  

Anlamında KEFE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KEFE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KEFELİ

Kefesi olan.

KEFENLEMEK

Ölüye kefen sarmak, tekfin etmek.

ABRE

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Tezgâhtan yeni çıkan kumaşı islâh etmek üzere yapılan bir ameliye: Kumaşı abreye verdim. Biraz daha, ha gayret anlamında: Abre, şu yükü devirelim.

ARBA

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide). Kuvvet ve ağırlıkça farklı: Şu pehlivan ötekinden arba geliyor. Güçlü, kuvvetli. Üstün. Ağır.

KEFELEMEK

Atı kefe (II) ile silip tüylerini parlatmak.

KEFENSİZ

Kefene sarılmamış. Kefene sarılmadan.

TEKFİN

Kefenleme.

KEFENLEME

Kefenlemek işi.

TERAZİ

Bir kolun iki ucuna asılı iki kefeden oluşan tartı, mizan. Su terazisi. Elektronik tartma aracı. Zodyak üzerinde Başakla Akrep arasında bulunan takımyıldızın adı. İp cambazlarının dengeyi sağlamak için kullandıkları uzun sırık. Vücudun, asılarak veya dayanarak yere paralel bulunduğu denge duruşu.

KEFESİZ

Kefesi olmayan.

KEFENLİ

Kefene sarılmış. Kefene sarılarak.

KEFELEME

Kefelemek işi.

GÖZ

Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.

KEFEN

Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez, kefen bezi, yakasız gömlek, yakasız mintan.

KEFENLİK

Kefen olarak kullanılmaya elverişli (bez). Kefen almak için ayrılmış (para).

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

CENAZE

Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü. Cenaze töreni. Ölü, ölmüş kimse.

DARA

Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.

ÇİRKEFÇE

Çirkefe yakışır. (çirke'fçe) Çirkefe yakışır bir biçimde.

APRA

Teraziyi dengeye getirmek için hafif olan kefeye konulan taş, demir, çivi gibi ağırlık. Dara. Denge, muvazene. Dengesizlik, ayarsızlık (terazide).