Kelimeler arşivi içinde; başında "kef" olan, toplam 74 adet kelime bulunmaktadır. kef ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kef ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kef olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KEFALETNAME, KEFALGİLLER, KEFSİZLEMEK
KEFİNNEMEK, KEFELEŞMEK, KEFELALESİ, KEFENLEMEK, KEFİLEŞMEK, KEFENCİLİK, KEFALOİDİN, KEFERETSİZ, KEFENLEYİŞ
KEFLENMEK, KEFENLEME, KEFŞETMEK, KEFALETEN, KEFELEMEK, KEFENİMSİ
KEFENLOH, KEFENSİZ, KEFETİRE, KEFELEME, KEFŞÜRÜK, KEFİLLİK, KEFCİKLİ, KEFALLER, KEFLEMEK, KEFENLİK
KEFNİYH, KEFESİZ, KEFLEKS, KEFLEME, KEFKİRE, KEFENGİ, KEFALİN, KEFARET, KEFALET, KEFENLİ, KEFENCİ
KEFGÜR, KEFKEN, KEFİYE, KEFKİR, KEFCİL, KEFEKE, KEFEKİ, KEFREM, KEFELİ, KEFENE, KEFERE, KEFERA, KEFSİZ, KEFENK
KEFÜK, KEFYE, KEFUK, KEFLİ, KEFNE, KEFRİ, KEFKİ, KEFKE, KEFİR, KEFİN, KEFİL, KEFGİ, KEFES, KEFER, KEFEN, KEFEK, KEFCİ, KEFAL
KEFİ, KEFE
KEF
KEF
Kaynayan pekmezin, pişen etin üstünde oluşan köpük. Orakçıların kullandığı parmak uçları tahta meşin eldiven. Tereyağı. Keyif (Kuşu). Keyif. Köpük. Yükselti, sırt 16/19. Pekmez ve yemeklerin köpüğü. (Senirkent Isparta; Minoz köyü Kavak Samsun).
KEFERETSİZ
Önemsiz, kuvvetsiz : Rüzgâr keferetsizdir.
KEFENLEYİŞ
Kefenleme işi.
KEFALGİLLER
Kefallerle onlara yakın türleri kapsayan kemikli balıklar familyası.
KEFELALESİ
Utanmaz, arsız.
KEFALETNAME
Bir kimsenin kefil olduğunu gösteren belge, kefillik kâğıdı.
KEFŞETMEK
Keşfetmek.
KEFİLEŞMEK
Konuşmak.
KEFENLEMEK
Ölüye kefen sarmak, tekfin etmek.
KEFENLEME
Kefenlemek işi.
KEFENCİLİK
Kefencinin yaptığı iş. Kefenci olma durumu.
KEFLENMEK
Kirlenmek. Keyiflenmek. Keyiflenmek; sevinmek; neşelenmek.
KEFELEŞMEK
Oynaşmak. Güreşmek. Ayaküstü konuşmak, özel olarak görüşmek.
KEFALOİDİN
Beynin yağımsı maddesinin bileşeni.
KEFİNNEMEK
Kefene sarmak.
KEFSİZLEMEK
Hastalanmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KEF geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KEFELEMEK
Atı kefe (II) ile silip tüylerini parlatmak.
ÇİRKEFLİK
Çirkef olma durumu. Çirkefçe davranış.
ÇİRKEFÇE
Çirkefe yakışır. (çirke'fçe) Çirkefe yakışır bir biçimde.
KEFELEME
Kefelemek işi.
KEFALETEN
Kefalet yoluyla.
KEFAL
Kefalgillerden, orta büyüklükte, çok pullu, küt başlı, gümüş renginde, beyaz etli bir balık, topbaş balık (Mugil cephalus).
DUBAR
Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus).
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ÇİRKEFLEŞMEK
Çirkef durumuna gelmek, ifritleşmek.
KEFALLER
Kefalgiller, kum balığıgiller, cennet balığıgiller, uskumrugiller familyalarını içine alan kemikli balıklar takımı.
İFRİTLEŞMEK
Çirkefleşmek.
DİYET
İslam hukukuna göre, öldürme ve yaralamalarda suçlunun ödemek zorunda olduğu para veya mal, kan pahası, kan parası, kefaret. Sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla uygulanan beslenme düzeni, perhiz, rejim.
KEFEN
Ölünün gömülmeden önce sarıldığı beyaz bez, kefen bezi, yakasız gömlek, yakasız mintan.
ÇİRKEFLEŞME
Çirkefleşmek işi, ifritleşme.
KEFELİ
Kefesi olan.
AGEL
Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.
KEFALET
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu, kefillik.
CENAZE
Kefenlenip tabuta konmuş, gömülmeye hazırlanmış insan ölüsü. Cenaze töreni. Ölü, ölmüş kimse.
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
DARA
Kabıyla birlikte tartılan bir nesnenin kabının ağırlığı. İçinde yük taşınan aracın boş durumdaki ağırlığı. Terazide dengeyi sağlamak için hafif gelen kefeye ağırlık olarak konulan taş, demir, çivi vb., abra.