KEDE ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kede" olan, toplam 24 adet kelime bulunmaktadır. kede ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kede ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kede olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KEDERLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

KEDERLENDİRME

11 harfli kelimeler

KEDERSİZLİK, KEDERLENMEK

10 harfli kelimeler

KEDERLENME, KEDERLENİŞ, KEDERLEMEK

8 harfli kelimeler

KEDERSİZ

7 harfli kelimeler

KEDEVLE, KEDELEÇ, KEDERLİ, KEDENCE, KEDERET, KEDERİÇ

6 harfli kelimeler

KEDERİ, KEDERE, KEDENE, KEDEME, KEDELİ, KEDELE

5 harfli kelimeler

KEDER, KEDEL, KEDEK

4 harfli kelimeler

KEDE

Bazı kelimelerin anlamları

KEDE

Şiş karınlı, sarı yüzlü, hasta çocuk.

KEDERLEMEK

Engel olmak, engellemek.

KEDERLENİŞ

Kederlenme işi.

KEDENCE

Kedi.

KEDERSİZ

Acısız, üzüntüsüz.

KEDERLENME

Kederlenmek işi.

KEDERET

Engel.

KEDELEÇ

Toprak kap, küçük çömlek.

KEDERSİZLİK

Kedersiz olma durumu.

KEDERİÇ

Yağ konulan kap.

KEDERLENDİRME

Kederlendirmek işi.

KEDERLENMEK

Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.

KEDERLİ

Acılı, üzüntülü, mükedder.

KEDERİ

Kadar : Senin kederi yalancı görmedim.

KEDEVLE

Sabanın önündeki eğri ağaç parça.

KEDERLENDİRMEK

Keder, üzüntü duymasına yol açmak, acı vermek.

  -   -   -  

Anlamında KEDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KEDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ACILI

Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

BULUT

Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.

DARBE

Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

GÖÇ

Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret. Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları. Evden eve taşınma, nakil. Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.

ELEMLİ

Üzüntülü, kederli.

BULUTLANMAK

Bulutlarla kaplanmak. Kederlenmek, hüzünlenmek.

ELEMSİZ

Elemi, üzüntüsü, kederi olmayan.

GAİLE

Sıkıntı, dert, keder, üzüntü. İstenmeyen durum, baş belası. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

AZINLIK

Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.

ELEM

Acı, üzüntü, dert, keder.

DİPLOMASİ

Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü. Bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği. Bu görevlilerin oluşturduğu topluluk. Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik. Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı.

GÜMRÜK

Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi. Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu. Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer.

BELİYE

Felaket, keder, tasa.

CUNTA

Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.

BAKICI

Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.