İçinde KEDE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kede" olan, toplam 33 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kede bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kede ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kede olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KEDERLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

HAKKEDEBİLMEK, KEDERLENDİRME

12 harfli kelimeler

HAKKEDEBİLME

11 harfli kelimeler

KEDERLENMEK, KEDERSİZLİK

10 harfli kelimeler

KEDERLENİŞ, TEKEDERESİ, KUSLUKEDEH, KEYFEKEDER, KEDERLENME, KEDERLEMEK

9 harfli kelimeler

TEKKEDERE

8 harfli kelimeler

KEDERSİZ, İLAKEDER

7 harfli kelimeler

KEDERLİ, KEDELEÇ, TEKEDEK, KEDENCE, KEDEVLE, KEDERET, KEDERİÇ

6 harfli kelimeler

KEDELE, AKEDEŞ, KEDERİ, KEDERE, KEDENE, KEDEME, KEDELİ

Bazı kelimelerin anlamları

KEDE

Şiş karınlı, sarı yüzlü, hasta çocuk.

KEDERLEMEK

Engel olmak, engellemek.

HAKKEDEBİLME

Hakkedebilmek işi.

KUSLUKEDEH

Gökkuşağı.

KEDERLENDİRMEK

Keder, üzüntü duymasına yol açmak, acı vermek.

KEDERLENİŞ

Kederlenme işi.

HAKKEDEBİLMEK

Hakketme imkânı veya olasılığı bulunmak.

KEYFEKEDER

Pek üzerinde durulmayan, önem verilmeyen.

KEDERLENME

Kederlenmek işi.

KEDERSİZLİK

Kedersiz olma durumu.

İLAKEDER

Alakadar.

KEDERSİZ

Acısız, üzüntüsüz.

TEKKEDERE

Bolu ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. İzmir şehri, Zeytindağ bucağına bağlı bir bölge.

TEKEDERESİ

Erzurum şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Malatya ili, Tepehan nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KEDERLENMEK

Kederli olmak, üzülmek, tasalanmak, mükedder olmak.

KEDERLENDİRME

Kederlendirmek işi.

  -   -   -  

Anlamında KEDE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KEDE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

GAİLE

Sıkıntı, dert, keder, üzüntü. İstenmeyen durum, baş belası. Uğraştırıcı iş, çekilmesi zor yük.

GÜMRÜK

Bir ülkeye giren veya bir ülkeden çıkan mal ve eşya üzerinden alınan vergi. Bu verginin alınması işlemiyle uğraşan devlet kuruluşu. Sınır kapılarında denetim ve gözetim işlerinin yapıldığı yer.

ACISIZ

Tadı acı olmayan. Üzüntüsü, sıkıntısı olmayan, kedersiz. Ağrı, sızı duyulmayan.

ACILIK

Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.

BAKICI

Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.

BULUTLANMAK

Bulutlarla kaplanmak. Kederlenmek, hüzünlenmek.

BULUT

Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.

DARBE

Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

BELİYE

Felaket, keder, tasa.

CEBİRE

Kırık ve çıkık kemikleri yerinde tutmak için kullanılan tahta, mukavva veya tenekeden yapılmış, üzeri sargıyla kaplanan levha, süyek, koaptör. Rayları iki ucundan birbirine bağlamak için kullanılan delikli metal çubuk.

ACIKLI

Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.

DİPLOMASİ

Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünü. Bu işte çalışan kimsenin görevi, mesleği. Bu görevlilerin oluşturduğu topluluk. Güç bir görüşme sırasında gösterilen ustalık ve beceriklilik. Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatı.

AZINLIK

Bir toplulukta kendine özgü nitelikler bakımından ayrı ve ötekilerden sayıca az olanlar, azlık, ekalliyet, çoğunluk karşıtı. Bir ülkede ayrı soydan veya inançtan olan ve sayıca az bulunan topluluk, ekalliyet. Bir oylama sırasında sayıca az olma durumu.

ELEMSİZ

Elemi, üzüntüsü, kederi olmayan.

CUNTA

Bir ülkede yönetime el koyan kimselerden oluşan kurul.

GÖÇ

Ekonomik, toplumsal, siyasi sebeplerle bireylerin veya toplulukların bir ülkeden başka bir ülkeye, bir yerleşim yerinden başka bir yerleşim yerine gitme işi, taşınma, hicret, muhaceret. Taşınma sırasında götürülen ev eşyaları. Evden eve taşınma, nakil. Kuşların, geyiklerin, yarasaların, bazı balık ve böceklerin mevsim, iklim, besin miktarı vb.ne göre çevre değiştirmeleri.

ACI

Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.

ELEMLİ

Üzüntülü, kederli.

ACILI

Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.

ELEM

Acı, üzüntü, dert, keder.