Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kayır" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kayır ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kayır olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kayır olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KAYIR
KAYIR
Kalın kum. İnce kum.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYIR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARKA
Bir şeyin temel tutulan yüzünün tam ters yanı, ön karşıtı. Bir şeyin sırt durumunda olan yüzeyi. Otururken sırtın dayandığı yer. Geri kalan bölüm. Geçmiş, geride kalmış zaman. Kayıran, destekleyen. İnsanın vücudu, bedeni. Art, peş. Arkada olan, arkada bulunan.
DAYILIK
Dayı olma durumu. Kabadayılık, külhanbeylik. Kayırıcılık. Dayıya yakışan davranış.
KAYIRMA
Kayırmak işi, iltimas.
KAYIRILMA
Kayırılmak işi.
İLTİMASÇILIK
Kayırıcılık.
İLTİMAS
Haksız yere, yasa ve kurallara uymaksızın kayırma, arka çıkma. Birine herhangi bir konuda öncelik ve ayrıcalık tanıma.
GAYRET
Çalışma, çaba, çalışma isteği. Kutsal sayılan şeylere yabancıların saldırmasını görmekten doğan dayanamama duygusu. Koruma, esirgeme, kayırma duygusu.
İLTİMASLI
Arkalı. Kayırılarak yapılmış olan (iş).
KAYIRIŞ
Kayırma işi.
KAYIRICILIK
Kayırıcı olma durumu, iltimasçılık.
GÖLGE
Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Güneş ışınlarından korunacak yer. Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Röfle. Koruma, kayırma himaye.
İLTİMASÇI
Kayırıcı.
HİMMET
Yardım, kayırma. Lütuf, iyilik, iyi davranma. Çalışma, emek, gayret.
DAYI
Annenin erkek kardeşi. Osmanlı Devleti'nde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici. Kabadayı. Kayırıcı. Cesur, yiğit. Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü.
İLTİZAM
Kayırma, bir tarafı tutma. Kesenek. Gerekli bulma.
HAMİSİZ
Koruyucusu, kayıranı olmayan. Koruyucusuz bir biçimde.
GAYRETKEŞ
Çalışkan. Yan tutan, kayıran.
GÖZETMEK
Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek. Kayırmak. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak. Kollamak, beklemek. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak.
KAYIRICI
Bir kimseyi kayıran, ona arka çıkan kimse, dayı, iltimasçı, piston, torpil.
HİMAYE
Koruma, gözetme, esirgeme, koruyuculuk, gözetim. Kayırma, elinden tutma.