Kelimeler arşivinde; içinde "kayıt" olan, toplam 21 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kayıt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kayıt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kayıt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAYITSIZLAŞMAK
KAYITSIZLAŞMA
KAYITLENMEK, DİREKKAYITI, KAYITSIZLIK
LAKAYITLIK, KAYITLILIK, KAYITLAMAK, KAYITSIZCA
KAYITDAMI, KAYITLAMA
KAYITSIZ, KAYITMAK, KAYITMIŞ
LAKAYIT, KAYITÇI, KAYITMA, KAYITLI, KAYITLU, KAYITIM
KAYIT
KAYIT
Bir yere mal ederek deftere geçirme. Pencere çerçevesi. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Araç, eşya. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. Önem verme. Yiyecek. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Resmî belge. Şart.
KAYITLILIK
Kayıtlı olma durumu.
KAYITSIZLAŞMAK
İlgisiz kalmak.
KAYITLENMEK
Hazırlanmak.
LAKAYIT
İlgisiz. İlgisiz bir biçimde.
KAYITSIZLIK
İlgisizlik.
KAYITSIZCA
İlgisiz, aldırmaz. (kayıtsı'zca) İlgisiz, aldırmaz bir biçimde.
KAYITMAK
Bir şeyi yapmaktan vazgeçmek, bir karardan dönmek, nükûl etmek, rücu etmek.
DİREKKAYITI
Pencere çerçevesinin ortası. (Aksaray Niğde).
LAKAYITLIK
İlgisizlik.
KAYITSIZ
Kaydı yapılmamış, deftere veya yazıya geçirilmemiş olan. İlgisiz. Bir şarta bağlı olmayan.
KAYITLAMA
Kayıtlamak işi, takyit.
KAYITMIŞ
Geri dönmüş, geri gelmiş, vazgeçmiş.
KAYITSIZLAŞMA
Kayıtsızlaşmak durumu.
KAYITDAMI
Kiler, yiyeceklerin saklandığı yer.
KAYITLAMAK
Birtakım şartlarla bağlamak, sınırlandırmak, takyit etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KUYUDAT
Resmî defterdeki kayıtlar.
GEVŞEKLİK
Gevşek olma durumu. İlgisiz, kayıtsız davranış. Uyuşukluk, kesiklik, rehavet.
ELEKTROFON
Fonograf kayıtlarını okumak ve elektrik akımının aracılığıyla yükselterek sese çevirmek için gerekli araçları içinde toplayan cihaz.
DEMİRBAŞ
Bir yerde kullanılan, bir yere kayıtlı olan, bir görevliden öbürüne teslim edilen dayanıklı eşya. Bir yerin eskisi, emektarı olan (kimse). Bu nitelikte olan.
DEFTERHANE
Osmanlı Devleti sınırlarındaki bütün toprak kayıtlarını içine alan ana defterlerin bulunduğu ve bunlara özgü işlerin görüldüğü daire.
MUKAYYİT
Kayıt işlerini yapan kimse. Kaydedici makine.
MUKAYYET
Bağlı olan, bağlanmış. Bir şart veya kayıtla bağlı olan. Yazılmış, yazılı, kayıtlı.
KÜTÜK
Kalın ağaç gövdesi. Kesilmiş ağaç gövdesi. Kütük demir. Görgüsüz, kaba kimse. Nüfus kütüğü. Asma fidanı. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü. Resmî kayıt defteri, ana defter. Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü.
KÜNYE
Bir kimsenin adı, soyadı, ülkesi, doğumu, mesleği vb. bilgilerini gösteren kayıt. Soy sop ile ilgili kimlik bilgileri. Bu bilgilerden bazısının yazılı olduğu bilezik, kolye vb. metalden eşya.
KARANTİNA
Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi. Hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer.
DİNLEYİCİ
Söylenen veya çalınan bir şeyi dinleyen kimse. Kayıtlı olmadığı hâlde derslere dışarıdan devam eden kimse.
KAYITMA
Kayıtmak işi.
RÜCU
Geri dönme, sözünü geri alma, cayma, tersinme. Kayıtım.
GEVŞEK
Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan. Cansız, hareketsiz, iradesiz. İlgisiz, kayıtsız bir biçimde.
DEFTER
Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
LİSANS
Genellikle dört yıl süren üniversite veya yüksekokul öğrenimi. Bu öğrenim sonunda elde edilen ve diploma ile belgelendirilen akademik derece. Bir malı yabancı firma adına üretme izni. Yurda mal sokma veya yurttan mal çıkarma izni. Bir sporcunun resmî yarışmalara katılabilmesi için spor federasyonunun kendisine verdiği kayıt fişi veya kimlik kartı.
KAYDİYE
Kayıt için alınan para.
CERİDE
Gazete. Tutanak, kayıt defteri. Süvari kolu.
İLGİSİZ
İlgisi olmayan veya ilgilenmeyen, kayıtsız, aldırmaz, alakasız, lakayıt, bigâne. Aldırmaz, kayıtsız bir biçimde.
MANYETİK
Mıknatısla ilgili, kendinde mıknatıs özellikleri bulunan. Yüzeyine manyetik kayıt yoluyla bilginin depolanabildiği mıknatıslanabilir kaplaması olan plak şekilli tabaka.