KAYNA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kayna" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. kayna ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kayna ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kayna olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

KAYNAŞTIRABİLMEK

15 harfli kelimeler

KAYNAKLANABİLİR, KAYNAŞTIRABİLME

14 harfli kelimeler

KAYNANAYUMRUĞU, KAYNARGÖZLEYİM

13 harfli kelimeler

KAYNAŞABİLMEK, KAYNATABİLMEK, KAYNAYIVERMEK

12 harfli kelimeler

KAYNAŞTIRMAK, KAYNATABİLME, KAYNAŞABİLME, KAYNAYIVERME, KAYNAKLANMAK

11 harfli kelimeler

KAYNAŞTIRMA, KAYNANADİLİ, KAYNARPINAR, KAYNATILMAK, KAYNAKLANMA, KAYNAKÇILIK

10 harfli kelimeler

KAYNAKKAYA, KAYNATALIK, KAYNATILMA, KAYNAKBAŞI, KAYNAKÇACI, KAYNAKDÜZÜ, KAYNAKHANE, KAYNANALIK

9 harfli kelimeler

KAYNAKKÖY, KAYNANMAK, KAYNADİLİ, KAYNAKLAR, KAYNARKAN, KAYNARTAŞ, KAYNATMAK, KAYNAŞMAK

8 harfli kelimeler

KAYNAŞIK, KAYNAGAN, KAYNAYIŞ, KAYNAHMA, KAYNAKLI, KAYNAŞMA, KAYNAŞLI, KAYNAŞIM, KAYNAKÇA, KAYNAKMA, KAYNAKÇI, KAYNARLI, KAYNATMA, KAYNARCA, KAYNAMAK, KAYNATLI

7 harfli kelimeler

KAYNACA, KAYNATA, KAYNANA, KAYNAMA

6 harfli kelimeler

KAYNAR, KAYNAK, KAYNAH, KAYNAÇ

5 harfli kelimeler

KAYNA

Bazı kelimelerin anlamları

KAYNA

Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.

KAYNANADİLİ

Bir iğne oyası motifi. Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs.

KAYNATABİLMEK

Kaynatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAYNAKLANABİLİR

Kaynakla tutturulabilme durumunda olan.

KAYNANAYUMRUĞU

Kaktüs. Bir çeşit kaktüs.

KAYNATABİLME

Kaynatabilmek işi.

KAYNAŞTIRMA

Kaynaştırmak işi. Kelime veya birleşik kelime içerisinde bir araya gelen seslerin birbirlerini etkileyerek kısalmaya yol açması olayı: Kayın ana kaynana, kayın ata kaynata, sütlü aş sütlaç gibi.

KAYNAŞTIRABİLMEK

Kaynaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAYNAŞTIRABİLME

Kaynaştırabilmek işi.

KAYNAŞABİLMEK

Kaynaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAYNAŞTIRMAK

Kaynaşmasını sağlamak.

KAYNAŞABİLME

Kaynaşabilmek durumu.

KAYNAYIVERMEK

Çabucak kaynamak.

KAYNAKLANMAK

Kaynak durumunu almak.

KAYNARGÖZLEYİM

Çözüneni uçucu olmayan çözeltilerin kaynama noktalarının, aynı basınçtaki arı çözücününkinden yüksek olmasına dayanarak, derişimi bilinen seyreltik çözeltilerde, çözünenin molekül ağırlığını belirleme yöntemi.

KAYNAYIVERME

Kaynayıvermek işi.

  -   -   -  

Anlamında KAYNA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAYNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATATÜRKÇÜLÜK

Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.

BABALIK

Baba olma durumu. Üvey baba. Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü. Kaynata.

BANDIRMA

Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.

AŞURE

Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü, alaca aş.

ANKİLOZ

Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.

BAŞVURMAK

Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.

AĞDA

Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.

BİBLİYOGRAF

Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman.

AFAKİ

Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.

AŞILAMAK

Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.

AKİDE

İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.

BENMARİ

Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi.

AKTARMAK

Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

AKRABA

Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.

AYAZMA

Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.

BAŞVURU

Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.

BAĞDAŞTIRMACILIK

Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.

AKTARICI

Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.

AYDINLANMA

Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.