Kelimeler arşivi içinde; başında "kayna" olan, toplam 60 adet kelime bulunmaktadır. kayna ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kayna ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kayna olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAYNAŞTIRABİLMEK
KAYNAKLANABİLİR, KAYNAŞTIRABİLME
KAYNANAYUMRUĞU, KAYNARGÖZLEYİM
KAYNAŞABİLMEK, KAYNATABİLMEK, KAYNAYIVERMEK
KAYNAŞTIRMAK, KAYNATABİLME, KAYNAŞABİLME, KAYNAYIVERME, KAYNAKLANMAK
KAYNAŞTIRMA, KAYNANADİLİ, KAYNARPINAR, KAYNATILMAK, KAYNAKLANMA, KAYNAKÇILIK
KAYNAKKAYA, KAYNATALIK, KAYNATILMA, KAYNAKBAŞI, KAYNAKÇACI, KAYNAKDÜZÜ, KAYNAKHANE, KAYNANALIK
KAYNAKKÖY, KAYNANMAK, KAYNADİLİ, KAYNAKLAR, KAYNARKAN, KAYNARTAŞ, KAYNATMAK, KAYNAŞMAK
KAYNAŞIK, KAYNAGAN, KAYNAYIŞ, KAYNAHMA, KAYNAKLI, KAYNAŞMA, KAYNAŞLI, KAYNAŞIM, KAYNAKÇA, KAYNAKMA, KAYNAKÇI, KAYNARLI, KAYNATMA, KAYNARCA, KAYNAMAK, KAYNATLI
KAYNACA, KAYNATA, KAYNANA, KAYNAMA
KAYNAR, KAYNAK, KAYNAH, KAYNAÇ
KAYNA
KAYNA
Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.
KAYNANADİLİ
Bir iğne oyası motifi. Dil biçiminde yassı ve dikenli dalları olan bir tür kaktüs.
KAYNATABİLMEK
Kaynatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYNAKLANABİLİR
Kaynakla tutturulabilme durumunda olan.
KAYNANAYUMRUĞU
Kaktüs. Bir çeşit kaktüs.
KAYNATABİLME
Kaynatabilmek işi.
KAYNAŞTIRMA
Kaynaştırmak işi. Kelime veya birleşik kelime içerisinde bir araya gelen seslerin birbirlerini etkileyerek kısalmaya yol açması olayı: Kayın ana kaynana, kayın ata kaynata, sütlü aş sütlaç gibi.
KAYNAŞTIRABİLMEK
Kaynaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYNAŞTIRABİLME
Kaynaştırabilmek işi.
KAYNAŞABİLMEK
Kaynaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYNAŞTIRMAK
Kaynaşmasını sağlamak.
KAYNAŞABİLME
Kaynaşabilmek durumu.
KAYNAYIVERMEK
Çabucak kaynamak.
KAYNAKLANMAK
Kaynak durumunu almak.
KAYNARGÖZLEYİM
Çözüneni uçucu olmayan çözeltilerin kaynama noktalarının, aynı basınçtaki arı çözücününkinden yüksek olmasına dayanarak, derişimi bilinen seyreltik çözeltilerde, çözünenin molekül ağırlığını belirleme yöntemi.
KAYNAYIVERME
Kaynayıvermek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
BABALIK
Baba olma durumu. Üvey baba. Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü. Kaynata.
BANDIRMA
Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.
AŞURE
Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü, alaca aş.
ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.
BAŞVURMAK
Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
BİBLİYOGRAF
Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
BENMARİ
Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
AYAZMA
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.
BAŞVURU
Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.