Kelimeler arşivinde; içinde "kayna" olan, toplam 82 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kayna bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kayna ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kayna olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAYNAŞTIRABİLMEK
KAYNAKLANABİLİR, KAYNAŞTIRABİLME
KAYNANAYUMRUĞU, KAYNARGÖZLEYİM
KAYNAŞABİLMEK, KÜÇÜKKAYNARCA, KAYNAYIVERMEK, KAYNATABİLMEK
BUĞULUKAYNAK, KAYNAŞABİLME, KAYNAŞTIRMAK, KAYNATABİLME, KAYNAYIVERME, KAYNAKLANMAK
KAYNANADİLİ, KAYNAKLANMA, KAYNAŞTIRMA, KAYNAKÇILIK, GÜMÜŞKAYNAK, DEMİRKAYNAK, KAYNATILMAK, KAYNARPINAR, GÖKÇEKAYNAK, TATLIKAYNAK
KAYNANALIK, KAYNAKKAYA, DURUKAYNAK, KAYNAKDÜZÜ, AKÇAKAYNAK, KAYNAKÇACI, KAYNAKHANE, KAYNAKBAŞI, KAYNATALIK, KAYNATILMA
GÖLKAYNAK, KAYNADİLİ, KAYNAKKÖY, KAYNAKLAR, KAYNANMAK, KAYNARKAN, KAYNARTAŞ, TAŞKAYNAK, TOPKAYNAK, ILIKAYNAK, KAYNAŞMAK, KAYNATMAK, ADIKAYNAK, BALKAYNAK, BALKAYNAR, BAŞKAYNAK, BEŞKAYNAK, BEYKAYNAK, GÜRKAYNAK
KAYNAKÇI, KAYNAMAK, KAYNATLI, ÖZKAYNAK, KAYNARCA, KAYNAŞIK, KAYNAŞLI, KAYNAŞMA, KAYNAŞIM, KAYNATMA, KAYNARLI, KAYNAYIŞ, AKKAYNAK, KAYNAGAN, KAYNAKMA, KAYNAKLI, KAYNAKÇA, KAYNAHMA, EŞKAYNAR
KAYNACA, KAYNATA, KAYNANA, KAYNAMA
KAYNAK, KAYNAR, KAYNAÇ, KAYNAH
KAYNA
KAYNA
Kayığın iki yanında bulunan ve kıyıya çekmek için ip takılacak çıkıntılar. Şişe.
KAYNANAYUMRUĞU
Kaktüs. Bir çeşit kaktüs.
KAYNAYIVERME
Kaynayıvermek işi.
KAYNAŞTIRABİLME
Kaynaştırabilmek işi.
BUĞULUKAYNAK
Van kenti, Çaldıran ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KAYNAŞTIRABİLMEK
Kaynaştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYNAŞABİLME
Kaynaşabilmek durumu.
KAYNARGÖZLEYİM
Çözüneni uçucu olmayan çözeltilerin kaynama noktalarının, aynı basınçtaki arı çözücününkinden yüksek olmasına dayanarak, derişimi bilinen seyreltik çözeltilerde, çözünenin molekül ağırlığını belirleme yöntemi.
KAYNATABİLME
Kaynatabilmek işi.
KAYNAKLANABİLİR
Kaynakla tutturulabilme durumunda olan.
KAYNAŞABİLMEK
Kaynaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KÜÇÜKKAYNARCA
Sakarya ili, Kaynarca ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAYNAŞTIRMAK
Kaynaşmasını sağlamak.
KAYNAKLANMAK
Kaynak durumunu almak.
KAYNATABİLMEK
Kaynatma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYNAYIVERMEK
Çabucak kaynamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYNA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
BENMARİ
Bir kabı kaynar suya oturtmak yolu ile içindekini ısıtma veya eritme yöntemi.
BAŞVURMAK
Bir işin yapılması için bir kimsenin aracılığını istemek. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanmak, müracaat etmek. İsteği, dileği belirtmek için herhangi bir işlem başlatmak. Bir şeye yararlanmak amacıyla el atmak. Bir işe girmek, bir sınava katılmak vb. konularda müracaatta bulunmak.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
AKTARICI
Dam kiremitlerini aktarıp kırıkları yenileyen kimse. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyuran ve yayan kimse. Görüntüyü bir bölgeden başka bir bölgeye ileten araç.
BAŞVURU
Başvurma işi, müracaat. Bilgi sahibi olmak için bir kaynağı kullanma, bilgiye ulaşma, referans.
BABALIK
Baba olma durumu. Üvey baba. Yaşlı veya küçümsenen adamlara söylenen bir seslenme sözü. Kaynata.
AŞURE
Buğday, nohut vb. tanelerle kuru yemişlerin bir arada şekerle kaynatılmasıyla yapılmış olan bir tatlı türü, alaca aş.
AYAZMA
Rumların kutsal saydıkları kaynak veya pınar.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
ANKİLOZ
Oynar eklemlerde oynaklığın kalmamasıyla eklemin işlemez duruma gelmesi, eklem kaynaşması.
BANDIRMA
Bandırmak işi. İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılmış olan sucuk. Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap. Balıkesir iline bağlı ilçelerden biri.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AŞILAMAK
Vücutta bağışıklık yaratmak veya yerleşmiş bir hastalığa karşı koyabilmek için hazırlanmış bir aşıyı vücuda vermek, aşı yapmak. Birtakım düşünce veya duyguları başkasına benimsetmek, telkin etmek, etkilemek. Soğuğa sıcak, sıcağa soğuk su katmak. Elde edilmesi istenilen herhangi bir ağacın bir parçasını anaç üzerine kaynaştırarak üretmek. Başkasına hastalık geçirmek.
BİBLİYOGRAF
Bibliyografya uzmanı, kaynakları bilen uzman.
AKTARMAK
Bir şeyi bir yerden, bir kaptan başka bir yere veya kaba geçirmek. Toprağı altı üstüne gelecek bir biçimde iyice bellemek. Alıntılamak. Bir kitabı başından sonuna kadar okumak. Bir lehçeyi başka bir lehçeye uyarlamak. Kaynak kişiden derlenen herhangi bir parçayı kitlelere duyurmak ve yaymak. Tür değişikliği yapmak. Bir şeyin yolunu, yönünü değiştirmek. Çatı kiremitlerinin kırık ve bozuk olanlarının yerlerine sağlamlarını koymak. Bir tekniğe göre biçimlendirmek, uyarlamak. Birinin başka biriyle telefonla konuşmasını sağlamak. Üretilmiş olan bir enerjiyi, başka organlara iletmek. İletmek, bildirmek.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AKRABA
Kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler. Oluşma yönünden aynı kaynağa dayanan şeyler. Biri, diğerinin doğurduğu sonuç veya olgular.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.