Kelimeler arşivi içinde; başında "kavra" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. kavra ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kavra ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kavra olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAVRAMLAŞTIRMAK
KAVRAYIŞSIZLIK, KAVRAMLAŞTIRMA
KAVRAYIVERMEK, KAVRAYIŞSIZCA, KAVRAYIŞLILIK, KAVRAYABİLMEK, KAVRATABİLMEK
KAVRAYIVERME, KAVRAYABİLME, KAVRATABİLME, KAVRAMLAŞMAK
KAVRANILMAZ, KAVRAYIŞSIZ, KAVRANILMAK, KAVRAKLAMAK, KAVRAMCILIK, KAVRALANMAK, KAVRAMLAŞMA
KAVRANILMA, KAVRALAMAK, KAVRAYIŞLI
KAVRAMSAL, KAVRANGOZ, KAVRANMAK, KAVRARLIK, KAVRAŞMAK, KAVRATMAK
KAVRATIM, KAVRAYIŞ, KAVRAYIM, KAVRATMA, KAVRAMAK, KAVRAMCI, KAVRANMA
KAVRAMA
KAVRAM, KAVRAN, KAVRAK, KAVRAH, KAVRAÇ
KAVRA
KAVRA
Büyük eğe.
KAVRAYIŞSIZLIK
Kavrayışsız olma durumu.
KAVRATABİLMEK
Kavratma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAVRAYIVERMEK
Çabucak kavramak.
KAVRAYIŞLILIK
Kavrayışlı olma durumu.
KAVRAYIŞSIZ
Kavrayışı olmayan.
KAVRAMLAŞMAK
Kavram durumuna gelmek.
KAVRANILMAK
Kavranmak.
KAVRAYIVERME
Kavrayıvermek işi.
KAVRATABİLME
Kavratabilmek işi.
KAVRAMLAŞTIRMA
Kavramlaştırmak işi. Nesne ve olayların algılanan temel öğelerini, örgütleyerek kavram haline getirme.
KAVRAYIŞSIZCA
Kavrayış olmaksızın.
KAVRANILMAZ
Zihinde oluşturulamayan veya oluşturulabildiği hâlde gerçekten böyle bir şeyin var olması akla sığmayan.
KAVRAYABİLME
Kavrayabilmek işi.
KAVRAYABİLMEK
Kavrama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAVRAMLAŞTIRMAK
Kavram durumuna getirmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAVRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
ALTLAMAK
Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek.
AVUÇLAMAK
Avuçla kavramak, avuçla almak, apazlamak, hapazlamak.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
ANLAMAZLIK
Bir şeyi anlamamış, kavrayamamış gibi davranma.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
ANLAMAK
Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.
BİLGİ
İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.
BELİRLENİM
Belirli duruma gelme işi. Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon.
BELİRLEMEK
Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.
BARINMAK
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.
ANLAYIŞSIZ
Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.
ALGILAMAK
Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.
AÇIKLANAN
Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.
BASİRET
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.
BELİRTKE
Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.
AYRIKLIK
Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.
BELAGAT
İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
ADCILIK
Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.