İçinde KAVRA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kavra" olan, toplam 45 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kavra bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kavra ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kavra olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KAVRAMLAŞTIRMAK

14 harfli kelimeler

KAVRAYIŞSIZLIK, KAVRAMLAŞTIRMA

13 harfli kelimeler

KAVRAYIVERMEK, KAVRAYIŞSIZCA, KAVRATABİLMEK, KAVRAYIŞLILIK, KAVRAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

KAVRAYIVERME, KAVRATABİLME, KAVRAMLAŞMAK, KAVRAYABİLME

11 harfli kelimeler

KAVRAKLAMAK, KAVRALANMAK, KAVRAYIŞSIZ, KAVRANILMAZ, KAVRANILMAK, KAVRAMLAŞMA, KAVRAMCILIK, KIZILKAVRAZ

10 harfli kelimeler

KAVRANILMA, KAVRALAMAK, KAVRAYIŞLI, KÖZKAVRANI

9 harfli kelimeler

KAVRAŞMAK, KAVRARLIK, ÖZKAVRAMI, KAVRANGOZ, KAVRATMAK, KAVRANMAK, KAVRAMSAL

8 harfli kelimeler

KAVRAMCI, KAVRAYIŞ, KAVRATIM, KAVRATMA, KAVRAYIM, KAVRANMA, KAVRAMAK

7 harfli kelimeler

KAVRAMA

6 harfli kelimeler

KAVRAÇ, KAVRAK, KAVRAM, KAVRAH, KAVRAN

5 harfli kelimeler

KAVRA

Bazı kelimelerin anlamları

KAVRA

Büyük eğe.

KAVRAMLAŞTIRMAK

Kavram durumuna getirmek.

KAVRAYIŞSIZLIK

Kavrayışsız olma durumu.

KAVRAMLAŞMAK

Kavram durumuna gelmek.

KAVRAKLAMAK

İki elle tutmak : Ahmet sopayı kavrakladı.

KAVRATABİLMEK

Kavratma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAVRAYIŞSIZ

Kavrayışı olmayan.

KAVRAMLAŞTIRMA

Kavramlaştırmak işi. Nesne ve olayların algılanan temel öğelerini, örgütleyerek kavram haline getirme.

KAVRATABİLME

Kavratabilmek işi.

KAVRAYIVERMEK

Çabucak kavramak.

KAVRALANMAK

Çabalamak, kaşınmak : Bitten kavralanıp duruyor.

KAVRAYABİLMEK

Kavrama imkânı veya olasılığı bulunmak.

KAVRAYIVERME

Kavrayıvermek işi.

KAVRAYABİLME

Kavrayabilmek işi.

KAVRAYIŞLILIK

Kavrayışlı olma durumu.

KAVRAYIŞSIZCA

Kavrayış olmaksızın.

  -   -   -  

Anlamında KAVRA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAVRA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

BİLGİ

İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. Bilim.

AYRIKLIK

Ayrıklı olma durumu, ayrı tutma, ayrı tutulma. Kaplamları birbirinden ayrı olmakla birlikte aynı yakın cinsin kaplamına giren kavramlar arasındaki bağlantı. Elips, daire, parabol, hiperbol vb. bir konik üzerinde hareket eden cismi, odağa veya merkeze birleştiren doğrunun büyük eksen ile yaptığı açı. Önermelerin birbirine bağlanması işleminde ya . ya . ve ya da ile gösterilen ilişki. Kural dışılık. Genel kuraldan ayrılma, derogasyon.

AVUÇLAMAK

Avuçla kavramak, avuçla almak, apazlamak, hapazlamak.

BASİRET

Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, sağgörü, vizyon.

BELİRTKE

Soyut bir şeyin, bir kavramın sembolü olan varlık veya eşya, amblem. Gösterge. Bir konu hakkındaki açıklayıcı bilgilerin tümü.

BELAGAT

İyi konuşma, sözle inandırma yeteneği. Söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik. Bir şeyde gizli olan derin anlam. Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiçbir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak, düzgün anlatma sanatı.

BELİRLEMEK

Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı. Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

BOHÇALAMAK

Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.

BEŞİK

Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.

ALTLAMAK

Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek.

ANLAMAZLIK

Bir şeyi anlamamış, kavrayamamış gibi davranma.

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

ALGILAMAK

Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.

BELİRLENİM

Belirli duruma gelme işi. Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

AÇIKLANAN

Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.