Kelimeler arşivi içinde; başında "katkı" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. katkı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu katkı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde katkı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KATKILANMAK, KATKISIZLIK
KATKILANMA, KATKILILIK, KATKISIZCA
KATKISIZ
KATKILI
KATKI
KATKI
Bir işin yapılmasına, gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile katılma, yardım. Düğün günü davetlilerin öğleye kadar gönderdikleri armağan. Bir şeye katılan başka bir madde. Metal ve alaşımların hazırlanması sırasında içlerine katılan değişik nitelikteki maddeler.
KATKILI
İçine yabancı madde katılmış olan, karışık, saf olmayan.
KATKILANMA
Katkılanmak işi.
KATKISIZ
Üzerine veya içine hiçbir şey katılmamış, katışıksız, saf. Niteliği hiçbir etki ile değişmeyen, tam, bozulmamış.
KATKILILIK
Katkılı olma durumu.
KATKILANMAK
İçine bir katkı karışmak.
KATKISIZLIK
Katkısız olma durumu.
KATKISIZCA
Katkısız bir biçimde.
Bu bölümde tanımı içerisinde KATKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ULAMA
Ulamak işi. Ulanan parça, ek, katkı, ilave. Konuşmada art arda gelen kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikincisinin başındaki ünlüye ses bakımından bir hece oluşturacak biçimde bağlanarak söylenmesi, bağlama: Ayırt etmek, tertip etmek, art arda gibi. Ulanmış.
HARÇ
Harcanan para, masraf. Yapıda tuğla veya taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılmış olan karışım. Resmî işlerde devlet veznesine ödenen para. Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin bütünü. Bahçıvanlıkta değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı veya süsleyici şeyler.
YARDIM
Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet. Etki. Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Bağış, iane.
AKTÖR
Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.
ERGOJEN
Enerji metabolizmasında görev alan ara ürünlerden olup atların sportif etkinliklerini ve başarımını iyileştirmesi ve efor sırasında oluşan zararlı metabolitlerin azaltılması amacıyla kullanılan yem katkı maddesi.
ELİŞİ
Kanaviçe işi. Eliyle belini getirme. Okullarda öğrencileri el işlerine alıştırmak amacıyla kâğıt, mukavva, tahta, tel gibi gereçler ve basit el araçlarıyle yaptırılan yaratıcı işlere verilen genel ad. Amacı, el işleri yoluyla çocukların gelişmesine katkıda bulunmak olan ve daha çok ilk ve ortaokul çağında okutulan dersin adı. Tarih öncesi insanlarının yaptığı araç.
DAĞILIM
Dağılarak birbirinden ayrılma. Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler. Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı. Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü. Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması. Paylaşım.
ALJİNAT
Kahverengi deniz yosunlarının özünden elde edilen, kıvam ve dayanıklılığı artırıcı olarak gıda ve bazı ilaçlarda kullanılan katkı maddesi.
SÜSLEMEK
Birtakım katkılarla bir şeyin daha güzel, daha göz alıcı olmasını, daha hoş görünmesini sağlamak, bezemek, bezeklemek, donatmak, tezyin etmek. Söz oyunlarıyla güzelleştirmek. Birinin kusurlarını uzun uzun yüzüne vurmak.
CİLİS
Bütün, hep. Sonuna kadar anlamında kullanılır. Yalnız, tek. Hiç, asla. Yardıma muhtaç. Tüm, bütün, katkısız. Tamamen.
ALANİN
Bir metil yan zinciri olan basit bir amino asit; alfa-amino propiyonik asit. Renksiz kristallerden oluşan, soğuk suda az fakat sıcak suda iyi çözünen, eterde çözünmeyen hemen hemen tüm proteinlerde bulunan, bir metil yan zinciri olan basit bir amino asit, alfa-amino propiyonik asit. Vücutta glukoz metabolizmasında kullanılan bir amino asit olan ve karbonhidratlardan enerji üretiminde katkı sağlayan, sembolü Ala ve A olan alifatik ve hidrofobik yan zincirli esansiyel olmayan amino asit.
AVOPARSİN
Streptococcus candidus kültürlerinden elde edilen Gram pozitif bakterilere karşı etkili olan ve veteriner hekimlikte çoğunlukla yem katkı maddesi olarak kullanılan bir antibiyotik.
TERBİYELEMEK
Eğitmek. Çeşitli katkı maddeleriyle yemeği lezzetli duruma getirmek.
BEZOUT
1730-1783. Etyen Bezout, Fransız matematikçisi. Asıl çalışma alanı cebirdir. Determinantlar teorisinin oluşturulmasında Cramer'in yanısıra önemli katkılarda bulunmuştur. m ve n basamaktan iki eğrinin en fazla mn sayıda noktada kesişebileceğini göstermiştir.
BULAMEÇ
Üzümlerin kaynatılıp karıştırılmasıyla elde edilen katkı.
ETOKSİKUİN
Antioksidan gıda ve yem katkı maddelerinden biri.
DEĞERDEŞLİK
Bir ya da daha çok eksicik çiftinin paylaşıldığı öğecikler birleşiminde, her öğeciğin çifte bir eksicikle katkıda bulunduğu kimyasal bağ. Değer ya da miktarda eşitlik. Farklı piyasalardaki mal ve hizmetlerin fiyatlarındaki eşitlik.
FİLOZOF
Felsefe ile uğraşan ve felsefenin gelişmesine katkıda bulunan kimse, felsefeci, feylesof. Sakin, kendi hâlinde yaşayan kimse. Felsefe yapmaya meraklı olan kimse.
EMÜLGATÖR
Bir gıda katkı maddesinde yağ ve su gibi iki veya daha fazla fazın karışımlarının katmanlara ayrılmasını önlemeye yardım eden maddeler. Süt ikame yemi gibi suya karıştırılarak çoğaltılıp kullanılacak maddelerin ortamda bağdaşık bir biçimde dağılmasını sağlayan, yemlere katılarak onların kararlı emülsüyon durumuna gelmesini sağlayan lesitin, mono ve digliserit gibi maddeler. Bir gıda maddesinde, yağ, su ve benzerleri iki veya daha fazla farklı fazın bağdaşık karışımını sağlayan veya sabit tutan madde.
SAĞ
Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı. Boksta sağ yumrukla vuruş. Sağlam, esen. Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş). Bu taraftaki yön. Yaşamakta olan. Katkısız.