Kelimeler arşivi içinde; başında "kart" olan, toplam 103 adet kelime bulunmaktadır. kart ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kart ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kart olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KARTPOSTALCILIK
KARTONPİYERSİZ
KARTİLAGİNEUS, KARTONPİYERLİ
KARTALGİLLER, KARTALKANADI, KARTELLEŞMEK, KARTEZYENİZM, KARTİLAJİNÖZ, KARTONMACUNU, KARTPOSTALCI
KARTALPINAR, KARTAMSAMAK, KARTANLAMAK, KARTELLEŞME, KARTİYERİZM, KARTOGRAFİK, KARTOGRAFYA, KARTONCULUK, KARTONLAMAK, KARTONPİYER
KARTALDERE, KARTALGÖZÜ, KARTALKAYA, KARTALOĞLU, KARTALTAŞI, KARTALTEPE, KARTLAŞMAK, KARTOGRAFİ, KARTONLAMA, KARTPOSTAL, KARTSIZLIK, KARTTIRMAK
KARTALKÖY, KARTALLAR, KARTALMAK, KARTAYMAK, KARTEOLOL, KARTEŞMEK, KARTEZYEN, KARTINLIK, KARTİKAİN, KARTİLAGO, KARTİLLER, KARTLAMAK, KARTLAVIZ, KARTOGRAF, KARTONPAT, KARTOSMAN, KARTOTEKS, KARTVİZİT
KARTADAK, KARTALAÇ, KARTALAK, KARTALAŞ, KARTALCA, KARTALEÇ, KARTALLI, KARTALMA, KARTALOŞ, KARTALOZ, KARTÇIGA, KARTEKİN, KARTIMAK, KARTİLAJ, KARTONCU, KARTOTEK, KARTUTAN
KARTALA, KARTANA, KARTELA, KARTLAÇ, KARTLAN, KARTLAZ, KARTLEÇ, KARTLIK, KARTMAĞ, KARTMAH, KARTMAK, KARTMIK, KARTOPİ, KARTOPU, KARTSIZ, KARTULI, KARTULİ
KARTAL, KARTAN, KARTAY, KARTÇA, KARTEL, KARTIN, KARTLI, KARTOF, KARTOL, KARTON, KARTOP, KARTOS, KARTUK, KARTUL, KARTUŞ
KARTİ, KARTO
KART
KART
Gençliği ve körpeliği kalmamış, körpe karşıtı. Telefonlara takılan, iletişimi sağlamak için gerekli bilgilerin yüklendiği parçacık. Genellikle parasal işlemlerde çok amaçlı olarak kullanılan manyetik özelliği olan plastik nesne. Fotoğrafçılıkta 9x12 santimetre boyutlarındaki resim. Bazı yerlere girmek veya bazı şeylerden yararlanmak için verilen, kimliği belirten belge. Düzgün kesilmiş ince karton parçası. Oyun kâğıdı. Bir kimsenin kimliğini gösteren, kutlamalarda veya kendini tanıtmada kullanılan, çoğunlukla beyaz, küçük, ince karton parçası, kartvizit. Kartpostal.
KARTALPINAR
Ardahan ilinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Burdur şehrinde, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KARTPOSTALCI
Kartpostal basan veya satan kimse.
KARTONMACUNU
(Süsleme) Paçavra lifleri ve kâğıt parçalarını suda hamur haline getirdikten sonra alçı ve tutkalla karıştırarak yapılan ve kabartma süslerin dökümünde kullanılan bir çeşit döküm gereci.
KARTEZYENİZM
Dekartçılık.
KARTAMSAMAK
Çürümeğe başlamak.
KARTELLEŞME
Kartel kurma işi.
KARTONPİYERSİZ
Kartonpiyeri olmayan.
KARTPOSTALCILIK
Kartpostalcının yaptığı iş.
KARTALKANADI
Halı, kilim ve palazda görülen bir motif. (Yeşilova Aksaray Niğde).
KARTALGİLLER
Omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfının, kartallar takımının gündüz yırtıcıları alt takımına giren büyük bir familyası.
KARTELLEŞMEK
Kartel kurmak.
KARTİLAJİNÖZ
Kıkırdaksı.
KARTONPİYERLİ
Kartonpiyeri olan.
KARTANLAMAK
Yoldan çıkmak, davranışlarında şaşmak.
KARTİLAGİNEUS
Kıkırdaksal, kıkırdakla ilgili olan.
Bu bölümde tanımı içerisinde KART geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
BLOKNOT
Yaprakları kolayca çıkartılabilecek bir biçimde yapılmış not defteri.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
CAYIRDATMAK
Sert, uzun, gürültülü ses çıkartmak.
BAKIMLIK
Filmin kartpostal büyüklüğünde cam bir perde üzerinde görünmesini sağlayan cihaz.
AKDOĞAN
Kartalgillerden bir tür doğan, aksungur.
ÇIKARTILMAK
Çıkartma işi yapılmak.
BOBİN
Makara. Tampon silindiri veya mihver boru etrafına sarılmış kâğıt veya kartonun sürekli uzunluğu. Fotoğraf filmi rulosu. İçinden elektrik akımı geçebilen yalıtılmış tel ile bu telin sarılı bulunduğu silindirden oluşan aygıt.
BİNDİRMEK
Bir kimseyi bir şeyin üzerine çıkartmak, oturtmak veya içine yerleştirmek, binmesini sağlamak. Eklemek, katmak. Taşıt, ön tarafından başka bir taşıta çarpmak veya bir yere vurmak.
BALÇIK
İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.
BİZ
Çokluk birinci kişiyi gösteren söz. Katı bir şeyi dikerken iğne geçirecek yeri delmek için kullanılan, çelikten yapılmış, sivri uçlu ve ağaç saplı araç, tığ. Ülkemiz sularında yaşayan bir tür mersin balığı, şip (Acipenser nudiventris). Maraş işinde kalın karton parçalarının iğneyi kırmamasını sağlamak ve delik delmek işleminde kullanılmak üzere hazırlanmış tahta saplı, ince sivri uçlu bir çuvaldız türü. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz.
ANTRİKOT
Sığırın iki kürek kemiği arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ÇATIRDATMAK
Bir şeyin "çatır" diye sesini çıkartmak.
ALDIRMAK
Alma işini yaptırmak. Sığdırmak. Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak. Önem vermek, değer vermek. Başkasına kaptırmak. Getirtmek.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
ÇALMAK
Başkasının malını gizlice almak, hırsızlık etmek, aşırmak. Bir müziği dinlemeyi sağlayan aleti çalıştırmak. Benzemek, andırmak. Bozmak, zarar vermek. Üzerine sürmek. Kumaşın bir parçasını kesmek. Vurarak ya da sürterek ses çıkartmak. Ses çıkarmak, ses vermek. Zamanı boşa harcatmak, ziyan edilmesine yol açmak. Süpürmek, temizlemek. Atmak, çarpmak, vurmak. Madeni oymak, kalemle işlemek.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
ATMACA
Kartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük bir yırtıcı kuş, akkuş (Accipiter nisus).