KARPUZ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "karpuz" olan, toplam 13 adet kelime bulunmaktadır. karpuz ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu karpuz ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde karpuz olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KARPUZSEKİSİ

11 harfli kelimeler

KARPUZALANI, KARPUZCULUK

10 harfli kelimeler

KARPUZKAYA, KARPUZTEPE, KARPUZUMSU

9 harfli kelimeler

KARPUZCUK

8 harfli kelimeler

KARPUZCU, KARPUZLU, KARPUZSU, KARPUZYA

7 harfli kelimeler

KARPUZA

6 harfli kelimeler

KARPUZ

Bazı kelimelerin anlamları

KARPUZ

Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris). Lamba karpuzu. Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi. Kadın memesi.

KARPUZCUK

Düğünçiçeği.

KARPUZKAYA

Gaziantep şehrinde, ŞehitKâmil ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

KARPUZCU

Karpuz yetiştiren veya satan kimse.

KARPUZA

Büyük boy demir çivi, kadak.

KARPUZCULUK

Karpuzcunun yaptığı iş.

KARPUZALANI

Van ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

KARPUZYA

Büyük boy demir çivi, kadak.

KARPUZTEPE

Diyarbakır şehri, Mermer nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

KARPUZLU

Aydın iline bağlı ilçelerden biri.

KARPUZSU

Karpuzu andıran, karpuza benzeyen, karpuz gibi, karpuzumsu.

KARPUZSEKİSİ

Kayseri şehri, Hacılar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

KARPUZUMSU

Karpuzsu.

  -   -   -  

Anlamında KARPUZ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KARPUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABAK

Çocuk oyunlarında sayı, kama, gol. Yok, bitti anlamına: Şeker abak, kestane vereyim. Bembeyaz. Aydın şehrinde, Karpuzlu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

KABAKLIK

Karpuz veya kavunun ham olma durumu. Başın tüysüz veya dazlak olma durumu. Bilgisizlik, görgüsüzlük.

ANK

Ördekten daha iri, kiremit renkli bir çeşit kuş, angıt. Kavun, karpuz ve benzerleri nin çiçekten sonraki olgunlaşmamış hali.

TEVEK

Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı. Üzüm kütüğü, çotuk.

BALSARA

Bilhassa meşe ağacında görülen bir çeşit yapışkan parazit bitki (arılar bu bitkiden bal alırlar). Bostan yapraklarının ve karpuzun güneşe gelen kısmının sararması. Kudret helvası.

KABAK

Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita). Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılmış olan ürünü. Kabak kemane. Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği). Ham, tatsız (kavun, karpuz). Bilgisiz, görgüsüz, kaba. Kısa boynuzlu hayvan. Tüysüz, dazlak. Esrarkeşlerin kullandığı bir tür nargile.

CİMCİME

Küçük ve tatlı bir tür karpuz. Küçük ve sevimli çocuk, kadın.

AVCAR

Ezilmiş, parçalanmış. Tane: Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer avcarı kalır. Pastırma ve sucuğa konulan baharat. Lezzet, tat. Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu. Tabak somağının posası. Kışlık yiyecek, kış yiyeceği. Saçma, barut gibi av malzemesi. Mantık, mantıki düzen: Lâfının hiç avcarı yok. Kıvam, karar. Av araç ve gereçleri. Kimyon. Baharat. Sebze bahçesi (Akpınar). Tencereye konan yemek malzemesi.

BASIRI

Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme. Sarılık hastalığı (kavun ve karpuz için).

ATINAK

Dilim: iki atınak karpuz yedim.

BOSTAN

Sebze bahçesi. Kavun, karpuz tarlası. Kavun ve karpuza verilen ortak ad.

AVCE

Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu.

ALAÇAKIR

Yarı pişmiş. Yarı olgunlaşmış sebze veya meyva (çokça domates ve karpuz hakkında): Domatesleri alaçakır toplamışlar. Gece gökyüzünün yarı bulutlu hali: Bu gece hava alaçakırdı. Yeşile yakın bir renk. Yarı aç, yarı tok: Karnım alaçakır doydu. İlkbaharda dağlardan buzların çözülmesiyle, içinde buz parçaları karışık olarak akan az bulanık su: Hayvanı alaçakır suya sürme, bacaklarını buz keser. Şöyle böyle: Bugün keyfim alaçakır. Yarı olgunlaşmış (meyve için).

KÖKEN

Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.

BABAK

Çocuk dilinde kabak, kavun, karpuz ve benzerleri ne verilen ad. Kabak, salatalık gibi bostan sebzeleri. Çok korkak, dönek, hileci. Korkak.

KESMECE

Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.

BAĞSIRA

Sisli havalarda yapraklar üzerinde beliren ıslaklık, çiğ. Çiğin bağlarda yaptığı hastalık. Bostan yapraklarını ve ekinleri yakan, kavun ve karpuzu bozan hastalık. Çiy.

BİDENDA

Gelecek sefer. Bir tane daha: Aynı karpuzdan bidenda verir misin?.

KABAKGİLLER

İki çeneklilerden, kabak, kavun, karpuz, hıyar vb.ni içine alan, geniş yapraklı, sürüngen ve sarılgan bir bitki familyası.

BALKIK

Kavun, karpuz, kabak gibi meyve ve bitkilerin çürüğü.