Kelimeler arşivinde; içinde "karpuz" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde karpuz bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu karpuz ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında karpuz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YUKARIKARPUZLU
KARPUZSEKİSİ, YENİKARPUZLU
KARPUZCULUK, KARPUZALANI
KARPUZUMSU, KARPUZKAYA, KARPUZTEPE
KARPUZCUK
KARPUZCU, KARPUZLU, KARPUZSU, KARPUZYA
KARPUZA
KARPUZ
KARPUZ
Kabakgillerden, sürüngen gövdeli parçalı sert yapraklı, sarı çiçekler açan bir bitki (Citrullus vulgaris). Lamba karpuzu. Bu bitkinin dışı yeşil kabuklu, içi kırmızı ve sulu, iri meyvesi. Kadın memesi.
KARPUZSEKİSİ
Kayseri şehri, Hacılar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KARPUZYA
Büyük boy demir çivi, kadak.
YUKARIKARPUZLU
Diyarbakır şehrinde, Ergani belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KARPUZA
Büyük boy demir çivi, kadak.
KARPUZCU
Karpuz yetiştiren veya satan kimse.
KARPUZSU
Karpuzu andıran, karpuza benzeyen, karpuz gibi, karpuzumsu.
KARPUZCUK
Düğünçiçeği.
KARPUZUMSU
Karpuzsu.
KARPUZLU
Aydın iline bağlı ilçelerden biri.
KARPUZALANI
Van ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
KARPUZCULUK
Karpuzcunun yaptığı iş.
KARPUZKAYA
Gaziantep şehrinde, ŞehitKâmil ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
KARPUZTEPE
Diyarbakır şehri, Mermer nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
YENİKARPUZLU
Edirne şehri, İpsala ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KARPUZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVCAR
Ezilmiş, parçalanmış. Tane: Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer avcarı kalır. Pastırma ve sucuğa konulan baharat. Lezzet, tat. Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu. Tabak somağının posası. Kışlık yiyecek, kış yiyeceği. Saçma, barut gibi av malzemesi. Mantık, mantıki düzen: Lâfının hiç avcarı yok. Kıvam, karar. Av araç ve gereçleri. Kimyon. Baharat. Sebze bahçesi (Akpınar). Tencereye konan yemek malzemesi.
BABAK
Çocuk dilinde kabak, kavun, karpuz ve benzerleri ne verilen ad. Kabak, salatalık gibi bostan sebzeleri. Çok korkak, dönek, hileci. Korkak.
ALAÇAKIR
Yarı pişmiş. Yarı olgunlaşmış sebze veya meyva (çokça domates ve karpuz hakkında): Domatesleri alaçakır toplamışlar. Gece gökyüzünün yarı bulutlu hali: Bu gece hava alaçakırdı. Yeşile yakın bir renk. Yarı aç, yarı tok: Karnım alaçakır doydu. İlkbaharda dağlardan buzların çözülmesiyle, içinde buz parçaları karışık olarak akan az bulanık su: Hayvanı alaçakır suya sürme, bacaklarını buz keser. Şöyle böyle: Bugün keyfim alaçakır. Yarı olgunlaşmış (meyve için).
KÖKEN
Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim, neden veya yer, menşe. Tulumbacı hortumlarının uç kısmındaki sarı maden sap. Bir malın üretildiği veya yapıldığı, alındığı, getirildiği yer, menşe, orijin. Soy, asıl. Kavun, karpuz, kabak vb. bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları.
KESMECE
Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz). (ke'smece) Kesip bakarak beğenmek şartıyla. (ke'smece) Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan.
KABAKGİLLER
İki çeneklilerden, kabak, kavun, karpuz, hıyar vb.ni içine alan, geniş yapraklı, sürüngen ve sarılgan bir bitki familyası.
AVCE
Hıyar, karpuz gibi şeylerin tohumu.
BALKIK
Kavun, karpuz, kabak gibi meyve ve bitkilerin çürüğü.
BALSARA
Bilhassa meşe ağacında görülen bir çeşit yapışkan parazit bitki (arılar bu bitkiden bal alırlar). Bostan yapraklarının ve karpuzun güneşe gelen kısmının sararması. Kudret helvası.
ABAK
Çocuk oyunlarında sayı, kama, gol. Yok, bitti anlamına: Şeker abak, kestane vereyim. Bembeyaz. Aydın şehrinde, Karpuzlu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.
ANK
Ördekten daha iri, kiremit renkli bir çeşit kuş, angıt. Kavun, karpuz ve benzerleri nin çiçekten sonraki olgunlaşmamış hali.
ATINAK
Dilim: iki atınak karpuz yedim.
BAĞSIRA
Sisli havalarda yapraklar üzerinde beliren ıslaklık, çiğ. Çiğin bağlarda yaptığı hastalık. Bostan yapraklarını ve ekinleri yakan, kavun ve karpuzu bozan hastalık. Çiy.
BASIRI
Bitki, bostan, meyve ağaçları ve bağlara zarar veren bir hastalık, külleme. Sarılık hastalığı (kavun ve karpuz için).
BİDENDA
Gelecek sefer. Bir tane daha: Aynı karpuzdan bidenda verir misin?.
TEVEK
Asma, kavun, karpuz vb. bitkilerin sürgünü veya dalı. Üzüm kütüğü, çotuk.
BOSTAN
Sebze bahçesi. Kavun, karpuz tarlası. Kavun ve karpuza verilen ortak ad.
CİMCİME
Küçük ve tatlı bir tür karpuz. Küçük ve sevimli çocuk, kadın.
KABAKLIK
Karpuz veya kavunun ham olma durumu. Başın tüysüz veya dazlak olma durumu. Bilgisizlik, görgüsüzlük.
KABAK
Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita). Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılmış olan ürünü. Kabak kemane. Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği). Ham, tatsız (kavun, karpuz). Bilgisiz, görgüsüz, kaba. Kısa boynuzlu hayvan. Tüysüz, dazlak. Esrarkeşlerin kullandığı bir tür nargile.