Kelimeler arşivi içinde; başında "kanı" olan, toplam 63 adet kelime bulunmaktadır. kanı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kanı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kanı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KANIKSAYABİLMEK, KANITLAYABİLMEK
KANIKSAYABİLME, KANITLANDIRMAK, KANITLAYABİLME
KANITLANDIRMA
KANIBULANMAK
KANITLANMAK, KANIRTMAÇLI, KANIKLANMAK, KANIKTIRMAK, KANITSIZLIK, KANIKSATMAK
KANITSAMAK, KANIRILMAK, KANITLAMAK, KANIKSIMAK, KANIKSAYIŞ, KANIVERMEK, KANIKSATMA, KANIKSAMAK, KANITLANIM, KANITLANIŞ, KANITLANMA, KANIKLANMA, KANIKLAMAK
KANIVERME, KANIYAKLI, KANITLAMA, KANIRTMAK, KANITSAMA, KANIRTMAÇ, KANIDANIM, KANIKSAMA
KANIHMAK, KANIKKIN, KANIKLIK, KANIRMAK, KANIKMAK, KANIKARA, KANITMAK, KANIŞMAK, KANIHMAH, KANITSAV, KANILTAK, KANITSIZ, KANIRTMA, KANIRMUK
KANIKMA, KANITLI, KANIKOR, KANILIK, KANIŞKA, KANIRIK, KANIRMA
KANIGA, KANIYA
KANIK, KANIL, KANIT, KANIŞ, KANIH
KANI
KANI
İnanç, düşünce, kanaat.
KANITLANDIRMAK
Bir düşünceyi, bir savı yeterli delillerle doğrulamak, belgelemek ve açıklamak.
KANITSAMAK
Kanıt, belge veya delil olarak kabul etmek.
KANIRILMAK
Sırt üstü yere düşmek.
KANITSIZLIK
Kanıtsız olma durumu.
KANIBULANMAK
Çocuklar buluğa ermek.
KANITLANMAK
Kanıtlama işi yapılmak, ispat edilmek.
KANIKSATMAK
Kanıksama işini yaptırmak.
KANITLANDIRMA
Kanıtlandırmak işi.
KANIKTIRMAK
Alıştırmak. Usandırmak.
KANIKLANMAK
Edindiği bir şeyi yeter bulmak, yetinmek, kanaat etmek.
KANIKSAYABİLMEK
Kanıksama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KANIRTMAÇLI
Etkili (söz için).
KANIKSAYABİLME
Kanıksayabilmek durumu.
KANITLAYABİLMEK
Kanıtlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KANITLAYABİLME
Kanıtlayabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KANI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BELEDİYE
İl, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt, şehremaneti. Bu örgütün bulunduğu bina.
BÜVE
Genellikle sığırlara saldıran, onların kanını emen, vızıltılarıyla tedirginlik yaratan sokucu sinek, büğelek, dızdız (Hypoderma bovis).
BANYO
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı. Banyo küvetinde yıkanma işi.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
AKCİĞER
Göğüs kafesinin büyük bir bölümünü içten kaplayan, kanı temizleyen, sağlı sollu iki parçadan oluşan solunum organı. Bronşçukların son bölümü.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
ASPİRİN
Ağrı kesici, ateş düşürücü ve kanı sulandırıcı olarak kullanılan beyaz renkli hap.
BAŞMÜSEVVİT
Yazı müsveddeleri hazırlayan ve adına müsevvit denen memurların başkanı.
BAŞBAKANLIK
Başbakan olma durumu, başvekâlet. Başbakan ve görevlilerinin çalıştığı daire, başvekâlet. Başbakanın yaptığı iş, başvekâlet.
BAŞKANLIK
Başkan olma durumu. Başkanın görevi veya makamı, reislik, riyaset.
BEYYİNE
Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. Duruşma sırasında bir düşünceyi gerçekleştirmek için başvurulan belge, kanıt, tutamak, delil.
BAŞSIZLIK
Başı ya da başkanı bulunmama durumu. Siyasi ve idari kurumlardaki çözülme sonucunda devlet denetiminin kalmaması durumu, erksizlik.
BAKANLIK
Bakan olma durumu, vekillik, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bakanın yönetimi altındaki kuruluşların bütünü, nezaret, vekâlet, nazırlık. Bu kuruluşların bulunduğu yer.
BÖREK
Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
BAŞSIZ
Başı olmayan. Yöneticisi, başkanı olmayan.
BURHAN
Kanıt. Belgit.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
BEY
Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü. Satma, satış. As. Zengin, ileri gelen kimse, bay (I). Aşığın çukur yüzünün arkasındaki yumru bölge. Küçük bir toplumun veya küçük bir devletin başkanı. Erkek sıfatlarının hemen arkasına eklenir. Eş, koca. Komutan. Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz.