Sonu KALIB ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kalıb" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kalıb ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kalıb olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kalıb olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KALIB

Resim. Mühür.

  -   -   -  

Anlamında KALIB bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KALIB geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MULAJ

Bir şeyin bal mumu, alçı vb. bir madde ile kalıbını çıkarmak için yapılmış olan işlemlerin bütünü. Bu işlemler sonunda elde edilen kalıp.

DİŞLİ

Dişleri olan. Ayakkabıcıların sayayı kalıba çekmek için kullandıkları kerpeten gibi bir araç. Kaya balığı. Beklenmedik düzeyde olan. Sözünü geçiren, istediğini yaptırabilen, güçlü (kimse). Dişleri olan çark.

ÇİNKOGRAFİ

Çoğaltılmak istenilen resim veya yazıların kalıbını çinko üzerine çıkarma sanatı.

MASK

Genellikle ölünün yüzüne uygulanarak elde edilen yüz kalıbı.

HEYKEL

Taş, tunç, bakır, kil, alçı vb. maddelerden yontularak, kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser, yontu, statü.

DÖKÜM

Kalıba dökme işi ve bunun yapılış yöntemi. Kumaşın dökümlü olma niteliği. Bir şeyi ayrıntılı olarak ortaya koyma. Kalıba dökülerek yapılan. Dökülme zamanı.

KALIPLANMAK

Belli bir kalıp verilmek, kalıba vurulmak.

LORTA

Ayakkabı kalıbının çapı.

DÖKME

Dökmek işi. Dökme yük. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.

ÇAKMA

Çakmak işi. Taklit olan, sahte. Vurulup çakılarak yapılmış kuyumcu işi. Deri hastalığı, yara, çıban. Bu işte kullanılan kuyumcu kalıbı.

TEKERLEME

Tekerlemek işi. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışı. Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler. Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı. Çoğunlukla basmakalıp söz. Çoğunlukla, masalların genel olarak başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş veya ara sözler.

ISTAMPALAMAK

Ham madeni sıcakta veya soğukta istenilen kalıba sokarak şekillendirmek.

KALIPÇI

Kalıp yapan veya satan kimse. Beton kalıplarını yapan kimse. Görevi herhangi bir şeyi kalıba vurmak olan kimse.

DÖKMEK

Sıvı veya tane durumunda olan şeyleri bulundukları kaptan başka bir yere boşaltmak. Bir şeyi yok etmek için atmak. Kullanmak, harcamak, sarf etmek. Maden, mum eriyiği veya çimento, alçı vb.ni kalıba akıtarak biçim vermek, döküm yapmak. Saçmak, serpmek. Çok söylemek. Teninde kızamık, kızıl, suçiçeği hastalıklarında olduğu gibi kırmızı lekeler çıkmak. Üstünde bulunan bir şeyi düşürmek. Bir yere çokça bir şey yığmak, taşımak. Açığa vurmak, söylemek, ortaya koymak. Belli bir yere boşaltmak. Bir işte veya bir konuyu ele alış biçiminde değişiklik yapmak. Sulu hamuru kızgın yağ veya tepsinin içine akıtarak pişirmek. Çok sayıda öğrenciyi sınavda veya bir üst sınıfa geçirmede başarısız saymak. Yakmak, tutuşturmak. Salmak, bırakmak. Bol bol vermek, ödemek, sarf etmek. Akıtmak, düşürmek.

KEPÇE

Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık. Bu kaşığın alabildiği miktarda olan. Bu aracın alabildiği miktarda olan. Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ. Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı. Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu. Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç. Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık.

DEFORME

Biçimi, kalıbı bozulmuş.

KÜLÇE

Eritilerek kalıba dökülmüş maden veya alaşım. Eritilerek kalıba dökülmüş olan. Yığın durumundaki nesnelerin oluşturduğu küme.

KALIPSIZ

Kalıba dökülmemiş. Biçimsiz, düzgün olmayan.

MATRİS

Matbaacılıkta kullanılan, girintili çıkıntılı metal veya mukavva kalıp, baskı kalıbı. Dizey.

KALIPLATMAK

Kalıba vurdurmak.