Kelimeler arşivi içinde; başında "kalaba" olan, toplam 12 adet kelime bulunmaktadır. kalaba ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kalaba ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kalaba olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KALABALIKLAŞTIRMA
KALABALIKLAŞMAK
KALABALIKLAŞMA
KALABALIKLIK
KALABAKBAŞI, KALABALIKÇA
KALABAKLI, KALABALIG, KALABALIK, KALABALOH
KALABAK
KALABA
KALABA
Kalabalık.
KALABALIKLAŞMAK
Kalabalık duruma gelmek.
KALABAKLI
Çanakkale şehrinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KALABALIKLIK
Kalabalık olma durumu. Bir odada ya da bir yerleşim yerinde, gereğinden çak sayıda insanın yaşaması. Genellikle bir odada yaşayan insan sayısının 1'i geçmesi, kalabalıklık sayılmaktadır. bk. konut darlığı.
KALABALIK
Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu. Sayıca çok. Gereksiz, karışık şeyler topluluğu.
KALABALOH
İnsan topluluğu, kalabalık - kalmiş kohmiş: bayatlamış, vakti geçkin.
KALABALIKLAŞMA
Kalabalıklaşmak işi.
KALABALIKÇA
Biraz kalabalık.
KALABALIG
Kalabalık, bk. kalabalug.
KALABALIKLAŞTIRMA
Kalabalıklaştırmak işi.
KALABAK
Tepe ya da dağ sırtlarında kaleye benzeyen toplu kayalar. Hasır otundan örülen şapka. Huni. Çınar ağacı. Nilüfer çiçeği. Kabalak, keçe külâh. Taç. Balıkesir ilinde, Havran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. İzmir kenti, Aliağa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KALABAKBAŞI
Çanakkale şehri, Kalkım nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALABA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FEVÇ
İnsan kalabalığı.
KİTLE
Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kütle. Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle. Kist.
FARFARA
Çok konuşan. Yüksek sesle konuşan. Ağzı kalabalık. Çok övünen.
MAHŞER
Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer. Büyük kalabalık. Kargaşa.
ISKARÇA
Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
CEMAAT
Bir imama uyup namaz kılan kişiler. Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu. İnsan kalabalığı, topluluk.
KOĞUŞ
Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda. Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
DERİNTİ
Toplantı. Gelişigüzel toplanmış eşya. İnsan kalabalığı, güruh.
CAFCAF
Gösteriş, şatafat. Ağız kalabalığı ile bir şeyi elde eden, şirret.
KARGAŞA
Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, anarşi. Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık, kaos.
İZDİHAM
Aşırı kalabalık, yığılma.
KAYNAŞMAK
Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek. Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek. Birleşmek. Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak. Huzursuzluk çıkmak. Birbirine iyice uymak.
ORDU
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.
CERRAR
Çekici, sürükleyici. Zorla para alan kimse. Savaş araçlarıyla donatılmış kalabalık ordu. Dilenci.
KAYNAŞMA
Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.
FORTÇU
Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.