Kelimeler arşivinde; içinde "kalaba" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kalaba bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kalaba ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kalaba olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KALABALIKLAŞTIRMA
KALABALIKLAŞMAK
KALABALIKLAŞMA
YUKARIKALABAK
ÇAKKALABADAM, KALABALIKLIK
KALABALIKÇA, KALABAKBAŞI
ACIKALABAK
KALABALIK, KALABAKLI, KALABALIG, KALABALOH
KALABAK
KALABA
KALABA
Kalabalık.
KALABALOH
İnsan topluluğu, kalabalık - kalmiş kohmiş: bayatlamış, vakti geçkin.
KALABAK
Tepe ya da dağ sırtlarında kaleye benzeyen toplu kayalar. Hasır otundan örülen şapka. Huni. Çınar ağacı. Nilüfer çiçeği. Kabalak, keçe külâh. Taç. Balıkesir ilinde, Havran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. İzmir kenti, Aliağa belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KALABALIKLIK
Kalabalık olma durumu. Bir odada ya da bir yerleşim yerinde, gereğinden çak sayıda insanın yaşaması. Genellikle bir odada yaşayan insan sayısının 1'i geçmesi, kalabalıklık sayılmaktadır. bk. konut darlığı.
KALABALIKLAŞTIRMA
Kalabalıklaştırmak işi.
KALABALIG
Kalabalık, bk. kalabalug.
KALABAKLI
Çanakkale şehrinde, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KALABALIK
Çok sayıda insanın bir araya gelmesiyle oluşan insan topluluğu. Sayıca çok. Gereksiz, karışık şeyler topluluğu.
KALABALIKÇA
Biraz kalabalık.
KALABALIKLAŞMAK
Kalabalık duruma gelmek.
ACIKALABAK
İlâç olarak kullanılan geniş yapraklı bir ot.
ÇAKKALABADAM
Olmamış meyve.
KALABALIKLAŞMA
Kalabalıklaşmak işi.
YUKARIKALABAK
Eskişehir şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KALABAKBAŞI
Çanakkale şehri, Kalkım nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KALABA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHALİ
Aralarında aynı yerde bulunmaktan başka hiçbir ortak özellik bulunmayan kişilerden oluşan topluluk, halk. Bir yerde toplanan kalabalık.
KOĞUŞ
Kışla, okul, tutukevi, hastane vb. kalabalık yerlerde, içinde birçok kimsenin yattığı veya barındığı büyük oda. Osmanlı Devleti'nde devşirilen çocuklara acemi ocağında eğitim ve öğretimin verildiği, birbirini izleyen yedi oda.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
DOLMAK
Dolu duruma gelmek. Bitkiler olgunlaşmak, erginleşmek. Sabrı tükenip öfkesi taşacak duruma gelmek. Bir yerde pek çok eşya veya kimse toplanmak, kalabalık duruma gelmek. Bir yere iyice yayılmak, kaplamak. Süre, hesap tamamlanmak.
İZDİHAM
Aşırı kalabalık, yığılma.
MAHŞER
Kıyamet günü dirilenlerin toplanacaklarına inanılan yer. Büyük kalabalık. Kargaşa.
KAYNAŞMA
Kaynaşmak işi. Kalabalığın çok olduğu bir yerde kıpırdanma, hareketlilik. Huzursuzluk.
KARGAŞA
Kışkırtma ve karışıklık yoluyla toplumda ortaya çıkan düzen bozukluğu, anarşi. Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık, kaos.
DERİNTİ
Toplantı. Gelişigüzel toplanmış eşya. İnsan kalabalığı, güruh.
CEMAAT
Bir imama uyup namaz kılan kişiler. Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu. İnsan kalabalığı, topluluk.
FORTÇU
Taşıtlarda kalabalıktan yararlanarak başkalarına sürtünen, sarkıntılık eden kimse.
CAFCAF
Gösteriş, şatafat. Ağız kalabalığı ile bir şeyi elde eden, şirret.
FARFARA
Çok konuşan. Yüksek sesle konuşan. Ağzı kalabalık. Çok övünen.
KİTLE
Bir yerde toplanmış, bir araya gelmiş insan topluluğu, kütle. Belirli işleviyle özellik gösteren büyük insan kalabalığı, kütle. Kist.
FEVÇ
İnsan kalabalığı.
KÜRSÜ
Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. Sandalye. Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. Ana bilim dalı.
KAYNAŞMAK
Ayrılmayacak bir biçimde birleşmek. Çok kalabalık ve hareketli olmak, hareket etmek. Birleşmek. Uyuşmak, yakın ilişki kurmak, derinleştirmek, iyi anlaşmak. Huzursuzluk çıkmak. Birbirine iyice uymak.
CERRAR
Çekici, sürükleyici. Zorla para alan kimse. Savaş araçlarıyla donatılmış kalabalık ordu. Dilenci.
ISKARÇA
Kalabalık liman. Bir şeyi tıka basa doldurma. Bir limanın gemilerle dolu olması durumu.
ORDU
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü. Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri. Çok sayıda insan, kalabalık. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan illerinden biri. Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.