Kelimeler arşivi içinde; başında "kafi" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. kafi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kafi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kafi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KAFİYESİZLİK
KAFİRLEŞMEK
KAFİRİSTAN, KAFİRLEŞME
KAFİYESİZ
KAFİRİYE, KAFİRLİK, KAFİYELİ
KAFİRİN
KAFİLE, KAFİNG, KAFİYE
KAFİL, KAFİR
KAFİ
KAFİ
Yeterli, yetecek ölçüde olan. "Yeter, yetişir, artık istemez" anlamlarında bir seslenme sözü. Kâfi.
KAFİRİN
Süpürge darısından saflaştırılan bir protein.
KAFİRİYE
Bir çeşit çiçek.
KAFİRLEŞMEK
Kâfir gibi olmak.
KAFİR
Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse. Sevilen birine takılmak, sitem etmek için kullanılan bir seslenme sözü. Acımasız, zalim kimse. Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad.
KAFİRLEŞME
Kâfir gibi olma.
KAFİYELİ
Uyaklı.
KAFİYESİZLİK
Uyaksızlık.
KAFİYESİZ
Uyaksız.
KAFİRLİK
Kâfir olma durumu.
KAFİYE
Uyak. Halk edebiyatında ayak.
KAFİNG
Bir sınırın etrafında, onu çepeçevre saran manşet benzeri bir yapının oluşması.
KAFİL
Dikenlik, çalılık yer, çalı kümesi.
KAFİRİSTAN
Kâfir ülkesi, Müslüman olmayanların yaşadığı yer.
KAFİLE
Birlikte hareket eden topluluk. Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü. Aynı yöne giden taşıt veya yolcu topluluğu, konvoy.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAFİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BARANA
Fasulye sırığı ve üzüm çubuklarını dayamaya yarayan çatal ağaç, kazık. İnce döşeme. Demir tırmık. Baklava biçimi mayın. Deve hamudunun ön ve arka kısmı (semercilikte). Lop yumurtanın üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek. Salata, ot yemeği. Ispanak, semizotu gibi sebzelerin pirinçle pişirilen yemeği. Kuru üzüm, nohut ve boyun eti ile yapılan yemek (kuru üzüm üzerine ayva da konulur). Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Toplantı, parti, fırka, dernek. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Topluluk. Büyük demir tırmık.
UYAKLI
Uyağı bulunan, kafiyeli, mukaffa.
GEFİLE
Kafile: gefile ğatır: deve kervanı. Arapça kökenli kafile: kafile.
HACBEYİ
Her yıl hacca giden kafilenin başkanı.
UYAKSIZ
Uyağı bulunmayan, kafiyesiz.
GÜREM
Küme, sürü, kafile.
TERKİBİBENT
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi.
AYAH
Ayak. Kafiye. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan ya da söylenen beste. Kadın, bk. kanayak çoluh çocuh ayah. Ayak, kafiye, kapı. Defa. Ayak - başdan ayaği: başından sonuna.
BORANA
Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek. Ispanak, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir çeşit yemek. Komposto. Ekşi meyvelerden, et ve pekmezle yapılan suyu bolca tatlımsı bir yemek. Ebegümeci yemeği. Kışın yenmek üzere kurutulmuş taze fasulye. Ispanak. Sulusepken. Toprak düzeltmekte kullanılan tırmık. Bulgur veya pirinçle pişirilen sebze üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç. Tırmık. Cacık.
UYAK
Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler, kafiye.
KONVOY
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile. Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı.
AKBAŞLI
Papatya. İnce ve sık yapraklı, beyaz çiçekli bir yabani ot, ayvadana. Küfür olarak kullanılır. Düğün sırasında hediyeleri kız tarafına götürecek kafilede ilâhi okuyanın arkasında bulunan yaşlı kadın. Civanperçemi. Sakarya şehrinde, Kaynarca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÜREF
Küme, sürü, kafile.
BAKRANA
Küme, grup, kafile.
BAHARNA
Küme, grup, kafile.
HANUT
Özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzde.
GAVIR
Gâvur, İslam ve Türk olmayan. Gâvur. Gâvur, Müslüman olmayan kimse. Gavur, kafir. Hristiyan, gayrimüslim. Gavur, düşman.
BARHANA
Kafile, küçük kervan. Göç eşyası, ev eşyası.
DEYİŞLEME
Beste, makam. Kafiyeli atasözü. Bir sözün, masalın, türkünün anlamı. Mâni.
ĞAVIR
Gavur, kafir.