Sonu KABİL ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kabil" olan, toplam 5 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kabil ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kabil olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kabil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

KABİL

Olanaklı.

MAKABİL

Bir şeyin öncesi, geçmişi.

MÜTEKABİL

Karşılıklı.

MUKABİL

Bir şeye karşılık olarak yapılan, bir şeyin karşılığı olan. Rağmen. Karşılıklı. Karşılık olarak. Bir şeyin karşısında bulunan.

GAYRİKABİL

Çözümü olmayan.

  -   -   -  

Anlamında KABİL bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KABİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MÜSTAİT

Doğuştan yetenekli, kabiliyetli olan.

YETENEKLİ

Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.

BASBARİTON

Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen, buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı.

OLABİLİR

Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.

YETENEKLİLİK

Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.

DEĞİŞKE

Varyant. Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon.

ŞEYH

Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.

KARŞILIKLI

İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirine karşı bulunan. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.

OLANAKLI

Olma ihtimali bulunan, kabil.

NAKİP

Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede.

YETENEKSİZLİK

Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.

BOY

Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.

KALDIRAÇ

Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela.

KLAVYE

Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü.

YETENEKSİZ

Yeteneği olmayan, kabiliyetsiz, istidatsız.

PIRTLAK

Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.

YETENEK

Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.

SINIR

İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.

KARŞI

Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.

ALIRLIK

Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.