Kelimeler arşivi içinde; başında "kabil" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. kabil ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kabil ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kabil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KABİLİYETSİZLİK
KABİLİYETLİLİK
KABİLİYETSİZ
KABİLİYETLİ
KABİLİYET
KABİLTİM
KABİLE
KABİL
KABİL
Olanaklı.
KABİLİYETLİLİK
Yeteneklilik.
KABİLE
Boy.
KABİLİYET
Yetenek.
KABİLİYETSİZ
Yeteneksiz.
KABİLTİM
Birşeyi kendine maleden.
KABİLİYETLİ
Yetenekli.
KABİLİYETSİZLİK
Yeteneksizlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde KABİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OLABİLİR
Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.
OLANAKLI
Olma ihtimali bulunan, kabil.
SINIR
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.
BASBARİTON
Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen, buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı.
YETENEK
Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
KARŞILIKLI
İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirine karşı bulunan. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.
PIRTLAK
Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
MÜSTAİT
Doğuştan yetenekli, kabiliyetli olan.
KLAVYE
Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü.
ŞEYH
Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.
YETENEKSİZ
Yeteneği olmayan, kabiliyetsiz, istidatsız.
KALDIRAÇ
Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela.
NAKİP
Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede.
YETENEKLİLİK
Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
YETENEKLİ
Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.
DEĞİŞKE
Varyant. Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon.
YETENEKSİZLİK
Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.