KABAR ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kabar" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. kabar ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kabar ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kabar olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

KABARTIVERMEK, KABARTABİLMEK

12 harfli kelimeler

KABARABİLMEK, KABARTIVERME, KABARTABİLME, KABARIVERMEK

11 harfli kelimeler

KABARABİLME, KABARIVERME, KABARCIKOTU, KABARECİLİK

10 harfli kelimeler

KABARÜZGAR, KABARTMALI, KABARTLAMA, KABARLAMAK, KABARIKLIK, KABARCIKLI

9 harfli kelimeler

KABARENDE, KABARTMAK, KABARTLAK, KABARLAMA, KABARTILI, KABARTICI

8 harfli kelimeler

KABARAMA, KABARTMA, KABARACI, KABARALI, KABARECİ, KABARMAK, KABARCIK, KABARGIÇ

7 harfli kelimeler

KABARAM, KABARTI, KABARMA, KABARAN, KABARAK, KABARIŞ, KABARIK, KABARUK

6 harfli kelimeler

KABART, KABARE, KABARA

5 harfli kelimeler

KABAR

Bazı kelimelerin anlamları

KABAR

Yanık, kabarmış yara. Su kabarcığı. Süs eşyası.

KABARIVERME

Kabarıvermek işi.

KABARLAMAK

Birisine kafa tutmak, horozlanmak.

KABARIVERMEK

Ansızın kabarmak.

KABARTLAMA

Olmamış incir. Bazlama, saçta ya da tavada kızartılan mayalı pide, çörek. Küçük yastık, köşe yastığı. Tüyleri kırkılmış davar derisi.

KABARABİLMEK

Kabarma olasılığı bulunmak.

KABARTABİLMEK

Kabartma imkânı veya olasılığı bulunmak.

KABARABİLME

Kabarabilmek işi.

KABARTIVERME

Kabartıverme işi.

KABARTABİLME

Kabartabilmek işi.

KABARECİLİK

Kabarecinin yaptığı iş.

KABARTMALI

Kabartması olan.

KABARCIKOTU

Yele karşı kullanılan zehirli bir ot.

KABARIKLIK

Kabarık olma durumu, şişkinlik.

KABARÜZGAR

Bir cins yemeni, pabuç. Lodos.

KABARTIVERMEK

Çabucak kabartmak.

  -   -   -  

Anlamında KABAR bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KABAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

DOMUR

Kabarcık. Tomurcuk.

ÇUBUKLAMAK

Halı, kilim vb. örtülerin tozunu temizlemek veya şilte, pamuk gibi şeyleri kabartıp düzeltmek için üzerlerine değnekle vurmak.

DİTMEK

Yün, pamuk vb.ni tellere ayırarak kabartmak. Elle çok küçük parçalara ayırmak.

BÖBÜRLENMEK

Övünerek kabarmak, üstünlük taslamak, kurulmak.

FİSKE

Parmak uçlarıyla yapılmış olan hafif vuruş. İnsan derisinde herhangi bir sebeple ortaya çıkan ufak ve içi su dolu kabartı. İki parmak ucu ile tutulabilen miktarda olan.

ÇIKKIN

Kabarık, şişkin.

ÇAPALANMAK

Bir yer çapa ile kabartılmak.

BOMBELİ

Şişkinliği, kabarıklığı olan.

ÇİÇEK

Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.

BERJER

Arkası kabarık ve yüksek, oturacak yeri geniş koltuk.

BEN

Çoğu doğuştan, tende bulunan ufak, koyu renkli leke ya da kabartı. En çok üzümde görülen olgunlaşma belirtisi. Kişiyi öbür varlıklardan ayıran bilinç. Teklik birinci kişiyi gösteren söz. Olta veya tuzağa konulan yem. Saçta, sakalda beliren beyazlık. Bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge, ego. Kuşun yavrusuna taşıdığı yem.

DIŞBÜKEYLİK

Dışa doğru çukur, şişkin veya kabarık olma durumu.

FİTİL

Lambada, kandilde ve mumda yağın, çakmakta benzinin yanmasını sağlayan, türlü biçimlerde bükülmüş veya dokunmuş pamuktan yapılmış olan genellikle yağ çekici madde. 0,0125 gram olan ağırlık ölçü birimi. Yollu bir biçimde dokunmuş kumaş. Derin yaraların tedavisinde, yara içine salınan steril gazlı bez şeridi. Elli kâğıtla oynanan ve en az sayısı olanın kazanması kuralına dayanan bir iskambil oyunu. Eskiden topları ve şimdi lağımları ateşlemekte kullanılan kaytan biçiminde tutuşturucu madde. Kumaşın altına kaytan biçiminde bükülmüş bir şey koyup üstten dikerek yapılmış olan kabartma yol. Anüse konulan donmuş yağ kıvamında ve koni biçiminde ilaç. Koltuk, sandalye vb. oturulan eşyanın yapımında dikiş veya çivileri gizlemekte kullanılan şerit.

AZMAK

Küçük su birikintisi, gölcük. Çamaşır artık ağartılamaz duruma gelmek. Hayvanlar iki ayrı ırktan doğmak. Yara, hastalık etkili, tehlikeli duruma gelmek. Cinsel duyguları artmak. Bitkiler, aşırı büyümek. Bataklık. Deniz, ırmak vb. kabarmak, taşmak. Taşkınlıkta ileri gitmek.

ÇAPALAMAK

Çapa ile toprağı kabartmak.

BOMBE

Şişkinlik, kabarıklık.

BİNDALLI

Çoğunlukla mor kadife üzerine sırma ile kabartma dal, yaprak ve çiçek işlenmiş giysi veya örtü.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

BÖRTMEK

Az pişirmek, haşlamak. Kabarmak, şişmek.