Kelimeler arşivi içinde; başında "içi" olan, toplam 49 adet kelime bulunmaktadır. içi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu içi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde içi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
İÇİNDENKOLLU
İÇİNDEKİLER, İÇİLEBİLMEK, İÇİREBİLMEK
İÇİREBİLME, İÇİKSİNMEK, İÇİLEBİLME, İÇİLETİŞİM
İÇİVERMEK, İÇİNNEMEG, İÇİNLEMEK, İÇİNDİRİM, İÇİRİLMEK
İÇİCİLİK, İÇİLİŞKİ, İÇİGIZIL, İÇİMBİKE, İÇİRİLME, İÇİRİKLİ, İÇİVERME, İÇİRTMEK
İÇİMLİK, İÇİNGİR, İÇİŞMEK, İÇİKMEK, İÇİRTME, İÇİNMEK, İÇİLMEK, İÇİRMEK
İÇİNDE, İÇİRİK, İÇİRİŞ, İÇİRME, İÇİMLÜ, İÇİMLİ, İÇİMEN, İÇİLÜK, İÇİLME, İÇİLİŞ, İÇİLİK, İÇİBOŞ
İÇİNE, İÇİCİ
İÇİN, İÇİM, İÇİŞ, İÇİK, İÇİT
İÇİ
İÇİ
Bir memleketin saygı duyulanı, ileri geleni. İçin.
İÇİLEBİLME
İçilebilmek işi.
İÇİNDEKİLER
Bir kitabın, derginin baş veya sonuna konulan, konu başlıklarını sayfa numaralarıyla gösteren liste, fihrist. Bir kitap, dergi, gazete, mektup vb.nin içinde bulunan konular veya kapsadığı şeyler, münderecat.
İÇİREBİLMEK
İçirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İÇİNDİRİM
Belgitin şimdiki değeri üzerinden yapılan indirim.
İÇİNLEMEK
İçerlemek.
İÇİVERMEK
Çabucak veya kısa sürede içmek.
İÇİNNEMEG
Kimseye sezdirmeden kızmak.
İÇİLEBİLMEK
İçilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
İÇİCİLİK
İçici olma durumu.
İÇİLİŞKİ
(bağlanım çözümlemesi) Bağımsız değişkenlerin kendi aralarındaki ilişki.
İÇİLETİŞİM
Bir televizyon yayını sırasında, yayına katılanlar arasında gerekli komut ve yönergelerin gönderilmesi amacıyla yapılan konuşmalar ve bunu sağlayan dizge.
İÇİKSİNMEK
İçe sinmek: Ben bu işi içiksinmiyorum.
İÇİNDENKOLLU
Bir ayakkabı türü. (Senirkent Isparta).
İÇİRİLMEK
İçmesi sağlanmak.
İÇİREBİLME
İçirebilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde İÇİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABARTILI
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
AÇACAK
Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.
ABULLABUT
Kaba saba ve anlayışsız (kimse). Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse).
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ACIMASIZCA
Acımasız olarak, acımasız bir biçimde, acımasızcasına, zalimce, zalimcesine, zalimane.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
ABARTISIZ
Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.