İçinde ŞAMA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "şama" olan, toplam 114 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu şama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

ŞAMANDIRALAMAK

13 harfli kelimeler

ŞAMANDIRALAMA

11 harfli kelimeler

ŞAMATACILIK, ŞAMAROĞLANI, KIYIŞAMAMAK, ORTAKYAŞAMA, PAŞAMANDIRA, UYUŞAMAZLIK

10 harfli kelimeler

ŞAMARLAMAK, DUŞAMADIYA, ŞAMANCILIK, YAŞAMALANI

9 harfli kelimeler

OKŞAMALIK, ŞAMANDIRA, ŞAMARLAMA, YUMUŞAMAK, AHŞAMACAN, AVŞAMAKDA, HOŞAMATÇI, ŞAMATALIH, YUMUŞAMAH

8 harfli kelimeler

KAĞŞAMAK, KAYŞAMAK, ŞAMANİST, ŞAMANİZM, ŞAMATACI, ŞAMATALI, YANŞAMAK, YAŞAMACA, YUMUŞAMA, BÜRŞAMAK, CAĞŞAMAH, CAĞŞAMAK, CAHŞAMAH, ÇAĞŞAMAK, ÇAHŞAMAK, ÇIĞŞAMAK, ÇIKŞAMAK, DUŞAMADA, DUŞAMADI, GAĞŞAMAK, GANŞAMAK, GAVŞAMAK, HOŞAMADI, KAGŞAMAK, KAKŞAMAK, KAVŞAMAK, KIVŞAMAK, KOĞŞAMAK, KOHŞAMAK, KOVŞAMAK, Devamını Oku »»

7 harfli kelimeler

AŞAMALI, BOŞAMAK, KAĞŞAMA, KAYŞAMA, OKŞAMAK, YANŞAMA, ANKŞAMA, BÖŞAMAK, DOŞAMAK, DUŞAMAK, GAŞAMAH, GAŞAMAK, IĞŞAMAK, KOŞAMAK, KUŞAMAK, MOŞAMAK, MUŞAMAK, OĞŞAMAN, OHŞAMAH, OHŞAMAK, ONŞAMAK, ŞAMAKON, ŞAMALAK, ŞAMAMIK, ŞAMANLI, ŞAMARCİ, ŞAMARTA, ŞAMATLU, UKŞAMAK, YAŞAMAK, Devamını Oku »»

6 harfli kelimeler

BOŞAMA, OKŞAMA, ŞAMALI, ŞAMAMA, ŞAMATA, DAŞAMA, DOŞAMA, KOŞAMA, OŞAMAK, OŞAMAN, ŞAMALA, ŞAMANİ, YAŞAMA

5 harfli kelimeler

AŞAMA, ŞAMAR, ŞAMAK, ŞAMAN

4 harfli kelimeler

ŞAMA

Bazı kelimelerin anlamları

ŞAMA

Bal mumuna veya parafine batırılmış fitil.

UYUŞAMAZLIK

Görüş ve kanılar arasındaki bağdaşamaz ayrılık.

ORTAKYAŞAMA

(karşılık: simbiyoz) İki hayvan, iki bitki ya da bir hayvan ile bir bitki arasındaki karşılıklı yararlanmaya dayanan beraber yaşama durumu; birden çok türe ait bireylerin birlikte yaşaması.

OKŞAMALIK

Gönül okşayıcı özelliği olan.

ŞAMARLAMAK

Yüze açık elle vurmak, şamar atmak.

ŞAMATACILIK

Şamatacı olma durumu.

ŞAMARLAMA

Şamarlamak işi.

ŞAMAROĞLANI

Adam yerine konulmayan, yerli yersiz azarlanan kimse.

ŞAMANCILIK

Esrime yeteneğindeki kimselerin (samanların) cinlerle ve tinlerle ilişkiler kurarak onların üstün yetenek, beceri ve güçlerini elde etmeleri; bunları toplum ve birey adına kullanmaları; bu iş için yapılan dinsel, büyüsel işlemlerin ve törenlerin tümü.

DUŞAMADIYA

Gelişigüzel, münasebetsiz, rasgele.

ŞAMANDIRA

Halkalarına tekne bağlamak için limanda demirlenmiş olan, içi boş, her yanı kapalı, çoğunlukla metalden yapılmış olan fıçı vb., yüzer top. Kapama düzenini sağlayan, metal veya plastikten yapılmış, suda yüzen top. Denizde yol göstermeye, bir tehlikeyi veya geçiş yolunu haber vermeye yarayan yüzer cisim. Kandilde fitili tutmak için yağda yüzen telli mantar düzeni.

ŞAMANDIRALAMA

Şamandıralamak işi.

ŞAMANDIRALAMAK

Belli bir noktayı işaretlemek için bir şamandırayı zincirleriyle birlikte denize bırakmak.

KIYIŞAMAMAK

Göze alamamak : Sana geçen gün bir şey diyecektim kıyışamadım.

PAŞAMANDIRA

İstanbul ilinde, Mahmutşevketpaşa bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

YAŞAMALANI

İnsanların ve kentlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri, işlevlerini gereği gibi yerine getirebilmeleri için gereksinme duydukları uzam.

  -   -   -  

Anlamında ŞAMA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BEŞKARDEŞ

Şamar.

BAŞKONAKÇI

Asalağın en iyi geliştiği, dolayısıyla en çok yararlandığı ve yaşamaktan hoşlandığı konakçı.

AKŞAMÜSTÜ

Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken, akşamüzeri.

AST

Alt. Birine göre alt aşamada olan kimse, madun. Rütbe veya kıdemce küçük olan asker. Birinin buyruğu altında olan görevli, madun.

BARINMAK

Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak. Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak. Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak.

BASAMAK

Bir yere çıkarken veya bir yerden inerken basılan ve art arda gelen, birbirine belirli aralıkları olan düz yüzeylerden her biri. Bir amaca ulaşmak için yararlanılan kişi, durum veya yer. Derece, aşama, kerte, evre. Ondalık sayı sisteminde bir sayının sağdan sola doğru rakamlarının derecelerine göre her birinin bulunduğu yer, hane. Bir tam denklemde bulunan bilinmeyenin en yüksek kuvveti.

AMBALE

"Birini düşünemez duruma getirmek, çok yormak, fazla gaz vererek otomobili çalışamaz duruma getirmek" anlamlarındaki ambale etmek ve "çok yorulup iş göremez, düşünemez duruma gelmek" anlamındaki ambale olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz.

ATIK

Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.

AKŞAMLAMAK

Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

ANTEN

Boşlukta yayılan elektromanyetik dalgaları toplayarak bu dalgaların transmisyon hatları içerisinde yayılmasını sağlayan cihaz. Olta şamandırasının alt ve üst kısmında bulunan ince uçlar. Duyarga.

BESİN

Yenilebilir, beslenmeye elverişli her tür madde, azık, gıda. Yaşamak, varlığını sürdürmek için gerekli şey.

BENGİLEŞMEK

Sonsuz yaşama niteliği kazanmak, ölümsüzleşmek, ebedîleşmek.

BEYLİK

Bey olma durumu. Bir tür küçük ve ince asker battaniyesi. Hükûmet. Devletle ilgili, devlete özgü olan, devlet malı olan, mirî. Rahat yaşama. Merkeze tam bağlı olmayarak bir beyin yönetimi altındaki ülke, emîrlik, emaret, mirlik. Basmakalıp. Herkesin kullandığı, herkesin bildiği.

ABİS

Okyanusların güneş ışığının ulaşamadığı derin yerleri.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

AYRIMLAMA

Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.

AŞAMALI

Aşaması olan, kademeli.

AKŞAMLIK

Akşama özgü olan.

BEZGİN

Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş. Solgun, cansız. Yaşama veya iş görme isteğini yitirmiş bir biçimde.