Kelimeler arşivinde; içinde "şap" olan, toplam 127 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şap bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şap ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şap olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞAPKALIMANTARLAR
ŞAPŞALLAŞMAK
ŞAPIRDATMAK, ŞAPŞALLAŞMA, ŞAPILDATMAH, ŞAPLAHLAMAH, ŞAPLAKLAMAK, ŞAPRAKSAKAL, YUKARIŞAPÇI
ŞAPIRDAMAK, ŞAPIRDATMA, ŞAPİROGRAF, ŞAPKACILIK, KÜÇÜKŞAPÇI, PAŞAPINARI, PAŞAPİLAVI, ŞAPATLAMAK, ŞAPILATMAK, ŞAPIRLAMAK, ŞAPMALAMAĞ, ŞAPPADANAK
ŞAPADANAK, ŞAPIRDAMA, ŞAPLATMAK, ŞAPŞALLIK, BALLIŞAPA, KARAŞAPLA, KOŞAPINAR, PAŞAPINAR, ŞAPÇIDEDE, ŞAPERONİN, ŞAPILAMAH, ŞAPIRTTAK, ŞAPKAPICI, ŞAPŞALLAK
KIZILŞAP, ŞAPÇILIK, ŞAPKALIK, ŞAPKASIZ, ŞAPLATMA, ŞAPPADAK, ŞAPŞALAK, ŞAPŞALCA, YALAPŞAP, AKŞAPLAK, PAŞAPORT, ŞAPALAMA, ŞAPATMAK, ŞAPATSIZ, ŞAPBANCI, ŞAPÇILAR, ŞAPDAMAK, ŞAPILDAK, ŞAPIRDIM, ŞAPIRMAK, ŞAPKAPAN, ŞAPLAMAK, ŞAPŞIMAK, ŞAPŞIRAK, ŞAPTALAK, ŞAPTAMAK, ŞAPURDUM
ŞAPHANE, ŞAPIRTI, ŞAPKACI, ŞAPKALI, ALAPŞAP, ALEPŞAP, KARAŞAP, MAŞAPLI, ŞAPADAK, ŞAPALAĞ, ŞAPALAH, ŞAPALAK, ŞAPALAN, ŞAPALIK, ŞAPERON, ŞAPILDU, ŞAPLAKA, ŞAPLAMA, ŞAPLICA, ŞAPŞUPA, ŞAPULCU
ŞAPLAK, ŞAPŞAL, NAŞAPA, ŞAPBAK, ŞAPBAN, ŞAPÇAK, ŞAPILA, ŞAPINA, ŞAPIRT, ŞAPKAK, ŞAPKÖY, ŞAPLİK, ŞAPPOY, ŞAPRAK, ŞAPSAP, ŞAPŞAK, ŞAPŞAP, ŞAPŞAT, ŞAPŞUP, ŞAPTAL, ŞAPTIK, ŞAPULA, ŞARŞAP
AHŞAP, KEŞAP, ŞAPKA, AKŞAP, ŞAPAR, ŞAPCI, ŞAPÇI, ŞAPEL, ŞAPIH, ŞAPIR, ŞAPLA, ŞAPLI, ŞAPMA, ŞAPŞA, ŞAPTA, ŞAPUL
AŞAP, EŞAP, ŞAPA, ŞAPİ
ŞAP
ŞAP
İstekle öperken çıkan ses. Birden yere düşme veya çarpma sırasında çıkan ses. Alüminyum ve potasyum sülfatından veya amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. Bez üstüne dikilip boyna takılan yirmilik altın dizisi. Kumlu çimento ile yapılan beton yapı üstüne yalnız sulu çimento ile geçilen cila sıvası. Bağlam. Bir değerlikli metal sülfatlarının üç değerlikli metal sülfatlarıyla oluşturdukları çift tuz. Potasyum-aluminyum sülfata halk arasında verilen ad. Doğal yollardan elde edilmiş ve saf olmayan alüminyum hidroksit ve sülfürik asit karışımına amonyum veya potasyum ilavesiyle elde edilen, renksiz, kokusuz, kan veya doku proteinlerini çöktürerek etkiyen emilebilir yerel etkili kanama dindirici bir ve büzüştürücü etkili, hematoksilenin yapısında bulunan ve aşı yapımında adjuvant olarak da kullanılan bir madde. Bu bileşiğin, herhangi bir çift sülfat içeren grubu, alum. Berberlerin ellerini kurutmaları ve usturanın kaymaması için kullandıkları madde. (Aksaray Niğde).
ŞAPKALIMANTARLAR
Tarla ve çayırlarda, bodur birer şemsiye gibi gelişen ve kök asalağı türleri de bulunan mantarlar topluluğu.
ŞAPLAHLAMAH
El çırpmak, alkışlamak.
ŞAPŞALLAŞMAK
Şapşal duruma gelmek.
YUKARIŞAPÇI
Çanakkale ili, Yiğitler nahiyesine bağlı bir yer.
ŞAPIRDATMAK
Öperken veya bir şey yerken "şap" diye ses çıkartmak.
ŞAPILDATMAH
Tokat atarken ses çıkarmak, şapırdatmak.
ŞAPIRDAMAK
Öperken veya bir şey yerken "şap" diye ses çıkarmak.
ŞAPKACILIK
Şapkacının işi.
KÜÇÜKŞAPÇI
Balıkesir kenti, Havran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
PAŞAPINARI
Gümüşhane şehrinde, Şiran ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Samsun ili, Havza ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ŞAPIRDATMA
Şapırdatmak işi.
ŞAPRAKSAKAL
Akıtmalı (at için).
ŞAPŞALLAŞMA
Şapşallaşmak durumu.
ŞAPİROGRAF
Daktiloda, mumlu kâğıda karbon şeritsiz olarak yazılan yazıyı ispirtolu çoğaltma tekniğiyle basan ve elle çalıştırılan makine.
ŞAPLAKLAMAK
Tokatlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖLGELİK
Gölge altında bulunan yer. Kazıkların ve belli kalınlıktaki dikmelerin üzerine bindirilmiş bir tür demir veya ahşap çardak, sayeban, pergola.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
DOĞRAMACI
Ahşap doğrama yapan kimse.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
FIRILDAK
Rüzgârla dönen, çember biçiminde çocuk oyuncağı. Havalandırmak amacıyla oda veya mutfak pencerelerine takılan kanatlı araç. Ocak veya soba borusunun iyi çekmesini sağlamak için tepesine takılan ve rüzgârın gittiği yöne dönebilecek biçimde yapılmış olan şapka. Düşüncesini sürekli değiştiren, sözünden dönen (kimse). Dolap, düzen, hile.
KABALAK
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda kullanılmış olan, şapkaya benzeyen bir başlık türü. Kabak yaprakları biçiminde etli ve tüylü yaprakları olan, kırlarda ve su kenarlarında yetişen bir bitki.
HATIL
Ağırlığı yatay olarak dağıtmak ve duvarların düşey doğrultudaki çatlamalarını önlemek için yatay olarak boydan boya yerleştirilen ahşap, tuğla veya beton bağlama ögesi.
DİKME
Dikmek işi. Fidan, yeni dikilmiş fidan. Yük kaldırmakta kullanılan bir direkli maçuna. Bir evde aileyi sürdürecek olan tek çocuk. Dikey olan doğru veya düzlem, amut. Ağaç, direk. Ahşap yapılarda pencere ve kapı yanlarına dikilen direklerden her biri.
KAFES
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper. Şimşirlik. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme. Hapishane. Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti.
KABARA
Dayanıklılık sağlamak amacıyla, ayakkabıların altına çakılan, yassı ve iri başlı demir çivi. Kumaş kaplı mobilyanın kenarındaki şeridin üzerine çakılan süslü çivi. Süs olarak odaların ahşap bölümlerine, türlü biçimler yapmak için çakılan iri başlı, sarı çivi.
ANSIZIN
Hatıra gelmeyen bir sırada, ani, anide, aniden, ansız, apansız, apansızın, birden, birdenbire, dangadak, defaten, durup dururken, fücceten, gürpedek, larp, larpadak, patadak, pattadak, rappadak, şakkadak, şapadanak, şappadak, şırakkadak, bedaheten, fücceten, nagehan, vehleten.
BİNDİRME
Bindirmek işi. Birbiri üzerine gelerek eklenen levha, kiremit, ahşap parçalarının durumu. Çıkarma harekâtına katılacak birliklerin, çıkarma yerine gitmek için kendilerine ayrılan deniz araçlarına binmeleri.
FES
Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık.
GÖBELEK
Rengi siyah beyaz veya bej beyaz olan, kurutulabilen, yenebilen bir tür şapkalı mantar.
AŞOZ
Ahşap gemilerin omurgalarının uzunluğunca ve iki yanında borda kaplamalarının en dar yüzünü yerleştirmek için açılan keskin, sivri köşeli yuva.
ÇATMA
Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.
GİTAR
Genellikle ahşap gövdeli, perdeli, altı teli olan, telleri parmakla çekilerek veya pena ile vurularak çalınan bir telli çalgı.
FÖTR
Şapka, çanta, çiçek ve başka süs eşyası yapmak için kullanılan ince ve yumuşak keçe. Bu keçeden yapılmış (şapka).
KAKMA
Kakmak işi. Ağaç üzerinde veya diğer ahşap malzemede, mobilyada, belirlenmiş desen ve çizimlere göre oyulmuş yuvalara gümüş, sedef vb. süs maddeleri kakılıp oturtularak yapılmış olan iş.
ANADUT
Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç.