Kelimeler arşivinde; içinde "üzücü" olan, toplam 4 tane kelime bulunuyor. İçerisinde üzücü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu üzücü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında üzücü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÜZÜCÜ
Üzüntü veren, acıklı.
YÜZÜCÜLÜK
Yüzücü olma durumu.
YÜZÜCÜ
Yüzme sporu yapan kimse. Kasaplık hayvanların derilerini yüzen kimse. Yüzme sporunu profesyonel olarak yapan kimse. Birini sömüren kimse.
DÜZÜCÜ
Yalancı. Gelini süsleyen (kadın).
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜZÜCÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
UZGEÇ
Yüzücü, iyi yüzen.
KARİDES
Denizlerde veya tatlı sularda yaşayan, yüzücü, orta büyüklükte kabuklu, eti yenir bir deniz hayvanı.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
MARTI
Martıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı (Larus).
ÜZER
Kaymak, süt, yoğurt yüzü. Ürem, faiz. Değiş tokuş sırasında üste alınan para. Can sıkıcı. Üst. Kaymak. Faiz. Can sıkıcı, üzücü.
YÜZEK
Yüzücü. Arsız, utanmaz. Yüzme. Şımarık, utanmaz, yüzsüz.
KLONİDİN
Yüksek konsantrasyonlarda alfa adrenerjik almaçları uyararak damar büzücü etkisi de olan ve başlangıçta bu amaçla çıkarılan imidazolin türevi antihipertansif bir ilaç.
KONSTRİKTOR
Büzücü, sıkıcı.
ÇATMAK
Odun, değnek, kılıç, tüfek vb. uzun şeylerden birkaç tanesini, tepelerinden birbirine çaprazlama dayayarak durdurmak. Bir şeyi yapmak için gerekli parçaları bir araya getirmek. Yazıyla ya da sözle sataşmak. Üzücü, kızdırıcı veya şaşırtıcı olaylarla karşılaşmak. Başa yemeni, çatkı, yazma vb.ni bağlamak. Kereste vb.ni birbirine tutturmak. Yükü hayvana iki yanlı yüklemek. Rastlamak, karşılaşmak. Gemiler birbirine çarpmak.
PANKREOZİMİN
Kolesitokinin. İnce bağırsak çeperinden salgılanan, safra kesesini ve safra yollarını doğrudan etkileyerek büzücü etki gösteren bir enzim, kolesistokinin.
GARAMA
Kara olay, üzücü olay.
YÜZGEN
Yüzücü.
GILILIM
Herhangi bir üzücü olay karşısında insanların topluca bağırıp çığlık atması sonucu ortaya çıkan uğultu.
CEHENNEMİ
Cehennemle ilgili. Üzücü, yakıcı, cehennem gibi.
MÜESSİF
Üzücü, üzüntü veren. Hoşa gitmeyen, kötü (olay, durum).
SABIR
Acı, yoksulluk, haksızlık vb. üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç. Olacak veya gelecek bir şeyi telaş göstermeden bekleme.
SFİNKTER
Büzen, daraltan, büzücü.
SÜZEGEN
Sık sık işeyen. Süzücü; sık sık işeyen kimse.
FENA
İyi nitelikte olmayan, kötü. Ölümlülük. Çok. İstenilen ve gereken nitelikte olmayan (kimse). Davranışları toplumun ahlak anlayışına uymayan. Hoşa gitmeyen, rahatsız edici. Üzücü.