Kelimeler arşivinde; içinde "ünkü" olan, toplam 31 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ünkü bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ünkü ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ünkü olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÜLÜNKÜLEMEK
KÜNKÜRLEMEK, KÜNKÜRDEMEK, KÜNKÜNLEMEK, KÜNKÜLLEMEK
PEDÜNKÜLLÜ, PEDÜNKÜLÜS, HÜNKÜFLÜYH, ÜNKÜLENMEK
HÜNKÜRMEK, PÜNKÜLMEK, DÜNKÜGÜNİ, KÜNKÜRLÜK, TÜNKÜRMEK, SÜNKÜRMEK
PEDÜNKÜL, KÜNKÜLÜK, KÜNKÜMEK, PÜNKÜLÜK
BUGÜNKÜ, TÜLÜNKÜ
ŞÜNKÜT, ÜNKÜRÜ, KÜNKÜR, KÜNKÜM, KÜNKÜL, ÇÜNKÜT
DÜNKÜ, ÜNKÜR, ÇÜNKÜ
ÜNKÜ
O, bu, şu. Direnme.
HÜNKÜRMEK
Ses çıkararak burun silmek.
KÜNKÜLLEMEK
Uyuklamak, uyuklarken düşecek gibi olmak. Yaşı ilerlemek, elden ayaktan düşmek, gözleri görmez olmak. Yaşlı kimse güçsüz, uykuda gezer gibi olmak.
ÜNKÜLENMEK
Bekinmek.
PEDÜNKÜLÜS
Ayakçık, sap.
DÜNKÜGÜNİ
Dün.
KÜNKÜRDEMEK
Yaşı ilerlemek, elden ayaktan düşmek, gözleri görmez olmak.
PEDÜNKÜLLÜ
Bir sapı olan yüzeyden kabarık, patolojik değişim.
KÜNKÜRLEMEK
Uyuklamak, uyuklarken düşecek gibi olmak. Yaşı ilerlemek, elden ayaktan düşmek, gözleri görmez olmak. Pişman olmak. Yaşlı kimse güçsüz, uykuda gezer gibi olmak.
KÜNKÜRLÜK
Düşünce, fikir: Efendinin, künkürlüğü doğrudur.
TÜNKÜRMEK
Daldaki meyveyi taş ya da sopayla bir vuruşta koparıp düşürmek.
KÜNKÜNLEMEK
Uyuklamak, uyuklarken düşecek gibi olmak.
HÜNKÜFLÜYH
Cömertlik; mertlik.
KÜLÜNKÜLEMEK
Miskinleşmek, uyuşuklaşmak.
PÜNKÜLMEK
Devrilmek : Çaydanlık pünküldü.
SÜNKÜRMEK
Sümkürmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜNKÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FELEMENK
Bugünkü Hollanda, Belçika ve Kuzeydoğu Fransa'ya eskiden verilen ad.
ÇUNKİM
Çünkü.
CUNKU
Çünkü.
OĞUZ
İyi huylu (kimse). XI. yüzyılda Harezm bölgesinde toplu olarak yaşayan ve daha sonra batıya doğru göç ederek bugünkü Türkmen, Azeri, Gagavuz ve Türkiye Türklerinin aslını oluşturan büyük bir Türk boyu.
GÜNDELİK
Gün hesabıyla veya her gün ödenen para, yevmiye. Her günkü, yevmi. Her gün yayımlanan, her gün çıkan. Günlük iş.
BAŞMUHASEBE
Osmanlı maliyesinde, bugünkü Sayıştayın işini yapan daire.
ŞEHREMANETİ
Osmanlı Devleti'nde, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Belediye.
ALAMA
El ile tutulup atılabilecek büyüklükteki taş parçası: Dünkü kavgada bir alama da bana geldi. Sert ağaçtan yapılan, üzeri oyma işlemeli ve gece gezerken taşınan sopa. Ele alınıp atılacak büyüklükte, yuvarlak taş. Yumruk büyüklüğünde taş.
SULTANİ
Sultanlara yaraşan ya da sultanlarla ilgili. Çekirdeksiz bir tür üzüm. 1908'den sonra Osmanlı ülkelerinde, bugünkü lise dengi öğretim kurumu. Mısır, Trablus ve Cezayir darphanelerinde basılan Osmanlı altını.
ZİRA
Çünkü.
GÜNLÜK
O günkü, o günle ilgili. Günü gününe tutulan anı yazısı ya da bu yazıları içine alan eser, günce. Üzerinden gün geçmiş veya geçecek. Her gün yapılan, her gün yayımlanan, her gün çıkan. Günü gününe tutulan hatıra, günce, muhtıra. Tütsü için kullanılan bir tür ağaç sakızı.
GÜNCEL
Günün konusu olan, şimdiki, bugünkü (haber, olay vb.), aktüel.
Kİ
Anlam bakımından birbirleriyle ilgili cümleleri birbirine bağlayan bir söz. "Öyle, o kadar, o denli" vb.nden sonra, kullanıldığı cümleye güç katan bir söz. Özneyi, tümleci güçlendirerek cümlenin temel bölümüne bağlayan bir söz. Yakınma, kınama vb. duygular anlatmak için bir cümlenin sonuna getirilen bir söz. İkinci cümledeki yargının birincideki hareketin yapılışı sırasında görülerek şaşıldığını bildiren bir söz. Bir soru cümlesinin sonuna getirildiğinde şüphe veya endişe anlatan bir söz. Bazı kelimelerin sonuna bir ek gibi eklenerek birtakım zarflar, yeni edatlar oluşturan bir söz: Belki, çünkü, hâlbuki, mademki, sanki gibi. İki cümlede anlatılan durumların uyuşmazlığını bildiren bir söz.
AYRINTITASAR
Büyük ölçekli düzentasarın, bir toprak parçasında, bugünkü ve gelecek için önerilmiş yapıları ve bayındırlık etkinliklerini, taşınmazların sınırlarını, sokak ve anayol çizgilerini, ağaçları ve ağaç kümelerini gösteren, küçük ölçekteki özeti.
EVRİLİR
Konu ile yüklemin birbirinin yerine geçmesiyle doğruluğu bozulmayan (önerme): "Her insan güler" evrilir bir önerme sayılır çünkü "her gülen insandır" yargısı yanlış olmaz. Alıcıda kullanılıp kimyasal işlemden geçtikten sonra doğrudan doğruya pozitife dönebilen (film).
BOŞİNANÇ
Korku, umarsızlık, çağrışım gibi ruhsal nedenlerle beliren; geleceği bilmek isteğiyle kimi rastlantısal benzerlikleri iyilik ya da kötülüğün önbelirtileri olarak değerlendiren; bilimin ve geçerli bir dinin kabullenmediği doğaüstü güçlerin varlığını tasarımlayan, kuşaktan kuşağa geçen yanlış inanmalar. Kaynakları bilimsel ve dinsel bir temele dayanmayan, tarihin derinliklerinden gelerek çağımıza ulaşan, bugünkü anlayışa ters düşmelerine karşın, halkın bilinçsizce kullandığı kalıpsal inançlar dizgesi, bk. sözlü boşinanç, boşinançsal süreklilik, boşinançsal katman, boşinançsal gerileme, boşinançsal çevre. Kimi sözlerin, eylemlerin, sayıların, davranışların... istenen ya da istenmeyen sonuçlar doğuracağına değin yanlış inanış.
BARDIK
Gittik: Dünkü toplantıya bardık.
CERMEN
Bugünkü Almanya'yı, Bohemya ve Polonya'nın batı bölümünü kapsayan Cermanya'da milattan önce III. yüzyıldan IX. yüzyıla kadar oturan halk. Bu halktan olan kimse.
DİLÜVİYUM
Bugünkü ırmakların Dördüncü Çağdan kalma en eski alüvyonları.
AHGIN
İşlenmesi kolay, engebesiz, düz: Ovada çift çubuk sürülür, çünkü ahgındır.