Kelimeler arşivinde; içinde "ünme" olan, toplam 131 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ünme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ünme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ünme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARŞISÜRTÜNME
ÖYKÜNMECİLİK, GÖRÜNMEZKALE
BÖLÜNMEZLİK, GÖRÜNMEZLİK, GÜLÜMSÜNMEK, KÜÇÜKSÜNMEK, SÜRTÜNMESİZ
SÜRTÜNMELİ
GÜÇSÜNMEK, ÖYKÜNMECİ, SÜRTÜNMEK, YÜKSÜNMEK, BÖĞSÜNMEK, DÖNCÜNMEK, DÜRTÜNMEK, HÖYKÜNMEK, HÜMCÜNMEK, ÖRTÜNMEYH, SÖĞKÜNMEK, SÖĞLÜNMEK, SÖVKÜNMEK, SÖYKÜNMEK, SÖYÜNMEYH, SÜMSÜNMEK, SÜRTÜNMEÇ, YÜĞSÜNMEK
BÖLÜNMEK, BÖLÜNMEZ, BÜKÜNMEK, BÜRÜNMEK, ÇÖĞÜNMEK, ÇÖZÜNMEK, DÖKÜNMEK, DÖVÜNMEK, DÜŞÜNMEK, GÖRÜNMEK, GÖRÜNMEZ, GÜÇSÜNME, GÜLÜNMEK, ÖLÇÜNMEK, ÖRTÜNMEK, ÖYKÜNMEK, SÜRTÜNME, SÜRÜNMEK, YÜKSÜNME, YÜKÜNMEK, YÜLÜNMEK, YÜRÜNMEK, BÜYÜNMEK, ÇÖZÜNMEZ, DÖGÜNMEK, DÖRÜNMEK, DÖYÜNMEK, DÜRÜNMEK, DÜZÜNMEH, DÜZÜNMEK, Devamını Oku »»
BÖLÜNME, BÜKÜNME, BÜRÜNME, ÇÖĞÜNME, ÇÖZÜNME, DÖKÜNME, DÖVÜNME, DÜŞÜNME, GÖRÜNME, GÜLÜNME, ÖLÇÜNME, ÖLÜNMEK, ÖRTÜNME, ÖVÜNMEK, ÖYKÜNME, SÜRÜNME, YÜKÜNME, YÜLÜNME, YÜRÜNME, GAVÜNME, GÖVÜNME, ÖGÜNMEK, ÖĞÜNMEK, ÖKÜNMEK, ÖRÜNMEK, ÖTÜNMEK, ÜĞÜNMEK, ÜRÜNMEK, ÜZÜNMEK
ÖLÜNME, ÖVÜNME, SÜNMEK, TÜNMEK, ÇÜNMEK, DÜNMEK, HÜNMEK, KÜNMEK, YÜNMEK
SÜNME, TÜNME
ÜNME
ÜNME
Övme.
BÖLÜNMEZLİK
Bölünmez olma durumu.
GÜÇSÜNMEK
Bir şeyin yapılması zor gelmek.
SÜRTÜNMELİ
Sürtünerek.
GÜLÜMSÜNMEK
Gülümsemek, tebessüm etmek.
KARŞISÜRTÜNME
Sürtünme sonucu, aşınıma uğramama ya da az aşınma özelliği.
DÖNCÜNMEK
Bir şeyin çevresinde dönmek: Tepeyi döncündüm başım dödü.
GÖRÜNMEZKALE
Sivas kenti, İmranlı belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ÖYKÜNMECİ
Öykünen, benzemeye çalışan, taklitçi kimse.
ÖYKÜNMECİLİK
Öykünmeci olma durumu.
BÖĞSÜNMEK
Karşısındakini küçük görmek, hiçe saymak.
SÜRTÜNMEK
Geçerken değmek, sürünmek. Kavga etmek için sebep aramak. Başıboş, amaçsız dolaşmak.
GÖRÜNMEZLİK
Görünmez olma durumu.
KÜÇÜKSÜNMEK
Küçük görmek, küçümsemek.
SÜRTÜNMESİZ
Sürtünme olmadan.
YÜKSÜNMEK
Üşenmek, tembellik etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜNME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYRIŞMA
Ayrışmak işi. Moleküllerin, türlü etkenlerle geçici olarak daha yalın atom ve moleküllere bölünmesi, inhilal.
ANMAK
Birini veya bir şeyi akla getirerek sözünü etmek veya onu düşünmek, zikretmek, hatırlamak. Adlandırmak. Bir armağanla birinin gönlünü almak.
ATLAMAK
Bir engeli sıçrayarak veya fırlayarak aşmak. Yanılmak, aldanmak. Yüksek bir yerden alçak bir yere, ayaküstü gelecek bir biçimde kendini bırakmak. İnmek. Okuma, yazı yazma, sayı sayma vb. işlerde bazı bölümleri üstünkörü geçmek. Basında haberi zamanında verememek veya diğer gazetelerden öğrenmek. Bir işe sonucunu düşünmeden hemen girişmek. Binmek. Sınıfı okumadan geçmek.
ATACILIK
Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme, atavizm.
AKILCILIK
Akla dayanan, doğruluğun ölçütünü duyularda değil, düşünmede ve tümdengelimli çıkarmalarda bulan öğretilerin genel adı, usçuluk, akliye, rasyonalizm, deneycilik karşıtı. Akla ve akıl yolu ile varılan yargıya inanma, akla aykırı veya akıl dışı hiçbir şeyi tanımama davranışı ve tutumu, akliye, rasyonalizm. Bilginin evrensellik ve zorunluluğunun deneyden ve deneye dayanan genellemeden değil, yalnızca akıldan çıkartılabileceğini savunan öğreti, rasyonalizm.
ARTİSTLİK
Artistin işi. Olduğundan başka türlü görünme, kendini başka türlü gösterme. Artist olma durumu.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
ATOMCULUK
Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.
ARAÇÇILIK
Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü, enstrümantalizm.
AKIL
Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.
AYDINLANMA
Aydınlanmak işi ya da durumu. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi.
AMİTOZ
Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma.
APAÇIKLIK
Apaçık olma durumu. Bir şeyin, hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın açık bir biçimde görünmesi.
AYRILMA
Ayrılmak işi. Bir biçmeden geçen beyaz ışığın türlü renklerde görünmesi.
AYRIŞMAK
Birbirinden ayrılmak, birliği bozulmak. Moleküller, türlü etkenler sebebiyle geçici olarak daha yalın atom veya moleküllere bölünmek.
ANLAYIŞ
Anlama işi, telakki. Anlama yeteneği, feraset, izan, zekâ. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Hoş görme, hâlden anlama. Bir toplum veya topluluktaki bireylerde görüş ve inanış etmenlerinin etkisiyle beliren düşünme yolu, düşünüş biçimi, zihniyet, mantalite.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ALÜMİN
Suda çözünmeyen, 2050 °C'de eriyen, beyaz bir toz olan alüminyum oksit (Al2O3).
ALACALANMAK
Alaca bir duruma gelmek. Herhangi bir heyecan dolayısıyla benzi kızarıp bozarmak, renkten renge girmek. Eriyen karlar arasından yer yer toprak görünmek.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.