Kelimeler arşivinde; içinde "ülfet" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ülfet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ülfet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ülfet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KÜLFETSİZLİK
KÜLFETSİZCE, ABDÜLFETTAH
KÜLFETSİZ
KÜLFETLİ
KÜLFET, ŞÜLFET
ÜLFET
ÜLFET
Alışma. Tanışma, görüşme. Dostluk, ahbaplık.
KÜLFETLİ
Sıkıcı, zor, yorucu, özen isteyen. Büyük masraf gerektiren.
ABDÜLFETTAH
Gizli şeyleri açığa çıkaran Tanrı'nın kulu.
KÜLFETSİZLİK
Külfetsiz olma durumu.
KÜLFET
Sıkıntı, zorluk. Büyük masraf.
KÜLFETSİZ
Sıkıntısız, kolay, özen istemeyen. Az masraf yaparak.
ŞÜLFET
Süslü.
KÜLFETSİZCE
Külfet altına girmeden, külfete katlanmadan.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜLFET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALIŞMA
Alışmak işi, istinas, ülfet.
MASRAFSIZ
Masraf gerektirmeyen veya az masrafı olan, ucuza mal olan. Külfeti az bir biçimde.
KÜFLET
Arapça kökenli kulfet. Evdeki kişiler. Çokluk, kalabalık. Külfet.
ZOBU
İriyarı, kalın, kaba. Delikanlı. Kadının uğrun uğrun eve aldığı erkek, hovarda. Külfetli, zor, sıkıntılı. Büyük çekiç, külünk. İriyarı, kaba ve kırıcı kimse. Onurlu, kendini beğenmiş. Avcıların av hayvanlarını taşıyan, yardımcı. Vezir konaklarında içağaların özel hizmetlerini gören kimseler. İri yarı, kalın, kaba. Zor, sıkıntılı. Eski vezir konaklarındaki hizmetli. Kütahya ilinde, Çavdarhisar ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
HAZIRLOP
Başkası tarafından hazırlanmış, sağlanmış, emeksiz, külfetsiz. Sarısı katılaşacak derecede kaynatılmış (yumurta).
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
İSBAT
tanıt. -etmek: tanıtlamak. -külfeti: tanıt yükü.
KİFLET
Aile fertleri, bk. külfet.