İçinde ÖZÖN geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "özön" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde özön bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu özön ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında özön olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

Bazı kelimelerin anlamları

ÖZÖN

Gönlü geniş kimse.

ÖZÖNDER

Gerçek önder.

  -   -   -  

Anlamında ÖZÖN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZÖN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANLAÇ

Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

ANGAÇ

Hatıra, hediye, armağan. Budak deliğinin etrafı. Dokumalarda direzi arasından geçen iplik. Zakkum ağacı. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Şanlıurfa şehrinde, Ovacık nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

ANNA

Korku, şaşma, hayranlık bildirir ünlem. Hayır:-Oğlum bu gün pazara git.-Anna gitmem. Dirseğin iç kısmı: Anna*mı acıttın. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

ANDEÇ

Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

ANNAÇ

Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Yan taraf: Bizim evin amacında bir ağaç var. Cevap, karşılık: Mektubumun annacını çabucak yolla. Karşı. Karşılık, yanıt: Mektubumun arınan geldi. Tam karşı.

ANNUK

Nane, dağnanesi. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

ANNAK

Tepenin en sivri yeri. At, eşek, tavuk, keklik gibi hayvanların yatıp yuvarlandıkları tozlu yer. Anlayış, duygu. Anlayış, bellek, zekâ. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Görülebilen yer. Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan.

TEPEKENT

Eski Yunan ve Mezopotamya'dan Yirminci Yüzyıl İskoçya'sına dek pek çok yerde, daha çok din, savunma ve sağlık etkenleri gözönünde tutularak kurulmuş kent. Tepe biçiminde toprak yığılmış, eski uygarlıklardan kalma yerleşme türü.

KENTBİLİM

Geniş anlamda, kentlerin değişmesine, büyümesine, gelişmesine, bayındırılmasına ve düzenlenmesine yön veren, kentsel çevreyi, yaşamın toplumsal, ekonomik, ekinsel yönetkil ve güzelduyusal gereklerini gözönünde tutarak düzenleyen uğraşı, bilim ve sanat dalı. Dar anlamda, yerleşim yerleri için düzentasarlar hazırlamanın yöntemlerini öğreten bilim dalı ve bu dalda yetişmiş kimselerin uğraşısı. Kent bilimlerinden biri.

ANAYÖNLER

Güneşin 21 mart ve 23 eylül ılımları sırasında doğduğu noktanın gerçek doğu olduğu gözönünde tutularak, birbirini 90° lik açılarla kesen dört yönden her biri.

ALABİLİRLİK

Bir yapının boyutları gözönünde tutularak saptanan ve barındırabileceği en çok insan sayısı.

SADILAMAK

Sözü ağzında gevelemek, şaşırıp sözü uzatmak, istediğini tam anlatamamak. Sayıklamak, uykuda konuşmak. Duraksamak, kararsızlık göstermek: Ne sadılayıp duruyorsun, ne söyleyeceksen söyleyiver. İncelemek, araştırmak. İmgelemek, gözönüne getirmek. Bir sözü yinelemek.

ABANIK

"Samit" kelimesinden çevirme olan "sessiz" teriminin dilbilim bakımından yanlış olduğu bilinmektedir. Esasen sesli ve sessiz kelimeleri voisé ve invoisé terimlerinin tam karşılığıdır. (bk. Sesli ve Sessiz). Bu sesler, yani samitler, söylenirken ses aygıdmda herhangi bir kısmın başka bir kısma abanarak yolu daraltması veya kapamasıyla meydana geldikleri için fizyolojik olay gözönünde tutulup bunlara "abanık" denilmiştir. Bu bakımdan abanıklar DARALTILI (Constricitive) ve KAPANTILI (Occlusive) diye iki sınıfa ayrılır (bk. Daraltılı ve Kapantılı). Abanıklar boğumlanma noktalarına göre de ayrı bir sınıflamaya uğrarlar: AĞIZDIŞI (Eixtrabuccale), AĞIZİÇİ (Intra - buccale) ve AĞIZARDI (Post - buccale) ; (Bu kelimelere bakınız). Bundan başka dilin boğumlamayı sağlıyan kısmı bakımından bir sınıflama daha yapılıyor. bk. Dilönü, Dilortası ve Dilardı abanığı.

ANLAMBİLİM

Dilleri oluşturan simgelerle anlamları arasındaki ilişkileri inceleyen bilim. Kelime anlamlarını başka kelimelerinkilerle karşılaştırarak veya onların zaman içindeki gelişimlerini gözönünde tutarak inceliyen bilim, ki birincisine DURALI ANLAMBİLİM (Sém. statique) , ikincisine de EVRİMLİ veya YÜRÜMLÜ ANLAMBİLİM (Sém. évolutive ou dynamique) denir. Sözcükleri anlam yönünden inceleyen dilbilim dalı. Sözcüğün gereken duruma, yani anlatımın özüne yakışması yollarını araştıran bilgi dalı.

AMAK

Tepenin en sivri yeri: Şu dağın amakına kadar çıktım. Almak. Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık. Atmak. Eğmek.

ANLAŞ

Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.

ANNACIK

Karşı, ön taraf, gözönü, her taraftan görülebilen yer, meydan, açıklık.