Kelimeler arşivinde; içinde "özmek" olan, toplam 8 tane kelime bulunuyor. İçerisinde özmek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu özmek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında özmek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DÜĞÜMÇÖZMEK
ÇÖZMEKLİK
ÇÖZMEK, DÖZMEK, GÖZMEK, KÖZMEK, TÖZMEK
ÖZMEK
ÖZMEK
Tepeler arasındaki çukur, düzlük yer, koyak. Bataklık, sazlık yer. Yormak. Kutu.
ÇÖZMEK
Düğümlü, bağlı veya sarılı bir şeyi açmak. Çözgü ipini tezgâha yerleştirmek. Bir problemde aranan sonucu, belli ögeler yardımıyla ortaya çıkarmak, halletmek. Bulmaca, sorun vb.nin bilinmeyen, gizli noktasını bulup açıklamak, sonuca bağlamak. Bir maddeyi çözücüyle çözündürmek, onun çözeltisini yapmak. Saçı açmak. Düğmeyi iliğinden açmak.
DÜĞÜMÇÖZMEK
Veriye önceden uygulanmış bir düğümün etkisini kaldırmak üzere, veriyi ters yönde çevirmek.
TÖZMEK
Çözmek.
DÖZMEK
Sabretmek, tahammül etmek, dayanmak.
GÖZMEK
Çeşme. Küçük delik.
KÖZMEK
Ahır ve ağıl duvarlarında gübre atmak için açılan delik. Gübre yığını.
ÇÖZMEKLİK
Hayvanların gübrelerinin biriktirildiği yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZMEK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATNAŞTIRMAK
Ayırmak, çözmek: Şu yumağı atnaştır.
HAKEM
Tarafların aralarındaki anlaşmazlığı çözmek için yetkili olarak seçtikleri ve üzerinde anlaştıkları kişi, yargıcı. Seçme ve karar verme yetkisi bulunan kimse. Karşılaşmaları, yarışmaları kurallara uygun ve yansız olarak yöneten kimse. Belirli bir konudan iyi anlayan kimse.
ÇÖZÜM
Bir sorunun çözülmesinden alınan sonuç, hal. Bir denklemde bilinmeyenlerin yerine konulduğunda o denklemi gerçekleştiren sayı veya sayılar. Bir problemi çözmek için verilenler üzerinde yapılacak işlemlerin gösterilmesi.
ÖNERİ
Bir sorunu çözmek üzere öne sürülen görüş, düşünce, teklif. İncelenmek için ileri sürülen şey, teklif.
FASLETMEK
Ayırmak, bölmek. Çözmek, sonuçlandırmak.
ÇİŞMEK
Meyvaların dallarına tutunduğu sap. Çözmek.
ÇEZMEK
Direzi adı verilen iplikleri tezgâha dikine olarak, sıra sıra germek. Çözmek. Çözmek - çeziyollar: çözüyorlar. Çözmek, açıklamak. Çözmek, açmak.
HIRTLAMAK
Oyunu kaybeden mızıkçılık etmek. Hortlamak. Bir işi zorlukla çözmek, yapmak. Vücudu yıpratacak kadar çok çalışmak. Çok kalabalık olmak.
ÇÖZME
Çözmek işi. El tezgâhlarında dokunan, genellikle yatak, yorgan çarşafı yapmakta kullanılan ince bez.
OKUMAK
Bir yazıyı meydana getiren harf ve işaretlere bakıp bunları çözümlemek veya seslendirmek. Bir şeyin anlamını çözmek. Değerlendirmek. Bazı belirtilerle bir anlamı, gizli bir duyguyu anlamak, kavramak. Sesli olarak söylemek. Hastalığı iyi edeceğini ileri sürerek okuyup üflemek, üfürükçülük etmek. Yazılmış bir metnin iletmek istediği şeyleri öğrenmek. Bir konuyu öğrenmek için okulda, bir öğretmenin yanında veya yazılı şeyler üzerinde çalışmak, öğrenim görmek. Sövmek, küfretmek. Bir yere çağırmak, davet etmek, okuntu göndermek.
ÖNERMEK
Tavsiye etmek. Bir sorunu çözmek üzere bir şey öne sürmek, teklif etmek.
ÇÖZÜVERMEK
Çabucak çözmek.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
IYMAK
Dokuma tezgâhında halı kilim ve benzerleri şeylerin iplerini yerleştirmek, germek, ip çözmek. İnce ince dökmek: Gelirken yarısını yere ıymışsın otun.
BUZMAK
Donmak, üşümek. Koyu mavi. Çözmek, dağıtmak (sığırlar için). Büzmek, buruşturmak.
ÇEŞMEK
Ağaç dalı. Meyvaların dallarına tutunduğu sap. Düğümü çözmek. Şimşek. Karaçalı denilen dikenli bir otun tohumu.
MUHAKEME
Yargılama. Usa vurma. Bir sorunu çözmek için çıkar yol arama.
HALLETMEK
Güç görünen bir olay veya duruma çözüm yolu bulmak. Cinsel ilişki kurmak. Bir cismi bir sıvı içinde eritmek. Bir yemeği yenecek duruma getirmek. Çözmek. Yoluna koymak, olumlu sonuca bağlamak.
AYNAŞTIRMAK
Çözmek, düzeltmek, halletmek, uyuşturmak.
DENEYÜSTÜCÜLÜK
İnsan bilgisinin niteliğini ve ilkelerini akıl yoluyla çözmek amacıyla deney alanının ötesine gitmeye çalışan anlayış, mütealiye, transandantalizm. Ahlakta belli bir gizemciliği savunan, Tanrı, doğa ve insanı kaynaştırmaya çalışan Amerikan felsefe okulu, mütealiye, transandantalizm.