Kelimeler arşivinde; içinde "özlülük" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde özlülük bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu özlülük ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında özlülük olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AÇIKGÖZLÜLÜK
TOKGÖZLÜLÜK
AÇGÖZLÜLÜK, UZSÖZLÜLÜK
ÖZLÜLÜK
ÖZLÜLÜK
Özlü olma durumu. Az sözcükle çok ve derin bir kavramı anlatma sanatı, bk. özlü.
AÇIKGÖZLÜLÜK
Açıkgöz olanın durumu. Açıkgöze yakışacak davranış.
AÇGÖZLÜLÜK
Açgözlü olma durumu, doymazlık, gözü doymazlık, harislik, tamahkârlık, tamah.
TOKGÖZLÜLÜK
Tokgözlü olma durumu.
UZSÖZLÜLÜK
Konuyu bütün yönleriyle kavrayarak hiç bir yanlış ve eksik anlayışa yer bırakmayan, yorum gerektirmeyen, yapmacıktan uzak ve düzgün anlatma sanatı, bk. sözbilim.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖZLÜLÜK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
TAMAH
Açgözlülük.
NİCİM
Tokgözlülük.
SÜMDÜKLENMEK
Arsızlık, pisboğazlık etmek, bir yere istenmediği halde sokulmak. Gördüğü yiyecekten istemek, açgözlülük etmek.
HAMPALAMAK
Korumak, desteklemek. Aç gözlülük ederek yiyecek kapmak.
İKTİLİK
Açgözlülük.
DİPLOMATÇA
Diplomata yakışan. (diploma'tça, l ince okunur) Diplomata yakışır bir biçimde, diplomat gibi. (diploma'tça, l ince okunur) Kurnazlıkla, açıkgözlülükle.
KERSİNMEK
Açgözlülük etmek.
DOYMAZLIK
Açgözlülük.
CARILIK
Açıkgözlülük.
SOKURLUK
Tek gözlülük.
KANCILAMAK
Açgözlülük etmek.
MİKROFTALMİ
Gözlerin normalden küçük olması, küçük gözlülük. Mikroftalmus.
GINIKMAK
Usanmak, bıkmak. Alışmak. Gücü yetmeyeceği bir şeyi yapmaya çalışmak. Denemek, sınamak. İsteği artmak, iştahlanmak. Bir şeyin hepsini kendi almak istemek, bencillik etmek. Aç gözlülük yapmak: Paraya öyle gınıktı ki, gözü kimseyi görmüyor.
KINIKMAK
Bir işe istekle başlamak, bir şey yapmak isteği göstermek. Bir şeye aşırı derecede düşkün olmak, tutkun olmak. Usanmak, fazla doymak, bıkmak. Benimsemek : Durmuş bu öküzü kınıktı. Bilmediğini iyice öğrenmek. Alışmak : Önceleri bal yiyemiyordum, şimdi kınıktım. Yaban hayvanını kendine alıştırmak : Bir tilki yakaladım, kendime güç kınıktırdım. Açgözlülük etmek. Acıkmak : Bugün senin karnının kınığı artıyor. Ağaçları aşılamak. Kıskanmak. Sevinmek. Kanmak, doymak, alışmak. İştahlanmak. Kanıkmak, kanıksamak.
FEYİL
Huysuzluk, kıskançlık, hırs. Açgözlülük, görgüsüzlük. Niyet, kalbten geçen istek. İstek, dilek: Feyilini dorult. Açgözlülük.
INIKMAK
Özenmek: Komşunun çocuğunun çalışmasına ınıktım.. Alışmak, huy edinmek. Aç gözlülük etmek. İtaat etmek, inkıyat etmek.
AÇIKGÖZLÜK
Açıkgözlülük.
JANDARMALIK
Jandarmanın görevi. Açıkgözlülük.
HUMSUZLUK
Sabırsızlık, aç gözlülük.
MONOFTALMİ
Tek gözlülük. Tek gözlü olma hâli.