Kelimeler arşivinde; içinde "öre" olan, toplam 615 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öre bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öre ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öre olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞÖRENDOĞANCILAR, GÖREVLENDİREBİLME, KARACAÖRENYAYLASI, KARAMIKKARACAÖREN, YUKARIKIZILCAÖREN
GÖREVLENDİRİLMEK, AŞAĞIKIZILCAÖREN, KERTMEKARACAÖREN, SAKARIKARACAÖREN, YÖRESELLEŞTİRMEK, YUKARIKARACAÖREN
GÖREVLENDİRİLME, AŞAĞIKARACAÖREN, BÜYÜKKARACAÖREN, KÜÇÜKKARACAÖREN, YENİKIZILCAÖREN, YÖRESELLEŞTİRME, YUKARIŞEHİRÖREN, YÜRÜKKARACAÖREN
GÖREVLENDİRMEK, TÖRETANIMAZLIK, KUZÖRENEMİRLER, TAHTACIÖRENCİK, YALAKÇUKURÖREN, YILDIRIMELÖREN, YUKARIİKİZÖREN, YUKARIKARAÖREN, YUKARIORTAÖREN, YUKARIÖRENBAŞI, YUKARIÖRENSEKİ
GÖRENEKSİZLİK, GÖREVSELCİLİK, YÖRESELLEŞMEK, AKÖRENSÖKÜLER, AŞAĞIİKİZÖREN, AŞAĞIKARAÖREN, BELKARACAÖREN, DEREÇETİNÖREN, DOĞUBELENÖREN, EĞERLİKOZÖREN, GÖREVLENDİRME, KASABAÖRENCİK, KÖRELTEBİLMEK, PASTÖRELLOZİS, TAŞKARACAÖREN, TEKGÖREVLİLİK, TÜRKMENAKÖREN, YÖRELLEŞTİRME, YUKARICANÖREN, YUKARIDALÖREN, YUKARIÖRENCİK
GÖRENEKÇİLİK, YÖRESELLEŞME, AKÖRENÇARŞAK, AŞAĞICANÖREN, AŞAĞIDALÖREN, AŞAĞIKUZÖREN, BEZCİKUZÖREN, DAĞÇUKURÖREN, EĞERLİALÖREN, GÖREBEŞLEMEK, HALİTBEYÖREN, HASKIZILÖREN, KIZILÖRENCİK, KÖRELTEBİLME, KUZÖRENDAĞLI, KÜÇÜKTEKÖREN, MERCİMEKÖREN, ORTAKARAÖREN, ÖNGÖREBİLMEK, ÖRENDELENMEK, VAKIFBELÖREN, YILDIRIMÖREN, YUKARIAKÖREN
ÇÖREKLENMEK, GÖRECECİLİK, GÖREVDAŞLIK, GÖREVLENMEK, GÖREVSİZLİK, TÖRETANIMAZ, AKÖRENKIŞLA, AŞAĞIAKÖREN, BÜYÜKAKÖREN, ÇAĞLICAÖREN, ÇİFTLİKÖREN, DEMİRCİÖREN, DERECİKÖREN, FRENKGÖREĞİ, GAZLIAKÖREN, GÖRELİKHALİ, KIZILCAÖREN, KÜÇÜKAKÖREN, ÖNGÖREBİLME, PASTÖRELLOZ, SAKARCAÖREN, SAMANLIÖREN, SARININÖREN, ŞEKERBÖREĞİ, TEPECİKÖREN, TÜRKMENÖREN, YÖREKLEŞMEK, YÖRENDÜRMEK, YÜRÜKBÖREĞİ
BAYRAMÖREN, GÖRENEKSEL, GÖREVCİLİK, TÖRELCİLİK, TÖRESİZLİK, YÖRESELLİK, SAĞTÖRESEL, BALLIBÖREK, BOĞAZGÖREN, BÖREKÇİLİK, BUĞDAYÖREN, BURMABÖREK, DAĞBELÖREN, DENİZGÖREN, DERECEÖREN, DEVELİÖREN, DOYMUŞÖREN, DÖRELENMEK, ESKİAKÖREN, GASIKBÖREK, GÖKGÖRENLİ, GÖREBİLMEK, GÖREDURMAK, GÖREDÜŞMEK, GÖREKLEMEK, GÖREMEDİYE, GÖRENDORUK, GÖRENEKSİZ, GÖRESLEMEK, GÖREŞLEMEK, Devamını Oku »»
GÖRECELİK, GÖRELİLİK, GÖRENEKÇİ, GÖRENEKLİ, GÖRESİMEK, KIZILÖREN, KÖRELTMEK, TÖRECİLİK, AKTÖRESEL, AKÇALÖREN, ALANGÖREN, AVŞARÖREN, BAYATÖREN, BEDİRÖREN, BELENÖREN, BEYBÖREĞİ, BOĞAZÖREN, BÖLÜKÖREN, BUĞURÖREN, CİBİNÖREN, CİNLİÖREN, ÇAKIRÖREN, ÇATALÖREN, ÇEŞMEÖREN, ÇETİKÖREN, ÇOBANBÖRE, ÇOBANÖREN, ÇOÇUKÖREN, DEMİRÖREN, DOĞANÖREN, Devamını Oku »»
AĞAÇÖREN, BÖREKLİK, ÇÖREKLİK, GÖRECELİ, GÖRESİME, GÖREVDAŞ, GÖREVSEL, GÖREVSİZ, GÜNGÖREN, KEÇİÖREN, KÖRELMEK, KÖRELTME, TÖRELLİK, TÖRELSİZ, TÖRENSEL, YÖREKENT, ADAGÖREN, AKÇAÖREN, ALÇIÖREN, ALIÇÖREN, ARIKÖREN, ARPAÖREN, AYAZÖREN, BÖREKOTU, CAMİÖREN, CİNKÖREZ, ÇAYGÖREN, DAĞGÖREN, DANAÖREN, DARIÖREN, Devamını Oku »»
BÖREKÇİ, ÇÖREKÇİ, GÖRELİK, GÖRENEK, GÖREVLİ, KÖRELİŞ, KÖRELME, TÖRENLİ, TÖRESEL, UZGÖREN, YÖRESEL, İÇGÖREÇ, ÇÖREOTU, SAĞTÖRE, ADAÖREN, ATATÖRE, BAĞÖREN, BALÖREN, BAŞÖREN, BEKTÖRE, BELÖREN, BELÖRER, BEŞÖREN, BEYÖREN, BEYTÖRE, BOZÖREN, BÖRBÖRE, BÖREKLİ, BÖREMİT, BÖREMÜT, Devamını Oku »»
AKÖREN, AKTÖRE, GÖRECE, GÖRECİ, GÖRELE, GÖRELİ, KÖREBE, KÖREŞE, TÖRECİ, TÖRELİ, AYTÖRE, BÖÖREK, ELGÖRE, ELÖREN, ERTÖRE, EVGÖRE, GÖREBİ, GÖREKE, GÖREME, GÖRESİ, HÖREGE, HÖREKE, HÖRENK, İÇÖREN, İLÖREN, KÖREBİ, KÖREKE, KÖREPE, KÖREZİ, ÖNÖREM, Devamını Oku »»
BÖREK, ÇÖREK, FLÖRE, GÖREV, ÖREKE, TÖREL, TÖREN, BÖREG, BÖREN, BÖREZ, DÖREK, DÖREZ, ELÖRE, GÖREÇ, GÖREK, GÖREL, GÖREN, GÖRES, GÖRET, GÖREZ, HÖREK, KÖREK, KÖREŞ, KÖREZ, NÖREK, NÖREN, ÖREÇE, ÖREDE, ÖREGÜ, ÖREĞİ, Devamını Oku »»
GÖRE, ÖREK, ÖREN, TÖRE, YÖRE, HÖRE, KÖRE, MÖRE, ÖREÇ, ÖREY, SÖRE
ÖRE
ÖRE
Güç, erke. Çevre, dolay. Makarna. Üç yaşında dişi tay. Yün, iplik eğirme aracı, kirmen. Ora bura, kıyı köşe. Örek; bina. Gazete, dergi veya kitap gibi yazılı şeylerde sayfanın yukarıdan aşağıya doğru bölünmüş olduğu kısımlardan her biri.
KERTMEKARACAÖREN
Sivas ilinde, Ulaş ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
AŞAĞIKARACAÖREN
Sinop ilinde, Durağan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Şanlıurfa ili, Karakeçi bucağına bağlı bir yer.
GÖREVLENDİRİLMEK
Görev verilmek, tavzif edilmek.
YUKARIKARACAÖREN
Sinop ili, Durağan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YUKARIKIZILCAÖREN
Karabük şehri, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
GÖREVLENDİRİLME
Görevlendirilmek işi.
AŞAĞIKIZILCAÖREN
Karabük ili, merkez ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
GÖREVLENDİREBİLME
Görevlendirebilmek işi.
KARACAÖRENYAYLASI
Eskişehir kenti, Kaymaz nahiyesine bağlı bir bölge.
BÜYÜKKARACAÖREN
Gaziantep ili, Doğanpınar bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
KARAMIKKARACAÖREN
Afyon ili, Çay ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BAŞÖRENDOĞANCILAR
Zonguldak ilinde, Ormanlı nahiyesine bağlı bir bölge.
KÜÇÜKKARACAÖREN
Gaziantep şehrinde, Doğanpınar bucağına bağlı bir yer. Gaziantep kenti, Oğuzeli ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YÖRESELLEŞTİRMEK
Yöresel duruma getirmek.
SAKARIKARACAÖREN
Eskişehir şehri, Alpu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖRE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AĞITLAMA
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.
ADAYLIK
Aday olma durumu, namzetlik. Bir görevde yetiştirilme.
AHİLİK
Cömertlik. Kökleri eski Türk törelerine dayanan ve Anadolu'da yüksek bir gelişim gösteren esnaf, zanaatçı, çiftçi vb. bütün çalışma kollarını içine alan ocak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AH
İlenme, beddua. (a:h) Ağrı, acı duyulduğunda söylenen bir söz. (a:h) Sesin tonuna göre pişmanlık, öfke, özlem, beğenme, sevgi vb. duygular anlatan bir söz.
ADAY
Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
AFFETMEK
Bağışlamak. Hoşgörü ile karşılamak, mazur görmek. Birinin sorumluluğundaki bir görevden veya işten çıkmasına izin vermek.
ACAYİP
Sağduyuya, göreneğe, olağana aykırı, garip, tuhaf, yadırganan, yabansı. Şaşma anlatan bir söz.
AHLAK
Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre. Huylar.
ADAM
İnsan. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. Bir alanı benimseyen kimse. Eş, koca. Görevli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
ADAP
Töre. Yol yordam.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AF
Bir suçu, bir kusuru veya bir hatayı bağışlama. Görevden çıkarılma.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.