Kelimeler arşivinde; içinde "öle" olan, toplam 205 tane kelime bulunuyor. İçerisinde öle bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu öle ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında öle olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GÖLETLENDİRMEK
KARAÇAYGÖLETİ, KÖLELEŞTİRMEK, YUKARIŞÖLENLİ
KÖLELEŞTİRİŞ, KÖLELEŞTİRME, GERİLİMBÖLEN, SÖLENTERELER, TÖLEMİYESİCE
DÖLEKLEŞMEK, DÖLENDİRMEK, DÖLEŞTİRMEK, GÖLEKLENMEK, GÖLERDİRMEK, KÖLEÇLENMEK, KÖLETÜKRÜĞÜ, SÖLENTERLER
KÖLELEŞMEK, BÖLEBİLMEK, DÖLEKÇAYIR, DÖLEKLEMEK, GÖLENLEMEK, GÖLETÇETMİ, GÖLEZERİĞİ, HÖLEMEZLİK, İSSÖLESİCE, KÖLESARIĞI, ORTAKBÖLEN, ÖLEŞTİRMEK, SÖLENTERON, YUKARIÖLEK
KÖLELEŞME, ÖLEYAZMAK, AHMETÖLEN, BÖLEBİLME, BÖLELİKLE, BÖLENECEK, DÖLERTMEK, GÖLEBAKAN, GÖLEMEZLİ, GÖLERTMEK, GÖLETDERE, GÖLEZKAYI, KARAGÖLET, ÖLEBİLMEK, ÖLENDİKDE, ŞÖLECEMEN
GÖLERMEK, ÖLEYAZMA, BÖLENMAH, BÖLENMEK, ÇÖLENMEK, ÇÖLEYMEN, DÖLEĞREK, DÖLEKLİK, DÖLENBEÇ, DÖLENBEK, DÖLENGEÇ, DÖLENMEK, DÖLENSOY, DÖLEŞMEK, DÖLETMEK, GÖLEKMEK, GÖLEMBEÇ, GÖLENBEK, GÖLENDİR, GÖLENMEK, KARBÖLEN, KÖÖLEMEK, ÖLEBİLME, ÖLENETEN, ÖLEZİMEK, SÖLEMSEK, SÖLENMEK, SÖLEŞMEK, TÜMBÖLEN, ÜÇEBÖLEN
GÖLERME, KÖLELİK, KÖLEMEN, KÖLESİZ, ÖLESİYE, BÖLEKEN, BÖLEKLİ, BÖLEMEK, ÇÖLEÇÖŞ, ÇÖLEMEN, DÖLECEK, DÖLECİK, DÖLEHLİ, DÖLEKLİ, DÖLEMEK, DÖLEMEN, DÖLEMPE, DÖLETLİ, ERDÖLEK, GÖLEBEK, GÖLECEN, GÖLECİK, GÖLEÇEN, GÖLEĞEZ, GÖLEĞİZ, GÖLEMEK, GÖLEMEZ, GÖLENTİ, GÖLERTİ, HÖLEBEŞ, Devamını Oku »»
KÖLECİ, KÖLELİ, BÖLECE, BÖLEKİ, BÖLENE, CÖLEPE, ÇÖLEKE, ÇÖLEKİ, ÇÖLEPE, DÖLEKE, DÖLELİ, DÖLEME, DÖLENK, DÖLEVİ, ENKÖLE, GÖLEME, HÖLEKE, JÖLELİ, ÖLECEK, ÖLECEN, ÖLECÜK, ÖLEĞEZ, ÖLEKEZ, ÖLEMEÇ, ÖLEMEK, ÖLEMEZ, ÖLENDE, ÖLENEK, ÖLESEK, ÖLEŞTİ, Devamını Oku »»
BÖLEN, DÖLEK, GÖLEK, GÖLET, ŞÖLEN, BÖLEÇ, BÖLEK, BÖLEM, ÇÖLEN, DÖLEÇ, DÖLEG, DÖLEN, DÖLET, GÖLEÇ, GÖLEN, GÖLEP, GÖLEZ, HÖLEK, KÖLEK, KÖLEN, KÖLEV, KÖLEY, LÖLEŞ, LÖLEZ, ÖLECE, ÖLESE, ÖLEYN, ÖLEZE, TÖLEK, TÖLEP, Devamını Oku »»
BÖLE, GÖLE, JÖLE, KÖLE, ÖLET, RÖLE, DÖLE, HÖLE, LÖLE, ÖLEK, ÖLEM, ÖLEN, ÖLEŞ, ÖLEZ, ŞÖLE
ÖLE
ÖLE
Öyle. Erkeğin erkeklik organı. Öyle, karşılığı ölü, öne. Öyle, bk. ele. Öğle. Ve öyle.
KARAÇAYGÖLETİ
Sinop şehri, Saraydüzü ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KÖLEÇLENMEK
Büyüyüp kuvvetlenmek.
DÖLEŞTİRMEK
Düzeltmek: Kazanın yerini döleştir.
GÖLERDİRMEK
Karşısındakini zor duruma düşürmek.
KÖLELEŞTİRMEK
Köle durumuna getirmek.
YUKARIŞÖLENLİ
Şanlıurfa kenti, Viranşehir belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
TÖLEMİYESİCE
Allah seni büyütmesin anlamında ilenç.
KÖLELEŞTİRME
Köleleştirmek işi.
DÖLENDİRMEK
Bozulmuş bir şeyi düzeltmek, düzene koymak. Doğrultmak. Alıştırmak, rahat ve doğru yürümeyi öğretmek. Yatıştırmak. Sabit kılmak, tesbit etmek. Rahata, sükûna, huzura kavuşturmak. Yerleştirmek.
GÖLETLENDİRMEK
Suyu setlerin önünde biriktirmek, göllendirmek.
DÖLEKLEŞMEK
Uslanmak. Yerleşip rahata kavuşmak. Düzleşmek: Köprü yükselince yol dölekleşir.
GERİLİMBÖLEN
Ardışık bağlı direnç, sığaç ve inkilteçlerden oluşan ve tüm dizinin uçlarına uygulanan gerilimin küçük bir bölümünü alarak kullanmaya yarayan düzenek.
GÖLEKLENMEK
Su set önünde birikmek, göllenmek.
KÖLELEŞTİRİŞ
Köleleştirme işi.
SÖLENTERELER
(Coelenterata), olmak üzere 2 filumu vardır.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÖLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEĞİŞTİRGEÇ
Röle.
BÖLÜCÜ
Bölme işini yapan, bölen. Bir topluluğu, birliği parçalama, bölme amacında olan, fesatçı, münafık.
BERZAH
Kıstak. Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer.
AZATLI
Azat edilmiş cariye veya köle.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
ANGARYA
Bir kimseye veya bir topluluğa zorla, ücret vermeden yaptırılan iş, yüklenti. Kölelik düzeninde köylünün derebeyine yaptığı zorunlu ücretsiz hizmet. Usandırıcı, bıktırıcı, zorla yapılmış olan iş. Savaş durumundaki bir devletin, kendi sularındaki yabancı bir devletin ticaret gemilerine el koyarak bunlardan yararlanması. Olağanüstü durumlarda veya sıkıyönetimde devletin vatandaşlara ait taşıtlara el koyması. Bir kişiye görevi dışında yaptırılan iş.
BAŞSAĞLIĞI
Ölen bir kimsenin yakınlarına ilgi ve yakınlık gösterme.
DELTA
Yunan alfabesinin dördüncü harfi (D). Bir ırmağın çatallanarak denize veya göle kavuştuğu yerde oluşan üçgen biçimli ova, çatal ağız.
ÇATLAMAK
Parçaları ayrılıp dağılmayacak bir biçimde yarılmak. Ses pürüzlü, bozuk çıkmak. Aşırı yemekten, içmekten, yorgunluktan, ağlamaktan ölecek duruma gelmek veya ölmek. Sıkıntı, sevinç, yalnızlık, heyecan, sabırsızlık, kıskançlık vb. ruhsal durumları aşırı derecede duymak. Bir yüzeyde kırışıklar, çizgiler oluşmak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ÇAKER
Kul, köle, cariye, yanaşma.
BENDE
Kul, köle.
BÜĞET
Gölet.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
BÜVET
Gölet. İstasyon, tiyatro, sinema vb. yerlerde yiyecek ve içecek satılan küçük büfe.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
BENDEHANE
Bendenin, kölenin evi.
AZATLIK
Azat olma durumu, serbestlik. Azat edilme vakti gelmiş olan (cariye, köle).
AKMAZ
Durgun su, gölet.