Kelimeler arşivinde; içinde "çuru" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çuru bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çuru ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çuru olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
UÇURUMLAŞMAK
UÇURUVERMEK, UÇURUMLAŞMA, UÇURUMOLOĞU
UÇURUVERME
UÇURULMAK
UÇURUMLU, UÇURULMA
ÇURUMBA, SUÇURUM, HOÇURUK, ÇURUNGA, ÇURUMAK, ÇURUKUR
UÇURUM, ÜÇURUM
ÇURUK
ÇURU
ÇURU
Özleşmemiş koyulaşmamış sulu (yemeklik hakkında).
HOÇURUK
Çürük.
UÇURULMAK
Uçurma işi yapılmak.
UÇURUMLAŞMA
Uçurumlaşmak durumu.
UÇURUM
Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar. Büyük fark, ayrılık. Felaketli sonuç.
UÇURULMA
Uçurulmak işi.
UÇURUVERMEK
Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.
UÇURUMLAŞMAK
Uçurum durumuna gelmek.
ÇURUKUR
Darmadağın.
SUÇURUM
Çağlayan : Suçurumun coşkun akışları kalbime heyecan verdi.
UÇURUVERME
Uçuruvermek işi.
ÇURUMBA
Kara lahananın çiçeği.
UÇURUMLU
Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.
ÇURUNGA
Avustralya yerlilerinin erginleme törenlerinde, dinsel bayramlarda kullandıkları sert ağaçtan ya da taştan yapılma, düz ve uzun, üzeri efsane atalarının ve doğaüstü yaratıkların güçlerini simgeleyen geometrik bezemelerle bezenmiş kutsal araçlarına verdikleri ad.
UÇURUMOLOĞU
Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).
ÇURUMAK
İnat etmek. Çürümek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇURU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ENGİME
Büyük tepelerin küçük iniş yerleri, küçük uçurum.
ATACAK
Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.
BARIH
Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.
ÇARTAN
Uçurumun dibi.
BARIK
1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.
ALATA
Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.
UÇURTMA
Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.
DERİŞTİRME
Deriştirmek işi. Çözücünün uçurulması veya daha fazla çözünen ilave edilerek birim hacimdeki çözünen madde miktarının artması.
DİNAMİTLENMEK
Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.
ARGU
İki dağ arası, uçurum.
AŞE
Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.
CAH
Parmaklık, korkuluk. Öküz, manda, keçi ve benzerleri hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi. Uçurum.
YALPAK
Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.
BERHAVA
Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.
FLORSUZLAŞTIRMA
Genellikle florlu fosfat kayasının florunun ısı işlemiyle uçurularak veya kimyasal işlemlerle uzaklaştırılması.
EVAPORASYON
Buharlaşma. Bir çözeltideki çözücünün uçurulması.
ÇARŞAK
Bayırlardan akarak yığın haline gelen çakıl. Kayalık yamaç yer. Uçurum. Çağlayan. Ufak çakıl taşlar ile örtülü yer. Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ÇILGI
İnce, dar, taşlı yol, patika. Akıl, us: Çılgısı seyrek. Terbiye. Biçim. Çalı çırpı. Uçurum. Rahat: Çok çılgı bir çocuk.
YAR
Uçurum.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.