İçinde ÇURU geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çuru" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çuru bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çuru ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çuru olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

UÇURUMLAŞMAK

11 harfli kelimeler

UÇURUVERMEK, UÇURUMLAŞMA, UÇURUMOLOĞU

10 harfli kelimeler

UÇURUVERME

9 harfli kelimeler

UÇURULMAK

8 harfli kelimeler

UÇURUMLU, UÇURULMA

7 harfli kelimeler

ÇURUMBA, SUÇURUM, HOÇURUK, ÇURUNGA, ÇURUMAK, ÇURUKUR

6 harfli kelimeler

UÇURUM, ÜÇURUM

5 harfli kelimeler

ÇURUK

4 harfli kelimeler

ÇURU

Bazı kelimelerin anlamları

ÇURU

Özleşmemiş koyulaşmamış sulu (yemeklik hakkında).

HOÇURUK

Çürük.

UÇURULMAK

Uçurma işi yapılmak.

UÇURUMLAŞMA

Uçurumlaşmak durumu.

UÇURUM

Deniz, göl, ırmak vb. su kıyılarında veya karada dik yer, yar. Büyük fark, ayrılık. Felaketli sonuç.

UÇURULMA

Uçurulmak işi.

UÇURUVERMEK

Çabucak uçurmak. Bir sözü hemen başkasına iletmek.

UÇURUMLAŞMAK

Uçurum durumuna gelmek.

ÇURUKUR

Darmadağın.

SUÇURUM

Çağlayan : Suçurumun coşkun akışları kalbime heyecan verdi.

UÇURUVERME

Uçuruvermek işi.

ÇURUMBA

Kara lahananın çiçeği.

UÇURUMLU

Kuruntulu, küçük olayları korkuyla büyüten.

ÇURUNGA

Avustralya yerlilerinin erginleme törenlerinde, dinsel bayramlarda kullandıkları sert ağaçtan ya da taştan yapılma, düz ve uzun, üzeri efsane atalarının ve doğaüstü yaratıkların güçlerini simgeleyen geometrik bezemelerle bezenmiş kutsal araçlarına verdikleri ad.

UÇURUMOLOĞU

Basınçlı suyun değirmene ulaştığı kısım. (Köprü Şarkikaraağaç Isparta).

ÇURUMAK

İnat etmek. Çürümek.

  -   -   -  

Anlamında ÇURU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇURU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ENGİME

Büyük tepelerin küçük iniş yerleri, küçük uçurum.

ATACAK

Hallaç tokmağı. Çocukların ok, taş atmak için kullandıkları sapan. Orman veya dağların yüksek yamaçlarından eteklere doğru tomruk yuvarlanan yol, uçurum.

BARIH

Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar.

ÇARTAN

Uçurumun dibi.

BARIK

1.Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2.Yeşillik, çayırlık yer. 3.Bitkilerin çok olduğu yer. 4.Herhangi bir şeyin çok bulunduğu yer.

ALATA

Karışık, toplama. Karışık maddelerle yapılan bir çeşit ekmek. Uçurum: Alatadan aşağı yuvarlandı. Yüksek: Arabaya alata yük vurmuş. Sürüye katılmayan zayıf, hasta hayvan. Nekahat devresindeki iştahlılık.

UÇURTMA

Uçurtmak işi. Üzeri renkli kâğıtlarla kaplanmış, genellikle çokgen biçimindeki bir gövde ve süslü bir kuyruktan oluşan, iple bağlanarak rüzgâr yardımıyla uçurulan bir çeşit oyuncak.

DERİŞTİRME

Deriştirmek işi. Çözücünün uçurulması veya daha fazla çözünen ilave edilerek birim hacimdeki çözünen madde miktarının artması.

DİNAMİTLENMEK

Dinamitle havaya uçurulmak. Engellenmek.

ARGU

İki dağ arası, uçurum.

AŞE

Sarp kayalar, uçurum. Ayşe.

CAH

Parmaklık, korkuluk. Öküz, manda, keçi ve benzerleri hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi. Uçurum.

YALPAK

Dalkavuk. Sokulgan, cana yakın. Sarp yer, uçurum.

BERHAVA

Havaya atılmış, uçurulmuş. Yararsız, boş.

FLORSUZLAŞTIRMA

Genellikle florlu fosfat kayasının florunun ısı işlemiyle uçurularak veya kimyasal işlemlerle uzaklaştırılması.

EVAPORASYON

Buharlaşma. Bir çözeltideki çözücünün uçurulması.

ÇARŞAK

Bayırlardan akarak yığın haline gelen çakıl. Kayalık yamaç yer. Uçurum. Çağlayan. Ufak çakıl taşlar ile örtülü yer. Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ÇILGI

İnce, dar, taşlı yol, patika. Akıl, us: Çılgısı seyrek. Terbiye. Biçim. Çalı çırpı. Uçurum. Rahat: Çok çılgı bir çocuk.

YAR

Uçurum.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.