Kelimeler arşivinde; içinde "çelme" olan, toplam 15 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çelme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu çelme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çelme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇELMELEYEBİLMEK
ÇELMELEYEBİLME
ÇELMELENMEK
ÇELMELEMEK, ÇELMELENİŞ, ÇELMELENME, ÇELMELEYİŞ
ÇELMELEME, GÖNÇELMEK
ÇELMELİK
ÇELMECE, ALÇELME
ÇELMEK, ÇELMEN
ÇELME
ÇELME
Çelmek işi. Arkadan hafifçe bağlanan başörtüsü. Birini yere düşürmek için ayağının önüne ayak uzatma.
ÇELMELEME
Çelmelemek işi.
ÇELMELEMEK
Çelme takmak. Bir işi baltalamak. Bir iş ya da kimseyi engellemek.
ÇELMELEYİŞ
Çelmeleme işi.
ÇELMELEYEBİLME
Çelmeleyebilmek işi.
ÇELMEK
Ayak uzatarak birisini düşürmek. Kendi yanına çekmek, beğenisini, sevgisini kazanmak. Bir şeyin kenarını verev veya çapraz kesmek, çalmak. Düşünce ve davranış birbirini tutmamak, birbirine ters düşmek. Örtü vb.ni örtünüp iki ucunu bağlamak. Topa gidiş yönünü değiştirecek biçimde vurmak. Yolundan çevirmek, engel olmak, engellemek.
ÇELMELİK
Pencere.
ÇELMELEYEBİLMEK
Çelmeleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ÇELMEN
Fese veya başa sarılan oyalı krep, mendil, yazma.
ÇELMELENİŞ
Çelmelenme işi.
ÇELMELENME
Çelmelenmek işi.
ÇELMELENMEK
Çelme takılmak. Bir iş veya kimse engellenmek, baltalanmak.
GÖNÇELMEK
Zengin olmak, varlıklı olmak.
ÇELMECE
Aklı karıştıracak biçimde.
ALÇELME
Türkmen kızlarının baş örtüsü üzerine alından bağladıkları katlanmış örtü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÇELME geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAĞDALAMAK
Düşürmek için ayağını birinin ayaklarına takmak, çelme atmak. Güreşte rakibe ayak sarması takmak.
ŞİRBİTMEK
Düşüncesini etkileyerek isteklendirmek, aklını çelmek.
CANĞAL
Güreşte bir ayak oyunu, çelme takma.
KİNDİK
İnsan göbeği : Bugün doğan çocuğun kindiğini anam kesdi. Ayak uzatma, çelme. Çoban köpeği.
İŞVE
Kadınların ilgi çekmek, gönül çelmek için takındıkları hoş, aldatıcı tavır, kırıtma, naz, cilve, eda.
KESATMAK
Ayağı çelmelemek.
YANBAĞDASI
Çelme.
KESATMA
Çelme : Bir kesatma yüzünden ayağım topal kaldı.
ÇANKAL
Dallı budaklı, eğri ağaç. Fasulye sırığı, sırık. İnce kemikleri çıkmış hayvan veya insan. Cılız, arık, büyük boynuzlu öküz. Güreşte bir ayak oyunu, çelme takma. En yüksek kaya. İğri.
YANLIĞDA
Çelme.
BAĞDA
Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek. Çelme, güreşte bacak atma: Hasan pehlivan yaman bağdacıdır. Engel, güçlük: Oğlanın düğün işi bağda oldu harmanları gecirgettik. Kement, bağ, düğüm. Yürüme çağına gelen çocukların yürüyememe durumu. Buğday. Çelme: Ne bağda atıyon?. Güreşçi çelmesi, sarma.
ÇELGİLİK
Kılıçoyunu savutlarında, namlu ile tutağın birleştiği yerde, eli korumaya ve karşı vuruşmacının namlusunu çelmeye yarayan tas biçiminde (dışbükey) koruyucu bölüm.
BAĞDANMAK
Çelme takılmak.
ÇIRTMA
Ufak parçalara doğranmış kabak veya patlıcandan yapılmış yemek. İnce doğranmış taze fasulye yemeği. İnce doğranmış salatalık üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan salata, cacık. Isırgan otundan yapılmış börek. Tekme, çelme. Fiske. Çelme, doğrama; çırtma tahmak, şalgam çırtmasi.
BADAK
Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan: Badağın biri hendeği atlayamadı. Tek husyeli hayvan, iyi burulmamış, dişisine yanaşamayan hayvan. Husye, erkeklik bezi. Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Fıtık. Dermansız, takatsız, çevik olmayan. Duygusuz, vurdumduymaz. İki çocuk kardeşlik olmak için serçe parmaklarıyla tutuşma. Bir şeyi uzatmak için yapılan ek, ilâve. Yeni kurutulan üzüm arasında kalan yaş taneler. Bardak. Merdiven, merdiven basamağı. Akran, eş, denk. Çelme, güreşte bacak atma. Toprak testi, küçük testi. İyi enenmemiş, erkeklik bezi tek olan hayvan. Erkeklik bezi. Kısa boylu. Niğde ilinde, Kemerhisar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YANBAĞDI
Çelme.
ÇATIŞMAK
Birbirine çatmak ya da çatılmak. Kavga etmek. Karşılıklı vuruşmak. Deve ve köpek çiftleşmek. Söz, iddia veya davranış birbirini tutmamak, birbirini çelmek, mütenakız olmak.
BAYDA
Büyük bakır kab, çorba tası, ağzı dar, dibi geniş yağ kabı, yemek kabı, büyük bakır tencere. Çelme, güreşte bacak atma. Çocukların yaptığı bir iki kişilik, altı düz küçük kayık.
BADAH
Çelme, güreşte bacak atma.
TAVLAMAK
İşlenilecek bir nesneye gereken ısıyı veya nemi sağlamak, tav vermek. Karşı cinsin gönlünü çelmek, kandırıp elde etmek. Yolsuz ve kolay kazanç umudu vererek dolandırmak. Ümit vererek kandırmak, kendine bağlamak, aldatmak.