İçinde ÇEKİM geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "çekim" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde çekim bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu çekim ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında çekim olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

ÇEKİMLEYEBİLMEK, ÇEKİMLENEBİLMEK

14 harfli kelimeler

ÇEKİMLEYEBİLME, ÇEKİMLENEBİLME

11 harfli kelimeler

YERÇEKİMSEL, ÇEKİMLENMEK, ÇEKİMSENMEK, ÇEKİMSERLİK, ÇEKİMSİZLİK

10 harfli kelimeler

ÇEKİMLEYİŞ, ÇEKİMLENME, ÇEKİMSENME, ÇEKİMÖLÇER, TIPKIÇEKİM, ÇEKİMSERCE, ÇEKİMLEMEK

9 harfli kelimeler

SOYAÇEKİM, YERÇEKİMİ, ÇEKİMLEME

8 harfli kelimeler

ADÇEKİMİ, ÇEKİMSİZ, ÇEKİMSER

7 harfli kelimeler

ÇEKİMLİ, ÇEKİMCİ

5 harfli kelimeler

ÇEKİM

Bazı kelimelerin anlamları

ÇEKİM

Çekme işi. Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan. Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, adların da ad durumlarına göre uğradığı biçimleri, tasrif. Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe, traksiyon.

ÇEKİMLENMEK

Çekimleme işine konu olmak.

ÇEKİMSENMEK

Bir şeyi yapmaktan geri durmak, kaçınmak, el çekmek, istinkâf etmek.

ÇEKİMSİZLİK

Çekimsiz olma durumu.

ÇEKİMLENME

Çekimlenmek işi.

TIPKIÇEKİM

Bir yazı, kitap veya biçimin fotoğraf yoluyla kopyasını çıkarma yöntemi, fotokopi. Bu yöntemle elde edilen kopya, fotokopi.

ÇEKİMÖLÇER

Çekim kuvvetlerini ölçmeye yarayan araç. Yer yer değişen yer çekiminin tam ve gerçek değerini dikey olarak belirlemeye yarayan araç, gravimetre.

ÇEKİMLEYEBİLMEK

Çekimleme imkânı veya olasılığı bulunmak.

ÇEKİMSERLİK

Çekimser davranma durumu.

ÇEKİMSERCE

Çekimsere yakışır bir biçimde.

ÇEKİMLEYİŞ

Çekimleme işi.

ÇEKİMLEYEBİLME

Çekimleyebilmek işi.

ÇEKİMLENEBİLME

Çekimlenebilmek işi.

ÇEKİMSENME

Çekimsenmek işi.

ÇEKİMLENEBİLMEK

Çekimlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.

YERÇEKİMSEL

İki kütlenin çarpımı ile doğru, aralarındaki uzaklığın karesi ile ters orantılı yerçekim kuvvetlerine ilişkin.

  -   -   -  

Anlamında ÇEKİM bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ÇEKİM geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇEKİMLEME

Çekimlemek işi.

BÜKÜNLÜ

Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan, bükülgen, insirafi.

ÇEKÜL

Ucuna küçük bir ağırlık bağlanmış iple oluşturulan, yer çekiminin doğrultusunu belirtmek için sarkıtılarak kullanılan bir araç, şakul.

ÇEKİMLİ

Çekimi olan, alımlı, cazibeli, cezbedici. Çekim ekleri alabilen.

CÜMLE

Bir yargı bildirmek için tek başına çekimli bir fiil veya çekimli bir fiille kullanılan kelimeler dizisi, tümce. Bütün, hep. Herkes. Dizge, sistem.

BİNDİRİM

Zam. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması.

DÜŞMEK

Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.

DEĞİŞİNİMCİLİK

Canlı bir varlıktaki soya çekimin, genlerin bazı özel durumlarının yitirilmesi, yeniden oluşması veya değişmesi yüzünden aniden değişebileceğini ve bu değişmenin, türlerin oluşmasında ana yol olduğunu ileri süren kuram, mutasyonizm. Doğa ve toplumdaki değişmelerin değişinim biçiminde olduğunu savunan düşünce akımı, mutasyonizm.

ÇEKİNİK

Birkaç kuşak sonra ortaya çıkan ve o zamana kadar aradaki döllerde gizli kalan (soya çekim nitelikleri), resesif. Çekingen. Çekingen bir biçimde.

ÇEKİMLEMEK

Bir cisim genel çekim yasasına göre başka bir cismi çekmek. Bir fiili zaman, kip ve kişilere, bir ismi ise çokluk, şahıs, iyelik ve durum eklerine göre biçimlendirmek.

DEĞİL

Cümle içinde art arda kullanılan iki veya daha çok özneyi, tümleci, yüklemi, aralarından bazılarına olumsuzluk kavramı vererek birbirine bağlayan veya yüklemin olumsuz çekimini sağlayan kelime.

DİK

Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

CAZİBE

Çekicilik. Çekim.

DIŞ

Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut. Yabancı ülkelerle ilgili. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Bir konunun kapsamına girmeyen şey.

AÇILAMA

Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.

DÜŞEY

Yer çekimi doğrultusunda olan, şakuli.

ÇEKİMSİZ

Çekimi olmayan.

BİTİŞKEN

Kelime üretim ve çekiminde ekler getirilirken kökü veya gövdesi değişikliğe uğramayan, bitişimli, iltisaki.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.